Kelimeler arşivi içinde; başında "göze" olan, toplam 87 adet kelime bulunmaktadır. göze ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu göze ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde göze olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖZETLEYEBİLMEK
GÖZETLEMECİLİK, GÖZETLEYİCİLİK, GÖZETLEYEBİLME
GÖZENEKSİZLİK, GÖZETLEÇBİLİM
GÖZENEKÖLÇER, GÖZETEBİLMEK, GÖZENEKLİLİK
GÖZETLEYİCİ, GÖZETEBİLME, GÖZETLENMEK, GÖZETLETMEK, GÖZERLENMEK, GÖZETMENLİK, GÖZETİCİLİK, GÖZETTİRMEK, GÖZETDEMEYH
GÖZETDEMEK, GÖZELLEMEK, GÖZETİLMEK, GÖZENEKSİZ, GÖZETLEMEK, GÖZETLENİŞ, GÖZETLENME, GÖZETLETME, GÖZEGİRMEK, GÖZETLEYİŞ, GÖZERLEMEK, GÖZETTİRME
GÖZENEKLİ, GÖZELEMEG, GÖZERTEPE, GÖZETİLME, GÖZELLEME, GÖZETLEME, GÖZELEMEK, GÖZELCENE
GÖZERMEK, GÖZERİMİ, GÖZEBANA, GÖZETIEÇ, GÖZETİCİ, GÖZETLEK, GÖZETMEK, GÖZETMEN, GÖZEYİCİ, GÖZEBAŞI, GÖZEKAYA, GÖZELCEM, GÖZELEME, GÖZEHMEG, GÖZENERK, GÖZEDİCİ, GÖZENMEK
GÖZETİM, GÖZEREK, GÖZETME, GÖZELEK, GÖZENTİ, GÖZELER, GÖZECİK, GÖZELİM, GÖZENTE, GÖZETİŞ, GÖZEĞİR, GÖZEMEK, GÖZENDE, GÖZEGÖL, GÖZENEK, GÖZEGİR
GÖZEDE, GÖZECE, GÖZELİ, GÖZEBİ, GÖZEME, GÖZENE, GÖZENİ, GÖZEVİ, GÖZENÜ
GÖZER, GÖZEK, GÖZEL, GÖZEM, GÖZEN, GÖZET
GÖZE
GÖZE
Hücre. Su kaynağı.
GÖZETLEYEBİLME
Gözetleyebilmek işi dikizleyebilme.
GÖZETLEÇBİLİM
Metalbilimin, gözetleç kullanan dalı.
GÖZETMENLİK
Gözetmenin yaptığı iş.
GÖZERLENMEK
İri gözlü kalburdan geçirilmek.
GÖZENEKLİLİK
Gözenekli olma durumu.
GÖZETLEMECİLİK
Soyunan ya da cinsel ilişkide bulunan insanları gözetleyerek cinsel doygunluk sağlama.
GÖZETEBİLME
Gözetebilmek işi.
GÖZETLETMEK
Gözetleme işini birine yaptırmak, dikizletmek.
GÖZETLENMEK
Gözetleme işi yapılmak, dikizlenmek.
GÖZETLEYİCİLİK
Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik.
GÖZENEKSİZLİK
Gözeneksiz olma durumu.
GÖZENEKÖLÇER
Katı özdeklerin gözenekliliğini, başka bir deyimle akışkanlarla ilgili geçirgenliğini ölçen aygıt.
GÖZETLEYİCİ
Gözetleme işini yapan kimse, dikizci, erketeci.
GÖZETEBİLMEK
Gözetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖZETLEYEBİLMEK
Gözetleme imkânı veya olasılığı bulunmak, dikizleyebilmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
ÇAYKARA
Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar. Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.
BAŞMUBASSIR
Gözetmenlerin başı olan kimse.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
CAMCILIK
Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.
BARİZ
Açık, göze çarpan, belirgin.
BELİRGİN
Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.
ÇİĞLEŞMEK
Göze batmak. Kaba davranışlarda bulunmak.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
ANIT
Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.
ASFALTİT
Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
CIRLAK
Cırcır böceği. Hoşa gitmeyen, göze batan (renk).
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
ANATOMİ
İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.