Kelimeler arşivinde; içinde "haf" olan, toplam 109 tane kelime bulunuyor. İçerisinde haf bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu haf ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında haf olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HAFIZHÜSEYİNBEY, HAFİFLETEBİLMEK, HAFİFLEYEBİLMEK
HAFİFMEŞREPLİK, HAFİFLEŞTİRMEK, HAFİFLETEBİLME, HAFİFLEYEBİLME, MUHAFAZAKARLIK
TUHAFİYECİLİK, HAFİFLEŞTİRME, HAFRİYATÇILIK
HAFAZANALLAH, TAHAFFUZHANE, HAFIZASIZLIK
HAFIZIKÜTÜP, HAFİFLEŞMEK, HAFİFLETMEK, HAFİFMEŞREP, MUHAFAZASIZ, TUHAFLAŞMAK, HAFİFSENMEK, HAFTALIĞINA, MUHAFAZAKAR, TOHAFSINMAK
HAFİFSEMEK, HAFTALIKÇI, HAFTALIKLI, MUHAFAZALI, MUHAFIZLIK, TUHAFİYECİ, TUHAFLAŞMA, HAFIZLAMAK, HAFİFLEMEK, HAFİFLEŞME, HAFİFLETME, HAFİFLEYİŞ, HAFİFSENME, HAFİFSEYİŞ, HAFİLDEMEK, HAFKIRTMAK, HAFRİYATÇI, HAFTALAMAK, HAFTALARCA
HAFIZASIZ, HAFIZLAMA, HAFİFLEME, HAFİFSEME, HAFİYELİK, İTHAFNAME, BAŞHAFİYE, HAFILAMAK, HAFİFİREK, HAFİLEMEK, HAFKIRMAK, HAFKURMAK, HAFLENMEK
HAFIZALI, HAFIZLIK, HAFİFLİK, HAFİFTEN, HAFNİYUM, HAFRİYAT, HAFTALIK, MUHAFAZA, SAHAFLIK, SANTRHAF, TAHAFFUZ, TUHAFİYE, TUHAFLIK, HAFETMEK, HAFIZALİ, HAFLAMAK, HAFTAMAL, MIHAFAZA
HAFAKAN, HAFİFÇE, MUHAFIZ, HAFENEK, HAFİLLİ, HAFİYON, HAFTAYA, MELHAFE
HAFIZA, HAFİYE, MUSHAF, HAFFAŞ, HAFİDE, HAFİLİ, HAFİZE, HAFLEK, HAFNİA, HAFSAR, HAFSIZ
HAFIZ, HAFİF, HAFİK, HAFİT, HAFTA, İTHAF, SAHAF, TUHAF, ZİHAF, HAFDA, HAFEK, HAFİZ
HAFİ, HAFS, HAFT
HAF
HAF
Hücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu.
HAFİFLEŞTİRMEK
Hafiflemesine yol açmak.
HAFİFLETEBİLMEK
Hafifletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HAFİFLEŞTİRME
Hafifleştirmek işi.
HAFIZIKÜTÜP
Kitaplık görevlisi.
HAFIZASIZLIK
Hafızasız olma durumu.
TAHAFFUZHANE
Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu.
HAFIZHÜSEYİNBEY
Balıkesir şehri, Sarıköy bucağına bağlı bir yer.
HAFİFMEŞREPLİK
Hafifmeşrep olma durumu.
HAFRİYATÇILIK
Hafriyatçının yaptığı iş.
HAFİFLEYEBİLME
Hafifleyebilmek işi.
HAFİFLEYEBİLMEK
Hafifleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TUHAFİYECİLİK
Tuhafiyecinin işi.
HAFİFLETEBİLME
Hafifletebilmek işi.
MUHAFAZAKARLIK
Tutuculuk.
HAFAZANALLAH
Kötü bir durumdan uzak bulunmayı dilemek için "Allah bizi korusun" anlamında kullanılan bir söz.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALÜMİNYUM
Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element (simgesi Al). Bu elementten yapılmış.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
AKSAMAK
Hafifçe topallamak. Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak.
AKÇAAĞAÇ
Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer).
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AĞLANTI
Hafif hafif ağlama.
AVUNTU
İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.
ANTİKALIK
Tuhaflık.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ACAYİPLİK
Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık.
ALENGİRLİ
Acayip, tuhaf. Hoş. Karmaşık.
AZALMAK
Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek. Eskisinden az bir duruma gelmek.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
AVUNDURMAK
Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.
ANLAŞILMAZ
Anlaşılması güç olan, bir anlam verilemeyen, karışık, muğlak, tuhaf.
ALPAKA
Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.
AŞAĞISAMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz göstermek, hafife almak, hafifsemek, tezyif etmek.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.