İçinde İBAT geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ibat" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ibat bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ibat ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ibat olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

İRTİBATSIZLIK, İNZİBATSIZLIK

12 harfli kelimeler

İRTİBATLILIK, GELİBATIRMAK

10 harfli kelimeler

ŞİKİBATSIZ, ORİBATİDAE, İNZİBATSIZ, KEDİBATMAZ, İRTİBATSIZ, İNZİBATLIK, GİDİBATMAK

9 harfli kelimeler

İRTİBATLI

8 harfli kelimeler

ACAYİBAT, İBATULUM, TERTİBAT, TAHRİBAT, İNZİBATİ

7 harfli kelimeler

TAKİBAT, İSTİBAT, İRTİBAT, İNZİBAT

6 harfli kelimeler

İLİBAT

5 harfli kelimeler

İBATE

4 harfli kelimeler

İBAT

Bazı kelimelerin anlamları

İBAT

Kullar, insanlar. İbadet edenler.

İNZİBATSIZLIK

Düzensiz, başıboş olma.

İRTİBATSIZLIK

Bağlantısızlık.

ŞİKİBATSIZ

Sevimsiz, kılıksız, yakışıksız.

İRTİBATSIZ

Bağlantısız.

İRTİBATLI

Bağlantılı.

GİDİBATMAK

Gidip durmak: Nereye gidibatırsın.

İBATULUM

Ne iyi.

TERTİBAT

Düzen, düzenleniş. Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılmış olan ön hazırlıklar.

GELİBATIRMAK

Gelmek: Kız Fatma nerden gelibatırsın ?.

KEDİBATMAZ

Buğday ya da mısır unundan yapılan çorba. Suyunu çekmiş, koyulaşmış (yemek, çorba için). Pelte, pekmez peltesi.

İNZİBATSIZ

Sıkı düzeni olmayan, düzensiz, başıboş.

ORİBATİDAE

Toprakta yaşayan mikroskobik akarlar. Anoplocephalidae ailesindeki şeritlerin ara konağı olarak görev yaparlar.

ACAYİBAT

Anomali.

İNZİBATLIK

İnzibatın işi.

İRTİBATLILIK

Bağlantılılık.

  -   -   -  

Anlamında İBAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İBAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LÖKOKROMOTRİHİ

Şiddetli deri tahribatı olan yerlerde veya işaretleme amacıyla yapılan deri yanık yerlerinde pigment yapan hücrelerin parçalanması nedeniyle, iyileşmelerden sonra renksiz kıllı, açık gri veya beyaz lekelerin oluşması, akromotrihi.

KONEKSUS

İrtibat, bağlantı.

CEBELİ

Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.

BAĞLANTILILIK

Bağlantılı olma durumu, irtibatlılık.

FERAHİ

Bolluk, genişlik. Ucuzluk. Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma. II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.

UZAKSAMAK

Uzak saymak, istibat etmek.

IRAKSAMAK

Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak, istibat etmek.

DAKTİLOJİROZ

Monogenea sınıfından Dactylogyrus cinsi parazitlerin sazanların solungaç filamentlerinde ciddi tahribatlara neden olduğu hastalık.

SİSTEM

Düzen. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Model, tip. Dizge. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Yol, yöntem.

METAFİLAKSİ

Bir işletmeyi beklenen hastalık çıkmadan önce koruyan, işletmedeki ve işletme dışındaki diğer hayvanlara veya insanlara yatay ve dikey yayılımını engelleyen, asıl tahribatların henüz ortaya çıkmadığı zamanda bozucu faktörlere karşı kauzal etki eden ilaçların kullanılması.

BAĞLANTILI

Aralarında bağlantı bulunan, irtibatlı, rabıtalı, bağlantılı.

ELEKTROMEKANİK

Mekanik ögelerden oluşan ve bunların hareketiyle elektrikli unsurlara bağlı olarak uzakta bulunan aletlerin çalışmasını ve kontrolünü sağlayan tertibat.

FASİOLOİDİOZİS

Sığır ve öteki otçullarda dev karaciğer kelebeği Fascioloides magna'nın neden olduğu ve karaciğer parenkiminde şiddetli tahribat oluşumuyla belirgin hastalık, Halk dilinde kelebek.

IRAKSAMA

Iraksamak işi, istibat. Iraksak olma durumu.

BAĞLANTISIZ

Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

İZIBAT

İnzibat.

KOVUŞTURMA

Kovuşturmak işi, takibat, takip.

BAĞLANTI

İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.

BAĞLANTISIZLIK

Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık.

UZAKSAMA

Uzaksamak işi, istibat.