Kelimeler arşivinde; içinde "giye" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde giye bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu giye ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında giye olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
LENFANGİYEKTAZİ
GİYECEKLENMEK
KAFTANGİYEN
GİYEBİLMEK
GİYEBİLME
GİYECEK, GİYECAH, İSGİYET
EŞGİYE, GİYESİ
GİYEK, GİYES, GİYEV
GİYE
GİYE
Ot: Koyuna giye getirmeye gidem. Çorap şişi.
GİYECEKLENMEK
Giyinmek, üzerine giyecek almak.
EŞGİYE
Eşkıya.
GİYEV
Güvey.
İSGİYET
Bağdadi duvar.
GİYEBİLME
Giyebilmek işi.
GİYESİ
Elbise, çamaşır ve benzerleri giyilecek şey. Çamaşır yıkama (için).
KAFTANGİYEN
Kayseri ili, Örenşehir bucağına bağlı bir bölge.
GİYECEK
Giysi.
GİYEK
Elbise, çamaşır ve benzerleri giyilecek şey.
GİYECAH
Giyecek.
GİYES
Çamaşır yıkama (için).
LENFANGİYEKTAZİ
Başlıca, dokulardaki yaygın kronik yangılarla tümör oluşumları ve tıkanmalara bağlı olarak lenf damarları iç çapının artması veya genişlemesi hâli. Daha çok bağırsak askısı, göğüs ve karın zarı gibi seröz ve subseröz lenf damarlarında biçimlenir.
GİYEBİLMEK
Giyme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
ÇULCU
Çul yapan veya satan kimse. Gerekli gereksiz giyecek alan kimse.
ÇEKMELİK
Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
AYAKKABI
Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
BURGU
Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet. Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon.
BAŞVURU
Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.
ASORTİK
Giysilerini birbirine uygun giyen. Sosyetik.
BUKLET
Bükülmüş iplik. Bu iplikten dokunmuş (giyecek).
DEFİLE
Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptıkları gösteri, giyim gösterisi.
ÇORAP
Pamuk, yün vb.nden örülen, ayağa giyilen giyecek.
BİLİRKİŞİ
Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper. Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre, ehlivukuf.
DEĞİŞİK
Değiştirilmiş, muaddel. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Farklı. Yedek iç çamaşırı, giyecek.
DAĞITMAK
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
DUBLE
Belirli miktarın veya büyüklüğün iki katı. İçkide belirli olan tek ölçüsünün iki katı. Giysilerin iç bölümüne geçirilip kumaşla birlikte dikilen astar veya giysilerin içine ayrı olarak giyilen giyecek.
BORNOZ
Banyodan çıkarken kurulanmak için kullanılan, önden açık, havludan yapılmış giyecek. Kuzey Afrika'da Berberilerin giydikleri başlıklı, geniş, kısa kollu bir üstlük.
BİLGİLİ
Bilgi sahibi olan, malumatlı, malumattar, malumat sahibi, haberli. Bilgiye dayalı bir biçimde.
BELGİLİ
Belgiye dayanan, belirli olan.