Kelimeler arşivinde; içinde "hun" olan, toplam 72 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hun bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu hun ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hun olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DACHSHUNDKÖPEĞİ
HUNHARCASINA
TURHUNLAMAK, SARHUNTULUH
GORHUNÇLUH
YUTHUNMAK, HUNNAYICI, HUNDARSIZ, HUNHARLIK
HUNTUMUŞ, TOHUNMAK, NAHUNECİ, TEBERHUN, HUNHARCA, FERHUNDE
SOHUNTU, HUNNACI, OHUNMAK, RUHUNUR, HUNAMAZ, SUHUNET, ŞOHUNDA, YUHUNTU, MAHUNYA, ÇOHUNTU
PEŞHUN, HUNNUK, HUNPIŞ, HUNHAR, KUSHUN, MERHUN, TERHUN, OHUNTU, ŞAŞHUN, TAŞHUN, TAHUNK, SERHUN, SEYHUN, TARHUN, SOLHUN, SORHUN, DİLHUN, FERHUN, GIRHUN, HUNRİZ, GÖKHUN, DUDHUN, HUNALP, HUNCAZ, DAŞHUN, HUNNAK, BAYHUN, BASHUN, ABUHUN
HUNİK, TAHUN, BUHUN, AHUNT, YAHUN, ERHUN, HUNÇA, ORHUN, HUNDA, HUNDİ, HUNEK
HUNA, HUND, HUNU, UHUN, HUNİ, HUNK
HUN
HUN
Kan.
TOHUNMAK
Değmek, dokunmak.
HUNDARSIZ
Sabırsız.
YUTHUNMAK
Yutkunmak.
FERHUNDE
Kutsal, kutlu, uğurlu. Mutlu, mesut.
HUNHARCASINA
Hunharca.
SARHUNTULUH
Sarkıntılık. Çalıp çırpmak.
GORHUNÇLUH
Korku; korkulu.
HUNHARLIK
Kan dökücülük, zalimlik.
DACHSHUNDKÖPEĞİ
Almanya'dan köken alan, geçmişinin 5000 yıl kadar önceye Mısırlı Teckel ırkına dayandığı düşünülen, uzun vücudu ve kısa bacaklarıyla dikkat çeken, rengi koyu kızıl veya kahverengi-siyah, boynu uzun ve kaslı, göğsü geniş, göğüs kemiği çıkıntılı, karnı içe doğru gergin, kuyruğu uzun ve sırtla aynı hizada taşınan, canlı ve sevecen aynı zamanda neşeli, meraklı ve zeki, havlamayı seven ve kendinden beklenmeyecek kadar yüksek ses çıkaran, tavşan ve özellikle porsuk avlamak amacıyla kullanılmış, bekçilik ve avcılık özellikleri gelişmiş köpek ırkı, sosis köpek.
TEBERHUN
Kızıl söğüt, tarhun.
TURHUNLAMAK
Kapıyı açılamayacak biçimde iyice kapamak.
NAHUNECİ
Çıkarcı, fırsatçı.
HUNHARCA
Hunhara yakışır bir biçimde, hunharcasına.
HUNTUMUŞ
Çok yaşlı, ibtiyar.
HUNNAYICI
Gebe.
Bu bölümde tanımı içerisinde HUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KASAP
Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse. Kan dökücü, hunhar. Et satılan dükkân.
İSPRİTİZMACILIK
Ruhun ölmediğine inanan, gereğinde ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış.
TROL
Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, huni biçiminde geniş ağızlı balık ağı.
ANJİN
Boğaz mukozasının şişmesi, boğak, hunnak.
STOACILIK
Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen Kıbrıslı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti, revakiye.
FAKİRİZM
Hint felsefesinde insan vücudu bütün kötülüklerin kaynağı sayıldığından, bedene eziyeti ruhun kurtuluşu ve mutluluğu için gerekli gören çilekeşlik.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
CANLICILIK
Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm. Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma. Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş. Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
İSPRİTİZMA
Ruhun ölmediğine inanan, gereğinde ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış.
ABARA
Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne. Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. Çift demiri ve pullukla açılan su yolu: Tarlaya abara çektim. Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. Tünel. Buğday ambarı. Hayvan yemliği. Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur. Buğdayla karışık saman. Dara. Bir yönden diğer yöne su geçirmeye yarayan ağaç oluk. (Gökmenler, Kızılağaç, Çalak, Gedikli Saimbeyli Adana).
KÜLAH
İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap. Erkeklerin giydiği genel olarak keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık. Bu kabın alabileceği miktarda olan. Oyun, hile.
SICAKLIK
Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği, hararet. Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi, suhunet. Hamamlarda yıkanılan sıcak yer. Sevgi, içtenlik ve sevimlilik.
HALİÇ
Koy, körfez. Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu.
KASAPLIK
Kasap olma durumu, etçilik. Kan dökücülük, hunharlık. Kesilmek üzere kesimevine gönderilen (hayvan). Kasabın yaptığı iş, etçilik.
ARINMA
Arınmak işi, temizlenme. Duyguların sanat yoluyla arı duruma getirilmesi. Ruhun tutkulardan temizlenmesi.
HAVUZCUK
İdrar borularının böbrekle birleştikleri yerde huni biçimindeki genişlik.
HULUL
Gelme, gelip çatma. Tanrı ruhunun herhangi bir bedene girdiğine inanma. Girme, sinme. Geçişim. Geçişme.
HAVVAANAELİ
Küçük beyaz çiçekli bir yıllık bir bitki (Anastatica hierochuntia).
KANLI
Kan bulaşmış. Kanı yoğun olan, demevi. Kan dökülmesine neden olan. Kanlanmış olan. İsteyerek kan dökmüş olan (kimse), hunriz, katil. Kan davasında taraf olan kimse. Kanı olan.