Kelimeler arşivi içinde; başında "habe" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. habe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu habe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde habe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HABERLEŞEBİLMEK
HABERLEŞTİRMEK, HABERLEŞEBİLME
HABERLEŞTİRME, HABERLEŞİLMEK
HABERLEŞİLME
HABERLEŞMEK, HABERSİZLİK, HABERDARLIK
HABERLİLİK, HABESLEYİN, HABERSİZCE, HABERCİLİK, HABERLEŞME
HABETMEYH, HABENNEKA
HABERLER, HABERDAR, HABENULA, HABERSİZ, HABERLİK
HABEŞLİ, HABEZAN, HABERLİ, HABERCİ
HABENE, HABEŞİ, HABENA, HABELA
HABE
Boş. Mide. Heybe. Kırmızı renkli, iki gözlü, omuza atılarak kullanılan yün torba, heybe. (Argo) Karagöz ustalarının ekmek için kullandıkları sözcük. Karagöz ustalarının "ekmek" e verdikleri ad.
HABERLEŞİLMEK
Haberleşme işi yapılmak.
HABERLEŞME
İletişim. Yazışma.
HABESLEYİN
Ansızın, haberi olmadan, birden.
HABERSİZLİK
Habersiz olma durumu, bihaberlik.
HABERDARLIK
Haberdar olma durumu.
HABERLEŞTİRMEK
Haberleşme işini yaptırmak.
HABERLEŞTİRME
Haberleştirmek işi.
HABERLEŞMEK
Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek.
HABERLEŞİLME
Haberleşilmek işi.
HABERSİZCE
Haber vermeden, haberi olmadan, habersiz, gizlice.
HABERLEŞEBİLMEK
Haberleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HABERLEŞEBİLME
Haberleşebilmek işi.
HABERCİLİK
Habercinin yaptığı iş.
HABERLİLİK
Haberli olma durumu.
HABETMEYH
Sütü bir kapta biriktirip yayıkta dövmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde HABE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSETTİRMEK
Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.
BİLGİLİ
Bilgi sahibi olan, malumatlı, malumattar, malumat sahibi, haberli. Bilgiye dayalı bir biçimde.
BİLGİLENDİRMEK
Bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak, haberdar etmek.
BAĞIRTMAK
Bağırmasına yol açmak. Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak.
BOŞ
İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
ASILSIZ
Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.
DUYMAK
Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
ÇAV
Ses, ün, haber. At, eşek vb. hayvanların erkeklik organı.
ASHAP
Sahipler. Sahabe.
BİLDİRMEK
Herhangi bir şeyi haber vermek. Anlatmak, ifade etmek. Herhangi bir konuda bilgi vermek.
BİHABER
Habersiz. Habersiz bir biçimde.
ÇALKANMAK
Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.
BELLETEN
Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
ÇIĞIRTKAN
Çağırtkan. Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.
DALGIÇ
Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam, kurbağa adam. Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
ASPARAGAS
Şişirme haber.
BİLDİRİLMEK
Bildirme işine konu olmak, duyurulmak, haber verilmek.