Kelimeler arşivinde; içinde "hakla" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hakla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu hakla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hakla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HAKLAYABİLMEK
HAKLAŞTIRMAK, HAKLAYABİLME
BAHAKLAŞMAK
HAKLAŞMAK
HAKLAMAK, HAKLAŞMA, İSHAKLAR
HAKLAMA, HAKLAĞA, HAKLAĞI
HAKLAA, HAKLAR
HAKLA
HAKLA
Tahıl ölçeği. Halka. Basık silindir biçimli 12 kiloluk buğday ölçeği. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya).
İSHAKLAR
Bursa ilinde, Harmancık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Düzce kenti, Çilimli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. İçel şehrinde, Gülnar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Uşak ili, Ulubey ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
HAKLAŞMAK
İki taraf birbirine hakkını verip alacak verecekleri kalmamak, ödeşmek.
HAKLAĞA
Tahıl ölçeği.
HAKLAĞI
Tahıl ölçeği.
BAHAKLAŞMAK
Lekelenmek, beneklenmek: Çocuk doğuracak kadınların yüzleri bahaklaşır.
HAKLAYABİLMEK
Haklama imkânı veya olasılığı bulunmak.
HAKLAR
hukuk (karş. töre).
HAKLAYABİLME
Haklayabilmek işi.
HAKLAA
Tahıl ölçeği.
HAKLAMA
Haklamak işi.
HAKLAŞTIRMAK
Birinin hakkını ötekinin üstünde bırakmamak.
HAKLAMAK
Bozmak, perişan etmek, yenmek. Yiyip bitirmek. Kırmak, bozmak.
HAKLAŞMA
Haklaşmak biçimi veya durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAKLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİREYCİ
Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.
ALACAKLANDIRICI
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.
KISIT
Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması. Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması, kısıtlılık, kısıtlama, hacir.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
DAĞILMA
Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.
EŞİT
Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi. Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse).
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
HUKUK
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze. Haklar. Bu yasaları konu alan bilim. Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü. Ahbaplık, dostluk.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
FEMİNİZM
Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi.
SENDİK
Bir birliğin, ortaklığın veya alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse.
KAPİTÜLASYON
Bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları.
KONSOLOS
Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi, şehbender.
RUM
Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse. Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan, Roma yurttaşı haklarına sahip olan halk. Anadolu.
EZİLMİŞ
Ezik duruma gelmiş. Kendisine baskı yapılmış, hakları elinden alınmış.
MÜDAFİ
Savunucu. Bir davada, davacı veya davalının haklarını savunan kimse.
ERGİN
Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. Kişisel haklarını kendi kullanabilmesi için yasanın gösterdiği on sekiz yaşına gelmiş olan (kimse), reşit.
EŞİTLİK
İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet. Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu. Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.
SAVCI
Devlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli, müddeiumumi.