Kelimeler arşivinde; içinde "gözetme" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gözetme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gözetme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gözetme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖZETME
Gözetmek işi.
GÖZETMEN
Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü. Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse.
GÖZETMENLİK
Gözetmenin yaptığı iş.
GÖZETMEK
Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kayırmak. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Kollamak, beklemek. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZETME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
NEZARET
Bakma, gözetme, gözetim. Gözaltı. Bakanlık. Görü. Nezarethane.
GÖZCÜ
Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse. Göz doktoru. Gözetmen.
KRUVAZÖR
Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi.
ÖZGECİ
Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse), diğerkâm.
HİMAYE
Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim. Kayırma, elinden tutma.
GÖZETTİRMEK
Gözetme işini yaptırmak, gözetmesini sağlamak.
SAKINMAK
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak, içtinap etmek. Korumak, esirgemek, gözetmek. Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak.
GÖZETİM
Gözetme işi, nezaret. Himaye. Gözaltı.
KESMECE
Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.
GÖZETİŞ
Gözetme işi.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
BAŞMUBASSIR
Gözetmenlerin başı olan kimse.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
KOVMAK
Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek. İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak. Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak. Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak. Gözetmek.
GÖZETİLMEK
Gözetme işi yapılmak veya gözetme işine konu olmak.
SÜRVEYAN
Gözetmen, gözetici.
KOLLAMAK
Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek. Göz önünde tutmak, gözlemek. Korumak, gözetmek.
MÜNASEBETSİZ
Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin. Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Ters, aksi.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.