İçinde GÖZETME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gözetme" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gözetme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gözetme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gözetme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

GÖZETMENLİK

8 harfli kelimeler

GÖZETMEK, GÖZETMEN

7 harfli kelimeler

GÖZETME

Bazı kelimelerin anlamları

GÖZETME

Gözetmek işi.

GÖZETMEN

Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü. Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse.

GÖZETMENLİK

Gözetmenin yaptığı iş.

GÖZETMEK

Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kayırmak. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Kollamak, beklemek. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.

  -   -   -  

Anlamında GÖZETME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZETME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SAKINMAK

Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak, içtinap etmek. Korumak, esirgemek, gözetmek. Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak.

ÖZGECİ

Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse), diğerkâm.

GÖZETİŞ

Gözetme işi.

KOVMAK

Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek. İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak. Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak. Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak. Gözetmek.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

KRUVAZÖR

Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi.

MÜNASEBETSİZ

Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin. Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Ters, aksi.

KESMECE

Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.

GÖZETTİRMEK

Gözetme işini yaptırmak, gözetmesini sağlamak.

HİMAYE

Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim. Kayırma, elinden tutma.

GÖZETİM

Gözetme işi, nezaret. Himaye. Gözaltı.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

NEZARET

Bakma, gözetme, gözetim. Gözaltı. Bakanlık. Görü. Nezarethane.

KOLLAMAK

Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek. Göz önünde tutmak, gözlemek. Korumak, gözetmek.

SÜRVEYAN

Gözetmen, gözetici.

GÖZETİLMEK

Gözetme işi yapılmak veya gözetme işine konu olmak.

GÖZCÜ

Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse. Göz doktoru. Gözetmen.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

BAŞMUBASSIR

Gözetmenlerin başı olan kimse.