İçinde GÖZE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "göze" olan, toplam 131 tane kelime bulunuyor. İçerisinde göze bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu göze ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında göze olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

GÖZETLEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

GÖZETLEYİCİLİK, GÖZETLEMECİLİK, GÖZETLEYEBİLME

13 harfli kelimeler

GÖZENEKSİZLİK, GÖZETLEÇBİLİM

12 harfli kelimeler

GÖZENEKLİLİK, BİRGÖZELİLER, GÖZENEKÖLÇER, GÖZETEBİLMEK

11 harfli kelimeler

GÖZETİCİLİK, GÖZETLENMEK, GÖZETLETMEK, GÖZETLEYİCİ, GÖZETMENLİK, GÖZETTİRMEK, BASIGÖZETİR, GÖZERLENMEK, GÖZETDEMEYH, GÖZETEBİLME, KIRKGÖZELER

10 harfli kelimeler

GÖZENEKSİZ, GÖZETİLMEK, GÖZETLEMEK, BONCUKGÖZE, GÖZEGİRMEK, GÖZELLEMEK, GÖZERLEMEK, GÖZETDEMEK, GÖZETLENİŞ, GÖZETLENME, GÖZETLETME, GÖZETLEYİŞ, GÖZETTİRME

9 harfli kelimeler

GÖZENEKLİ, GÖZETİLME, GÖZETLEME, ARDIÇGÖZE, ARIGÖZERİ, AŞAĞIGÖZE, BUZLUGÖZE, DEMİRGÖZE, DERİNGÖZE, DUMLUGÖZE, GÖZELCENE, GÖZELEMEG, GÖZELEMEK, GÖZELLEME, GÖZERTEPE, GÜMÜŞGÖZE, SERİNGÖZE, SOĞUKGÖZE, TAŞGÖZERİ, YALINGÖZE, YAYLAGÖZE

8 harfli kelimeler

GÖZETİCİ, GÖZETMEK, GÖZETMEN, AKÇAGÖZE, DANAGÖZE, DAŞGÖZEL, DAŞGÖZER, DURUGÖZE, GÖZEBANA, GÖZEBAŞI, GÖZEDİCİ, GÖZEHMEG, GÖZEKAYA, GÖZELCEM, GÖZELEME, GÖZENERK, GÖZENMEK, GÖZERİMİ, GÖZERMEK, GÖZETIEÇ, GÖZETLEK, GÖZEYİCİ, KAYAGÖZE, KIRKGÖZE, ORTAGÖZE, ÖRMEGÖZE, SARIGÖZE, SUGÖZEĞİ, TAŞGÖZER, TELGÖZEL, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

GÖZEMEK, GÖZENEK, GÖZETİM, GÖZETİŞ, GÖZETME, BAĞGÖZE, BALGÖZE, BAŞGÖZE, BEŞGÖZE, BİNGÖZE, GÖZECİK, GÖZEGİR, GÖZEGÖL, GÖZEĞİR, GÖZELEK, GÖZELER, GÖZELİM, GÖZENDE, GÖZENTE, GÖZENTİ, GÖZEREK, GÜLGÖZE, GÜNGÖZE, GÜRGÖZE, ILIGÖZE, SAĞGÖZE, TAŞGÖZE

6 harfli kelimeler

GÖZELİ, GÖZEME, GÖZENE, GÖZEVİ, GÖZEBİ, GÖZECE, GÖZEDE, GÖZENİ, GÖZENÜ, SUGÖZE, ÜÇGÖZE

5 harfli kelimeler

GÖZER, GÖZEK, GÖZEL, GÖZEM, GÖZEN, GÖZET

4 harfli kelimeler

GÖZE

Bazı kelimelerin anlamları

GÖZE

Hücre. Su kaynağı.

BİRGÖZELİLER

(Eş anlamlısı: Birhücreliler, Protozoa), Hayvanlar (Animalia) âleminin bir alt-âlemi. Baş özellikleri daima bir gözeden yapılmış olmalarıdır. Vücudun bölünmesi ya da tomurcuklanmasiyle çoğalırlar. Seyrek olarak yüksek yapılı hayvanlardaki döllenmeye benzeyen bir birleşme görülür (konjugasyon = kavuşma, birleşme). Genel olarak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Tatlı su ve denizlerde yaşarlar. Bazıları asılak olup hastalık yapar. Biçimleri çok çeşitlidir. Bazısı kendini bir yere bağlayarak yaşar. Bazısı kamçı, kirpik ya da yalancı ayak yardımı ile hareket eder. Kamçılılar (Flagellata),kök-ayaklılar (Rhizopoda), sporlular (Sporozoa), kirpikliler (Ciliata) olmak üzere dört sınıfa ayrılırlar.

GÖZETLEYİCİ

Gözetleme işini yapan kimse, dikizci, erketeci.

GÖZETEBİLMEK

Gözetme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖZETLENMEK

Gözetleme işi yapılmak, dikizlenmek.

GÖZETLEYEBİLME

Gözetleyebilmek işi dikizleyebilme.

GÖZETİCİLİK

Gözeticinin yaptığı iş. Gözetici olma durumu.

GÖZETLEÇBİLİM

Metalbilimin, gözetleç kullanan dalı.

GÖZETLEMECİLİK

Soyunan ya da cinsel ilişkide bulunan insanları gözetleyerek cinsel doygunluk sağlama.

GÖZETLETMEK

Gözetleme işini birine yaptırmak, dikizletmek.

GÖZENEKSİZLİK

Gözeneksiz olma durumu.

GÖZENEKLİLİK

Gözenekli olma durumu.

GÖZETMENLİK

Gözetmenin yaptığı iş.

GÖZENEKÖLÇER

Katı özdeklerin gözenekliliğini, başka bir deyimle akışkanlarla ilgili geçirgenliğini ölçen aygıt.

GÖZETLEYEBİLMEK

Gözetleme imkânı veya olasılığı bulunmak, dikizleyebilmek.

GÖZETLEYİCİLİK

Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik.

  -   -   -  

Anlamında GÖZE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

ASFALTİT

Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm.

CAMCI

Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.

AÇIKGÖZLÜLÜK

Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.

ÇİĞLEŞMEK

Göze batmak. Kaba davranışlarda bulunmak.

BELİRGİN

Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

BAŞMUBASSIR

Gözetmenlerin başı olan kimse.

CİN

Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

ANIT

Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.

CAMCILIK

Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.

CIRLAK

Cırcır böceği. Hoşa gitmeyen, göze batan (renk).

AJURLU

Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AJUR

Delikli örgü, gözenek.

BARİZ

Açık, göze çarpan, belirgin.

ÇAYKARA

Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar. Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.

ANATOMİ

İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.