Sonu GÖZETME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gözetme" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gözetme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında gözetme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gözetme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

GÖZETME

Gözetmek işi.

  -   -   -  

Anlamında GÖZETME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZETME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÖZGECİ

Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse), diğerkâm.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

KOLLAMAK

Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek. Göz önünde tutmak, gözlemek. Korumak, gözetmek.

KRUVAZÖR

Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi.

GÖZETİLMEK

Gözetme işi yapılmak veya gözetme işine konu olmak.

GÖZETMENLİK

Gözetmenin yaptığı iş.

GÖZETİŞ

Gözetme işi.

GÖZETTİRMEK

Gözetme işini yaptırmak, gözetmesini sağlamak.

GÖZETİM

Gözetme işi, nezaret. Himaye. Gözaltı.

KESMECE

Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

HİMAYE

Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim. Kayırma, elinden tutma.

KOVMAK

Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek. İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak. Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak. Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak. Gözetmek.

NEZARET

Bakma, gözetme, gözetim. Gözaltı. Bakanlık. Görü. Nezarethane.

GÖZCÜ

Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse. Göz doktoru. Gözetmen.

MÜNASEBETSİZ

Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin. Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse). Ters, aksi.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

SAKINMAK

Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak, içtinap etmek. Korumak, esirgemek, gözetmek. Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

BAŞMUBASSIR

Gözetmenlerin başı olan kimse.