İçinde GÖRÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "görü" olan, toplam 142 tane kelime bulunuyor. İçerisinde görü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu görü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında görü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK

16 harfli kelimeler

GÖRÜNTÜLEYEBİLME, KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK

15 harfli kelimeler

GÖRÜŞTÜREBİLMEK

14 harfli kelimeler

GÖRÜŞTÜREBİLME, GÖRÜŞÜLEBİLMEK

13 harfli kelimeler

GÖRÜLMEMİŞLİK, GÖRÜNTÜLEYİCİ, GÖRÜŞTÜRÜLMEK, SAĞGÖRÜSÜZLÜK, GÖRÜNÇLÜKLEME, GÖRÜNTÜLENMEK, GÖRÜNTÜLETMEK, GÖRÜŞÜLEBİLME, HOŞGÖRÜSÜZLÜK

12 harfli kelimeler

GÖRÜNGÜCÜLÜK, GÖRÜNTÜLEMEK, GÖRÜNÜRLERDE, GÖRÜŞMECİLİK, GÖRÜŞTÜRÜLME, BÜYÜKGÖRÜMLÜ, DENİZGÖRÜLEN, DENİZGÖRÜNDÜ, GÖRÜLDÜĞÜNDE, GÖRÜLEBİLMEK, GÖRÜNEBİLMEK, GÖRÜNGEÖLÇER, GÖRÜNMEZKALE, GÖRÜNTÜALICI, GÖRÜNTÜLENME, GÖRÜNTÜLETME, GÖRÜNÜVERMEK, GÖRÜŞEBİLMEK, HOŞGÖRÜLÜLÜK, SAĞGÖRÜLÜLÜK, YÜZGÖRÜMCESİ, YÜZGÖRÜMLÜĞÜ, YÜZGÖRÜMLÜYH

11 harfli kelimeler

GÖRÜNMEZLİK, GÖRÜNTÜLEME, GÖRÜŞTÜRMEK, HOŞGÖRÜRLÜK, DEPREMGÖRÜR, GÖRÜLEBİLME, GÖRÜNEBİLME, GÖRÜNTÜALIR, GÖRÜNTÜYAPI, GÖRÜNÜVERME, GÖRÜŞEBİLME, GÖRÜŞSÜZLÜK, ÖNGÖRÜLÜLÜK, YÜZGÖRÜMLÜK

10 harfli kelimeler

GÖRÜLMEMİŞ, GÖRÜMCELİK, GÖRÜMSETME, GÖRÜNTÜLÜK, GÖRÜŞLÜLÜK, GÖRÜŞÜLMEK, ÖNGÖRÜLMEK, SAĞGÖRÜSÜZ, GÖRÜGÖRMEK, GÖRÜNGÜSEL, GÖRÜNTÜSEL, GÖRÜNÜLEME, GÖRÜNÜLMEK, GÖRÜNÜRLÜK, GÖRÜŞMELİK, GÖRÜŞTÜRME, GÖRÜVERMEK, GÜNGÖRÜNDÜ, HOŞGÖRÜSÜZ

9 harfli kelimeler

GÖRÜCÜLÜK, GÖRÜNÜMLÜ, GÖRÜNÜRDE, GÖRÜNÜŞTE, GÖRÜŞMECİ, GÖRÜŞÜLME, HOŞGÖRÜCÜ, HOŞGÖRÜLÜ, IRAKGÖRÜR, ÖNGÖRÜLME, SAĞGÖRÜLÜ, ÇEVREGÖRÜ, EŞGÖRÜNTÜ, GÖRÜKEMLİ, GÖRÜLEMEK, GÖRÜNCÜLÜ, GÖRÜNÇLÜK, GÖRÜNGÜCÜ, GÖRÜNKMEK, GÖRÜŞÜLEN, GÖRÜVERME, ÖNGÖRÜNTÜ

8 harfli kelimeler

GÖRÜLMEK, GÖRÜMLÜK, GÖRÜNMEK, GÖRÜNMEZ, GÖRÜŞMEK, ÖNGÖRÜLÜ, GÖRÜHMEK, GÖRÜKMEK, GÖRÜMCEK, GÖRÜMDER, GÖRÜMNÜK, GÖRÜNCEZ, GÖRÜŞSÜZ

7 harfli kelimeler

GÖRÜLME, GÖRÜMCE, GÖRÜNGE, GÖRÜNGÜ, GÖRÜNME, GÖRÜNTÜ, GÖRÜNÜM, GÖRÜNÜR, GÖRÜNÜŞ, GÖRÜŞLÜ, GÖRÜŞME, HOŞGÖRÜ, SAĞGÖRÜ, UZGÖRÜR, GÖRÜKÇÜ, GÖRÜKLE, GÖRÜMLÜ, GÖRÜNDÜ, GÖRÜŞÜK, GÖRÜŞÜM, GÖRÜŞÜN, İÇGÖRÜR, OLGÖRÜP

6 harfli kelimeler

GÖRÜCÜ, İÇGÖRÜ, ÖNGÖRÜ, GÖRÜNÇ, GÖRÜŞÜ, SUGÖRÜ

5 harfli kelimeler

GÖRÜM, GÖRÜŞ, GÖRÜK, GÖRÜN, GÖRÜP, GÖRÜT

4 harfli kelimeler

GÖRÜ

Bazı kelimelerin anlamları

GÖRÜ

Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜNTÜLEYEBİLME

Görüntüleyebilmek işi.

GÖRÜLMEMİŞLİK

Görülmemiş olma durumu.

GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK

Görüntüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖRÜŞTÜREBİLME

Görüştürebilmek işi.

GÖRÜŞTÜREBİLMEK

Görüştürme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖRÜŞÜLEBİLME

Görüşülebilmek işi.

HOŞGÖRÜSÜZLÜK

Hoşgörüsüz olma durumu, müsamahasızlık, toleranssızlık.

GÖRÜNTÜLETMEK

Görüntüleme işini yaptırmak.

GÖRÜNTÜLEYİCİ

Görüntülemeyi sağlayan alet.

GÖRÜNTÜLENMEK

Görüntüleme işine konu olmak.

GÖRÜŞÜLEBİLMEK

Görüşülme imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAĞGÖRÜSÜZLÜK

Basiretsizlik.

GÖRÜŞTÜRÜLMEK

Görüşmeleri sağlanmak.

KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK

Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.

GÖRÜNÇLÜKLEME

Belirli bir olguyu en iyi biçimde yansıtmak için görüntü öğelerinin alıcı önünde düzenlenmesi işi.

  -   -   -  

Anlamında GÖRÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKILSIZ

Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

AĞSI

Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.

AHUDUDU

Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ACİBE

Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

AFT

Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

ADLİYE

Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).