Kelimeler arşivinde; içinde "iddia" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde iddia bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu iddia ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında iddia olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İDDİALAŞMAK, İDDİASIZLIK
İDDİACILIK, İDDİALAŞMA, İDDİALILIK, İDDİASIZCA
İDDİANAME, İDDİALICA
İDDİASIZ
İDDİACI, İDDİALI
İDDİA
İDDİA
Sav. Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösterme.
İDDİALAŞMAK
Karşılıklı iddiaya girmek.
İDDİANAME
Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve iddialarını içinde topladığı, mahkemede okunan yazı, savca.
İDDİALAŞMA
İddialaşmak işi.
İDDİASIZLIK
İddiasız olma durumu.
İDDİASIZ
Bir iddiası olmayan. Alçak gönüllü, mütevazı.
İDDİALICA
İddialı bir biçimde.
İDDİALI
Bir iddiası olan. Abartılı. Kendine çok güvenen.
İDDİACI
Dediğinde, iddiasında haksız da olsa direnen, inatçı (kimse). Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösteren.
İDDİALILIK
İddialı olma durumu.
İDDİASIZCA
İddiasız bir biçimde.
İDDİACILIK
İddiacı olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde İDDİA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CERH
Yaralama. Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme.
ÇÜRÜTÜLMEK
Çürütme işine konu olmak. Doğru olarak ileri sürülen düşüncenin, davanın, iddianın yanlışlığı, gerçeklere dayanmadığı ortaya çıkarılmak.
DAYANAK
Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet. Destek, dayanak noktası. Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel. Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt.
ÇÜRÜTMEK
Çürümesine sebep olmak. Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek. Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak.
MÜDDEA
İddia edilen.
CİNCİ
Cin çağırma, onlarla konuşma vb. iddialarla geçimini sağlayan (kimse).
TANIKLAMAK
Bir iddiayı tanıkla desteklemek, tanık göstermek.
HAK
Adalet. Kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı. Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk. Verilmiş emekten doğan manevi yetki. Doğru, gerçek. Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç. Pay. Emek karşılığı ücret. Tanrı. Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma, kazı.
BÜYÜ
Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
KARŞITLAMAK
Bir iddiaya zıt olarak başka bir iddia ileri sürmek.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
SAVLAMAK
İddia etmek.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
BAHİS
Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.
HAKSIZ
Hak ve adalete uygun olmayan. Davası, iddiası, davranışı, düşüncesi doğru ve yerinde olmayan (kimse).
SAV
İleri sürülerek savunulan düşünce, iddia, dava. Tanıtlanması gereken önerme, tez. Haber, söz. Atasözü.
SAVCA
İddianame.
ÇATIŞMAK
Birbirine çatmak ya da çatılmak. Kavga etmek. Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.
TANITLAMA
Tanıtlamak işi, ispatlama. Öne sürülen bir iddianın doğruluğunu mantıksal yöntemle gösterme.
HAKLI
Hakka uygun, doğru, yerinde. Davası, iddiası, düşüncesi veya davranışı doğru ve adalete uygun olan (kimse).