İçinde HİSSET geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "hisset" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hisset bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu hisset ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hisset olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

HİSSETTİREBİLMEK

15 harfli kelimeler

HİSSETTİREBİLME

13 harfli kelimeler

HİSSETTİRTMEK

12 harfli kelimeler

HİSSETTİRMEK, HİSSETTİRTME

11 harfli kelimeler

HİSSETTİRME

9 harfli kelimeler

HİSSETMEK

8 harfli kelimeler

HİSSETME

6 harfli kelimeler

HİSSET

Bazı kelimelerin anlamları

HİSSET

Cimrilik.

HİSSETME

Hissetmek işi.

HİSSETTİRME

Hissettirmek işi.

HİSSETTİREBİLME

Hissettirebilmek işi.

HİSSETTİRTMEK

Hissettirmesine sebep olmak.

HİSSETTİRTME

Hissettirtmek işi.

HİSSETMEK

Fiziksel bir uyarıyı duymak. Saymak, addetmek. Sezmek, farkına varmak, anlamak. Bir şeyden etkilenmek, duymak.

HİSSETTİRMEK

Hissetmesine sebep olmak, duyurmak, sezdirmek.

HİSSETTİREBİLMEK

Hissettirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında HİSSET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HİSSET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DANKLAMAK

Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak.

DANMAK

Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak. Sormak, fikir almak. Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. İnkâr etmek, gizlemek. Düşünmek. Hissetmek, his olarak bilmek; gelbime dandi. Dönmek. Doğmak; inkâr etmek. Dinlemek. Danışmak, istişare etmek. Hayrette kalmak, şaşmak. Şaşırtmak.

CİMRİLİK

Cimri olma durumu, eli sıkılık, hisset, imsak, mıhsıçtılık, nekeslik, pintilik, sıkılık.

İNME

İnmek işi. Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması, felç, nüzul, paralizi.

DUŞMAK

Rastlamak, rast gelmek. Uğramak. Yakalanmak, tutulmak. Yere çakılmak, düşmek. Devrilmek. Takatten kesilmek. Koyulmak, revan olmak. Tevarüs etmek, tahakkuk etmek. 6.Ddeğmek, temas etmek. Maruz kalmak - akluna duşmak: yad etmek, birden hasretini hissetmek - ayri duşmak: uzak kalmak, ayrı düşmek - tara duşmak: zor güne kalmak, geçimi bozulmak.

HIYALLAMAK

Hissetmek, sezmek. Farkına varmak: Ali bu işi hıyalladı gibi geliyor. Hayal görmek. Düşünmek, hayal görmek. Anlamak.

HOŞLAŞMAK

Hoş duruma gelmek. İyilik hissetmek. Birbirinden hoşlanmak.

DAMMAK

Damlamak. Gelmek: Ahmet tam zamanında damdı. Ekmeği yemeğe batırmak, daldırmak: Yemeği kaşıkla değil dama dama yedik. Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak. Doğmak. Sezmek: gelbina damdı = kalbine doğdu. Dammak, damlamak. Damlamak, damla damla akmak.

ALABAHAR

İlkbaharın ilk günleri, baharın geldiğini hissettiren günler: Bu yıl alabahar yaylaya çıktım.

HİSSEDİLMEK

Hissetme işine konu olmak. Sezilmek.

HERELTMEK

Belli etmek, hissettirmek.

DUYMAK

Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

SEZDİRMEK

Sezmesine yol açmak, belli etmek, hissettirmek.

YANKESİCİ

Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalan kimse, cep faresi, tırtıkçı.

DAMCITMAK

Hissettirmek.

TATTIRMAK

Tatma işini yaptırmak, tadına baktırmak. Duyurmak, hissettirmek.

HİSSEDEBİLMEK

Hissetme imkânı veya olasılığı bulunmak.

TATMAK

Dil yardımıyla bir şeyin tadının nasıl olduğunu anlamak. Bir şeyden az miktarda yemek veya içmek. Duymak, hissetmek.

TAŞIMAK

Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Duymak, hissetmek. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Üstünde bulundurmak.

SEZMEK

Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek. Anlamak, fark etmek.