Kelimeler arşivinde; içinde "göze" olan, toplam 131 tane kelime bulunuyor. İçerisinde göze bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu göze ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında göze olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖZETLEYEBİLMEK
GÖZETLEYİCİLİK, GÖZETLEMECİLİK, GÖZETLEYEBİLME
GÖZENEKSİZLİK, GÖZETLEÇBİLİM
GÖZENEKLİLİK, BİRGÖZELİLER, GÖZENEKÖLÇER, GÖZETEBİLMEK
GÖZETİCİLİK, GÖZETLENMEK, GÖZETLETMEK, GÖZETLEYİCİ, GÖZETMENLİK, GÖZETTİRMEK, BASIGÖZETİR, GÖZERLENMEK, GÖZETDEMEYH, GÖZETEBİLME, KIRKGÖZELER
GÖZENEKSİZ, GÖZETİLMEK, GÖZETLEMEK, BONCUKGÖZE, GÖZEGİRMEK, GÖZELLEMEK, GÖZERLEMEK, GÖZETDEMEK, GÖZETLENİŞ, GÖZETLENME, GÖZETLETME, GÖZETLEYİŞ, GÖZETTİRME
GÖZENEKLİ, GÖZETİLME, GÖZETLEME, ARDIÇGÖZE, ARIGÖZERİ, AŞAĞIGÖZE, BUZLUGÖZE, DEMİRGÖZE, DERİNGÖZE, DUMLUGÖZE, GÖZELCENE, GÖZELEMEG, GÖZELEMEK, GÖZELLEME, GÖZERTEPE, GÜMÜŞGÖZE, SERİNGÖZE, SOĞUKGÖZE, TAŞGÖZERİ, YALINGÖZE, YAYLAGÖZE
GÖZETİCİ, GÖZETMEK, GÖZETMEN, AKÇAGÖZE, DANAGÖZE, DAŞGÖZEL, DAŞGÖZER, DURUGÖZE, GÖZEBANA, GÖZEBAŞI, GÖZEDİCİ, GÖZEHMEG, GÖZEKAYA, GÖZELCEM, GÖZELEME, GÖZENERK, GÖZENMEK, GÖZERİMİ, GÖZERMEK, GÖZETIEÇ, GÖZETLEK, GÖZEYİCİ, KAYAGÖZE, KIRKGÖZE, ORTAGÖZE, ÖRMEGÖZE, SARIGÖZE, SUGÖZEĞİ, TAŞGÖZER, TELGÖZEL, Devamını Oku »»
GÖZEMEK, GÖZENEK, GÖZETİM, GÖZETİŞ, GÖZETME, BAĞGÖZE, BALGÖZE, BAŞGÖZE, BEŞGÖZE, BİNGÖZE, GÖZECİK, GÖZEGİR, GÖZEGÖL, GÖZEĞİR, GÖZELEK, GÖZELER, GÖZELİM, GÖZENDE, GÖZENTE, GÖZENTİ, GÖZEREK, GÜLGÖZE, GÜNGÖZE, GÜRGÖZE, ILIGÖZE, SAĞGÖZE, TAŞGÖZE
GÖZELİ, GÖZEME, GÖZENE, GÖZEVİ, GÖZEBİ, GÖZECE, GÖZEDE, GÖZENİ, GÖZENÜ, SUGÖZE, ÜÇGÖZE
GÖZER, GÖZEK, GÖZEL, GÖZEM, GÖZEN, GÖZET
GÖZE
GÖZE
Hücre. Su kaynağı.
BİRGÖZELİLER
(Eş anlamlısı: Birhücreliler, Protozoa), Hayvanlar (Animalia) âleminin bir alt-âlemi. Baş özellikleri daima bir gözeden yapılmış olmalarıdır. Vücudun bölünmesi ya da tomurcuklanmasiyle çoğalırlar. Seyrek olarak yüksek yapılı hayvanlardaki döllenmeye benzeyen bir birleşme görülür (konjugasyon = kavuşma, birleşme). Genel olarak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Tatlı su ve denizlerde yaşarlar. Bazıları asılak olup hastalık yapar. Biçimleri çok çeşitlidir. Bazısı kendini bir yere bağlayarak yaşar. Bazısı kamçı, kirpik ya da yalancı ayak yardımı ile hareket eder. Kamçılılar (Flagellata),kök-ayaklılar (Rhizopoda), sporlular (Sporozoa), kirpikliler (Ciliata) olmak üzere dört sınıfa ayrılırlar.
GÖZETLEYİCİ
Gözetleme işini yapan kimse, dikizci, erketeci.
GÖZETEBİLMEK
Gözetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖZETLENMEK
Gözetleme işi yapılmak, dikizlenmek.
GÖZETLEYEBİLME
Gözetleyebilmek işi dikizleyebilme.
GÖZETİCİLİK
Gözeticinin yaptığı iş. Gözetici olma durumu.
GÖZETLEÇBİLİM
Metalbilimin, gözetleç kullanan dalı.
GÖZETLEMECİLİK
Soyunan ya da cinsel ilişkide bulunan insanları gözetleyerek cinsel doygunluk sağlama.
GÖZETLETMEK
Gözetleme işini birine yaptırmak, dikizletmek.
GÖZENEKSİZLİK
Gözeneksiz olma durumu.
GÖZENEKLİLİK
Gözenekli olma durumu.
GÖZETMENLİK
Gözetmenin yaptığı iş.
GÖZENEKÖLÇER
Katı özdeklerin gözenekliliğini, başka bir deyimle akışkanlarla ilgili geçirgenliğini ölçen aygıt.
GÖZETLEYEBİLMEK
Gözetleme imkânı veya olasılığı bulunmak, dikizleyebilmek.
GÖZETLEYİCİLİK
Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
ASFALTİT
Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
ÇİĞLEŞMEK
Göze batmak. Kaba davranışlarda bulunmak.
BELİRGİN
Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
BAŞMUBASSIR
Gözetmenlerin başı olan kimse.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
ANIT
Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.
CAMCILIK
Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.
CIRLAK
Cırcır böceği. Hoşa gitmeyen, göze batan (renk).
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
BARİZ
Açık, göze çarpan, belirgin.
ÇAYKARA
Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar. Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.
ANATOMİ
İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.