İçinde HABE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "habe" olan, toplam 49 tane kelime bulunuyor. İçerisinde habe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu habe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında habe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

HABERLEŞEBİLMEK

14 harfli kelimeler

HABERLEŞEBİLME, HABERLEŞTİRMEK

13 harfli kelimeler

ŞAHABETTİNKÖY, HABERLEŞİLMEK, HABERLEŞTİRME

12 harfli kelimeler

HABERLEŞİLME

11 harfli kelimeler

HABERDARLIK, HABERLEŞMEK, HABERSİZLİK

10 harfli kelimeler

HABERSİZCE, MUHABERECİ, HABERCİLİK, HABERLİLİK, HABESLEYİN, HABERLEŞME, ŞAHABETTİN

9 harfli kelimeler

CHABERTİA, HABETMEYH, KARAHABER, HABENNEKA, SAHABETÇİ, MUHABERAT, MEHABETLİ, İLMÜHABER

8 harfli kelimeler

HABERLİK, HABERSİZ, HABERDAR, HOŞHABER, MUSAHABE, HABENULA, HABERLER, MUHABERE

7 harfli kelimeler

HABEŞLİ, HABERLİ, HABEZAN, MEHABET, MUHABET, HABERCİ, BİHABER, SAHABET

6 harfli kelimeler

SAHABE, HABEŞİ, HABENE, HABENA, HABELA

5 harfli kelimeler

HABEŞ, HABER

4 harfli kelimeler

HABE

Bazı kelimelerin anlamları

HABE

Boş. Mide. Heybe. Kırmızı renkli, iki gözlü, omuza atılarak kullanılan yün torba, heybe. (Argo) Karagöz ustalarının ekmek için kullandıkları sözcük. Karagöz ustalarının "ekmek" e verdikleri ad.

HABESLEYİN

Ansızın, haberi olmadan, birden.

HABERLEŞTİRME

Haberleştirmek işi.

HABERCİLİK

Habercinin yaptığı iş.

HABERSİZLİK

Habersiz olma durumu, bihaberlik.

HABERLEŞİLME

Haberleşilmek işi.

MUHABERECİ

Muhabere sınıfından olan asker.

HABERLİLİK

Haberli olma durumu.

HABERLEŞTİRMEK

Haberleşme işini yaptırmak.

ŞAHABETTİNKÖY

Erzurum ili, Hınıs ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

HABERLEŞEBİLMEK

Haberleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

HABERDARLIK

Haberdar olma durumu.

HABERLEŞMEK

Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek.

HABERLEŞİLMEK

Haberleşme işi yapılmak.

HABERSİZCE

Haber vermeden, haberi olmadan, habersiz, gizlice.

HABERLEŞEBİLME

Haberleşebilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında HABE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HABE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİLDİRİLMEK

Bildirme işine konu olmak, duyurulmak, haber verilmek.

BİHABER

Habersiz. Habersiz bir biçimde.

ASPARAGAS

Şişirme haber.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

ÇALKANMAK

Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.

BAĞIRTMAK

Bağırmasına yol açmak. Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak.

BİLGİLİ

Bilgi sahibi olan, malumatlı, malumattar, malumat sahibi, haberli. Bilgiye dayalı bir biçimde.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

DALGIÇ

Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam, kurbağa adam. Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse.

BELLETEN

Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi.

ÇAV

Ses, ün, haber. At, eşek vb. hayvanların erkeklik organı.

DUYMAK

Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

AKSETTİRMEK

Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.

BİLGİLENDİRMEK

Bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak, haberdar etmek.

ASHAP

Sahipler. Sahabe.

AJANS

Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.

ÇIĞIRTKAN

Çağırtkan. Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.

BOŞ

İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).

ASILSIZ

Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.

BİLDİRMEK

Herhangi bir şeyi haber vermek. Anlatmak, ifade etmek. Herhangi bir konuda bilgi vermek.