HABE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "habe" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. habe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu habe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde habe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

HABERLEŞEBİLMEK

14 harfli kelimeler

HABERLEŞTİRMEK, HABERLEŞEBİLME

13 harfli kelimeler

HABERLEŞTİRME, HABERLEŞİLMEK

12 harfli kelimeler

HABERLEŞİLME

11 harfli kelimeler

HABERLEŞMEK, HABERSİZLİK, HABERDARLIK

10 harfli kelimeler

HABERLİLİK, HABESLEYİN, HABERSİZCE, HABERCİLİK, HABERLEŞME

9 harfli kelimeler

HABETMEYH, HABENNEKA

8 harfli kelimeler

HABERLER, HABERDAR, HABENULA, HABERSİZ, HABERLİK

7 harfli kelimeler

HABEŞLİ, HABEZAN, HABERLİ, HABERCİ

6 harfli kelimeler

HABENE, HABEŞİ, HABENA, HABELA

Bazı kelimelerin anlamları

HABE

Boş. Mide. Heybe. Kırmızı renkli, iki gözlü, omuza atılarak kullanılan yün torba, heybe. (Argo) Karagöz ustalarının ekmek için kullandıkları sözcük. Karagöz ustalarının "ekmek" e verdikleri ad.

HABERLEŞME

İletişim. Yazışma.

HABESLEYİN

Ansızın, haberi olmadan, birden.

HABERLEŞİLME

Haberleşilmek işi.

HABERSİZLİK

Habersiz olma durumu, bihaberlik.

HABERCİLİK

Habercinin yaptığı iş.

HABERSİZCE

Haber vermeden, haberi olmadan, habersiz, gizlice.

HABERLEŞTİRME

Haberleştirmek işi.

HABERLEŞTİRMEK

Haberleşme işini yaptırmak.

HABETMEYH

Sütü bir kapta biriktirip yayıkta dövmek.

HABERDARLIK

Haberdar olma durumu.

HABERLEŞMEK

Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek.

HABERLEŞEBİLME

Haberleşebilmek işi.

HABERLİLİK

Haberli olma durumu.

HABERLEŞİLMEK

Haberleşme işi yapılmak.

HABERLEŞEBİLMEK

Haberleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında HABE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HABE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİHABER

Habersiz. Habersiz bir biçimde.

BAĞIRTMAK

Bağırmasına yol açmak. Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak.

AJANS

Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.

BOŞ

İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).

DALGIÇ

Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam, kurbağa adam. Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse.

ASHAP

Sahipler. Sahabe.

BELLETEN

Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi.

ASPARAGAS

Şişirme haber.

BİLDİRİLMEK

Bildirme işine konu olmak, duyurulmak, haber verilmek.

ÇAV

Ses, ün, haber. At, eşek vb. hayvanların erkeklik organı.

BİLGİLENDİRMEK

Bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak, haberdar etmek.

ÇIĞIRTKAN

Çağırtkan. Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.

BİLDİRMEK

Herhangi bir şeyi haber vermek. Anlatmak, ifade etmek. Herhangi bir konuda bilgi vermek.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

AKSETTİRMEK

Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.

ASILSIZ

Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.

BİLGİLİ

Bilgi sahibi olan, malumatlı, malumattar, malumat sahibi, haberli. Bilgiye dayalı bir biçimde.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

DUYMAK

Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

ÇALKANMAK

Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.