Kelimeler arşivinde; içinde "heybe" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde heybe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu heybe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında heybe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAPRAKHEYBESİ
HEYBELİKONUK
HEYBELİYURT
HEYBECİLİK, HEYBETLİCE, DÖLHEYBESİ
HEYBETEPE
HEYBETLİ
HEYBECİ, HEYBELİ
HEYBET
HEYBE
HEYBE
At, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba. Omza geçirilebilen tek gözlü bir çanta türü.
HEYBELİKONUK
Diyarbakır kenti, Bağdere nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
HEYBETLİ
Görünüşü korku ve saygı uyandıran. Büyük, ulu, azametli.
HEYBELİYURT
Ağrı kenti, Diyadin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
HEYBET
Korku ve saygı uyandıran görünüş, mehabet. Büyüklük, ululuk, azamet.
DÖLHEYBESİ
Çobanların, yeni doğan kuzuları taşımakta kullandıkları heybe. (Beyağıl Ulukışla Niğde).
HEYBETEPE
Bayburt ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
HEYBECİLİK
Heybecinin yaptığı iş.
HEYBETLİCE
Oldukça heybetli.
HEYBELİ
Yarısı beyaz, yansı siyah keçi. Batman kenti, Yücebağ nahiyesine bağlı bir yer. Bitlis şehrinde, Göldüzü bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Burdur ilinde, Kızılkaya bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan kenti, Çatalarmut nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehrinde, Halitpaşa nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin şehri, Akarsu nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YAPRAKHEYBESİ
Bir çeşit heybe.
HEYBECİ
Heybe yapan veya satan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde HEYBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CİNLİK
Eski odalarda misafirlerin heybelerini koymak için yapılan dolap.
AZAMETLİ
Ulu, çok büyük. Debdebeli. Çalımlı, kurumlu. Gururlu. Görkemli, heybetli.
ARDINMAK
Abanmak, yaslanmak, dayanmak, yüklenmek. Palto, pelerin, çuval, heybe gibi şeyleri sırta, omuza almak. Darılmak, küsmek. Yüklenmek, yükü sırta almak.
HURÇ
Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe. Çeşitli kumaşlardan yapılan, içerisine battaniye, yorgan vb. eşya konulan özel çanta.
ARTMAK
Büyük heybe. Değeri yükselmek, fazlalaşmak. Çoğalmak. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
ARDALAMAK
Geriye kalmak, beklemek, arkada kalmak: Onlarla giderken ardala, seninle konuşacaklarım var. Tartmak, okkalamak: Şu torbadaki mısırı ardala, bak ne kadar gelir. Torba, heybe ve benzerleri yükü eşeğe ya da bir yere dengeli olarak yüklemek, asmak.
EĞBE
Heybe. (Başkışla Karaman Konya). Heybe.
AYBAR
Gösterişli, heybetli, görkemli.
CELBEZE
Gösteriş, heybet.
BUTURAK
Ekinler içinde biten, yapışkan dikenli bir ot. Kilimde, heybede, çulda olan bir motif.
ODUNSU
Odunu andıran, oduna benzeyen, odun gibi, odunumsu. Kaba, iri, heybetli.
KALIPLI
Kalıplanmış olan. Düzgün, biçimli. İri yapılı, heybetli.
CIYNAK
Tırnak, pençe. Ceviz içi. Çuval, heybe üzerine yapılan süs, motif. Ispanak. Bitki köklerinin ince saçakları. Kırlarda yetişen, çorba ve börekte kullanılan yabani bir çeşit ot. Yırtıcı kuş ve hayvan tırnağı.
ARDMAK
Yükletmek: Şu çuvalı arkama ardırıver. Asmak, takmak: Şu heybeyi hayvana ardıver. Uzanmak: Oradan testiyi ardılda al. Yüklemek. Üstüne atmak, dolamak, asmak.
ARDLAMAK
Palto, pelerin, çuval, heybe gibi şeyleri sırta, omuza almak. Kovuşturmak, takip etmek. Tekrar etmek: Artık bu işi aralama.
ARDI
Soğan, sarımsak bağları, demetleri. Heybenin iki gözünü ayıran kısım. Erzurum kenti, Horasan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
AZAMET
Ululuk, büyüklük. Görkem, gösteriş, heybet. Gurur. Çalım, kurum, tekebbür. Debdebe.
AMANNANMAK
Denge bozulmak, meyillenmek: Heybe amannandı.
ŞEVKET
Büyüklük, ululuk, yücelik, heybet.
AKITMACIK
Kilim, yün çorap ve heybelerde kullanılan bir çeşit motif.