İçinde GİZ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "giz" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde giz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu giz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında giz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ESRARENGİZLİK, GİZLENEBİLMEK, GİZLEYEBİLMEK

12 harfli kelimeler

GİZLENEBİLME, GİZLEYEBİLME

11 harfli kelimeler

GİZEMSELLİK, GİZLENİLMEK, GİZLENCELİK, GİZLENPÖÇÜK, GİZZEKLEMEK, KİTAPGİZLER

10 harfli kelimeler

ENGİZİSYON, ESRARENGİZ, GİZEMCİLİK, GİZLENİLME, GİZLİCİLİK, ERGİZLEMEK, GİZDENPARÇ, GİZİRLEMEĞ, GİZİRLEMEK, GİZLEMAÇAR

9 harfli kelimeler

GİZLENMEK, CENGİZHAN, DİGİZİMEK, GİZDEMPOÇ, GİZDİRMEK, GİZGENMEK, GİZGİNNEN, GİZİLERKE, GİZLEMBEÇ, GİZLENBEÇ, GİZLENGİÇ, GİZLENPAÇ, GİZLETMEK, GİZLEYİCİ, GÖKTİNGİZ, NERGİZLİK, SİNERGİZM

8 harfli kelimeler

GİZEMSEL, GİZLEMEK, GİZLENİŞ, GİZLENME, GİZLEYİŞ, GİZLİLİK, ALAGİZİR, BARDEGİZ, BELGİZAR, GEORGİZM, GİZAFLIH, GİZDEĞER, GİZEMSİZ, GİZİKMEK, GİZİLLİK, GİZİLDEK, GİZİLISI, GİZİLİİK, GİZLENCE, GİZLENCİ, GİZLETME, GİZYÖNEY, KÖPEGİZİ, NERGİZLİ

7 harfli kelimeler

GİZEMCİ, GİZEMLİ, GİZLEME, GİZLİCE, GİZBENT, GİZDEYİ, GİZİRCİ, GİZUZAY, İLİNGİZ

6 harfli kelimeler

MANGİZ, CENGİZ, CİBGİZ, ÇİNGİZ, DENGİZ, DİLGİZ, GİZDİN, GİZGİÇ, GİZGİN, GİZLEK, GİZLEV, GİZLİN, GİZMEN, GİZZİK, HERGİZ, MERGİZ, NERGİZ, SEKGİZ, VAZGİZ

5 harfli kelimeler

GİZEM, GİZİL, GİZLİ, DİGİZ, ENGİZ, GİZAY, GİZBE, GİZCİ, GİZER, GİZİK, GİZİR, GİZVE

4 harfli kelimeler

GİZO

3 harfli kelimeler

GİZ

Bazı kelimelerin anlamları

GİZ

Sır. Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni.

GİZLEYEBİLMEK

Gizleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ESRARENGİZ

Gizemli.

GİZLEYEBİLME

Gizleyebilmek işi.

GİZEMSELLİK

Gizemsel olma durumu, mistiklik.

KİTAPGİZLER

Kitaplarını kilit altında saklayan kişi.

ENGİZİSYON

Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.

GİZZEKLEMEK

Kışkırtmak, üzerine saldırtmak.

GİZLENİLME

Gizlenilmek işi.

GİZLENİLMEK

Gizlenme işi yapılmak, saklanmak. Gizli tutulmak.

GİZLENCELİK

Bayramlarda ve belli günlerde giyilen güzel elbise.

GİZEMCİLİK

Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi, mistisizm, mistiklik.

GİZLENPÖÇÜK

Saklambaç.

ESRARENGİZLİK

Gizemlilik.

GİZLENEBİLME

Gizlenebilmek işi.

GİZLENEBİLMEK

Gizlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında GİZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GİZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANLAMLI

Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.

ALALAMAK

Gizlemek.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

ÇAĞATAYCA

Adını Cengiz`in ikinci oğlu Çağatay`dan alan, Doğu Türkçesinin XV. yüzyılda oluşan yazı dili. Bu Türkçeyle yazılmış olan.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

ÇEKİNİK

Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif. Çekingen. Çekingen bir biçimde.

BÜYÜ

Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

APARMAK

Alıp götürmek. Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak.

ÇALMAK

Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.

BAHANE

Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.

BAKIŞMAK

İki veya daha çok kimse birbirine bakmak. Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak.

AÇIKÇA

Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.

ÇAKTIRMADAN

Belli etmeden, gizlice, sezdirmeden.

CASUS

Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, çaşıt, ajan.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

CANLICILIK

Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm. Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma. Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş. Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti.

ÇAPANOĞLU

Bir işte gizli kalmış kötü ve aksak yan, kuşkulu durum. Hileli, kuşkulu, karışık durum.

BELLİ

Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

ÇEVİRİM

Çevirme işi. Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.