Kelimeler arşivinde; içinde "giz" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde giz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu giz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında giz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ESRARENGİZLİK, GİZLENEBİLMEK, GİZLEYEBİLMEK
GİZLENEBİLME, GİZLEYEBİLME
GİZEMSELLİK, GİZLENİLMEK, GİZLENCELİK, GİZLENPÖÇÜK, GİZZEKLEMEK, KİTAPGİZLER
ENGİZİSYON, ESRARENGİZ, GİZEMCİLİK, GİZLENİLME, GİZLİCİLİK, ERGİZLEMEK, GİZDENPARÇ, GİZİRLEMEĞ, GİZİRLEMEK, GİZLEMAÇAR
GİZLENMEK, CENGİZHAN, DİGİZİMEK, GİZDEMPOÇ, GİZDİRMEK, GİZGENMEK, GİZGİNNEN, GİZİLERKE, GİZLEMBEÇ, GİZLENBEÇ, GİZLENGİÇ, GİZLENPAÇ, GİZLETMEK, GİZLEYİCİ, GÖKTİNGİZ, NERGİZLİK, SİNERGİZM
GİZEMSEL, GİZLEMEK, GİZLENİŞ, GİZLENME, GİZLEYİŞ, GİZLİLİK, ALAGİZİR, BARDEGİZ, BELGİZAR, GEORGİZM, GİZAFLIH, GİZDEĞER, GİZEMSİZ, GİZİKMEK, GİZİLLİK, GİZİLDEK, GİZİLISI, GİZİLİİK, GİZLENCE, GİZLENCİ, GİZLETME, GİZYÖNEY, KÖPEGİZİ, NERGİZLİ
GİZEMCİ, GİZEMLİ, GİZLEME, GİZLİCE, GİZBENT, GİZDEYİ, GİZİRCİ, GİZUZAY, İLİNGİZ
MANGİZ, CENGİZ, CİBGİZ, ÇİNGİZ, DENGİZ, DİLGİZ, GİZDİN, GİZGİÇ, GİZGİN, GİZLEK, GİZLEV, GİZLİN, GİZMEN, GİZZİK, HERGİZ, MERGİZ, NERGİZ, SEKGİZ, VAZGİZ
GİZEM, GİZİL, GİZLİ, DİGİZ, ENGİZ, GİZAY, GİZBE, GİZCİ, GİZER, GİZİK, GİZİR, GİZVE
GİZO
GİZ
GİZ
Sır. Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni.
GİZLEYEBİLMEK
Gizleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ESRARENGİZ
Gizemli.
GİZLEYEBİLME
Gizleyebilmek işi.
GİZEMSELLİK
Gizemsel olma durumu, mistiklik.
KİTAPGİZLER
Kitaplarını kilit altında saklayan kişi.
ENGİZİSYON
Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.
GİZZEKLEMEK
Kışkırtmak, üzerine saldırtmak.
GİZLENİLME
Gizlenilmek işi.
GİZLENİLMEK
Gizlenme işi yapılmak, saklanmak. Gizli tutulmak.
GİZLENCELİK
Bayramlarda ve belli günlerde giyilen güzel elbise.
GİZEMCİLİK
Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi, mistisizm, mistiklik.
GİZLENPÖÇÜK
Saklambaç.
ESRARENGİZLİK
Gizemlilik.
GİZLENEBİLME
Gizlenebilmek işi.
GİZLENEBİLMEK
Gizlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GİZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANLAMLI
Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.
ALALAMAK
Gizlemek.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
ÇAĞATAYCA
Adını Cengiz`in ikinci oğlu Çağatay`dan alan, Doğu Türkçesinin XV. yüzyılda oluşan yazı dili. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
ÇEKİNİK
Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif. Çekingen. Çekingen bir biçimde.
BÜYÜ
Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
APARMAK
Alıp götürmek. Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak.
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
BAHANE
Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.
BAKIŞMAK
İki veya daha çok kimse birbirine bakmak. Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ÇAKTIRMADAN
Belli etmeden, gizlice, sezdirmeden.
CASUS
Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, çaşıt, ajan.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
CANLICILIK
Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm. Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma. Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş. Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti.
ÇAPANOĞLU
Bir işte gizli kalmış kötü ve aksak yan, kuşkulu durum. Hileli, kuşkulu, karışık durum.
BELLİ
Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.
ÇEVİRİM
Çevirme işi. Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.