Kelimeler arşivinde; içinde "geçe" olan, toplam 62 tane kelime bulunuyor. İçerisinde geçe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu geçe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında geçe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEÇERSİZLEŞTİRMEK
GEÇERSİZLEŞTİRME, BELGEGEÇERLETMEK
BELGEGEÇERLETME, BELGEGEÇERLEMEK
BELGEGEÇERLEME, GEÇERSİZLEŞMEK
VAZGEÇEBİLMEK, GENELGEÇERLİK, GEÇERSİZLEŞME
VAZGEÇEBİLME, GEÇERSİZLEME
GEÇEBUYNUZU, GEÇERLENMEK, GEÇERSİZLİK, GEÇERLETMEK
GEÇERLİLİK, YURTGEÇERİ, GÖYGEÇEMEN, GEÇERLETME, GEÇERLENME, BELGEGEÇER, GEÇEBİLMEK, GEÇENLERDE, GEÇERLEMEK, GENELGEÇER
GEÇERLEME, PARTGEÇEN, GEÇEYOROR, YEREGEÇEN, GEÇEMENLİ, GEÇEBİLME
YOLGEÇEN, GEÇERSİZ, TEZGEÇER, VAZGEÇEN, İKİZGEÇE, GEÇERLİK, GEÇEYMEN, GEÇEMBEK
GOZGEÇE, GEÇELİK, SUGEÇER, SİNGEÇE, KUZGEÇE, GEÇEMEK, GUZGEÇE, GEÇEMEN, GEÇENEŞ, GEÇENEK, GEÇEĞEN, GEÇERLİ, GEÇENDE
GEÇELİ, GEÇENE, GEÇELÜ, GEÇENİ
GEÇEL, GEÇER, GEÇEN, GEÇEK
GEÇE
GEÇE
Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.
BELGEGEÇERLETMEK
Belgegeçerle göndertmek.
GEÇERSİZLEŞME
Geçersiz duruma düşme.
GEÇERLENMEK
Geçerliliği onaylanmak.
BELGEGEÇERLETME
Belgegeçerletmek işi.
GEÇERSİZLEŞTİRMEK
Geçersiz duruma getirmek.
BELGEGEÇERLEME
Belgegeçerlemek işi.
VAZGEÇEBİLMEK
Vazgeçme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEÇERSİZLİK
Geçersiz olma durumu, hükümsüzlük.
BELGEGEÇERLEMEK
Bir yazıyı belgegeçer ile başka bir yere göndermek, belgeçlemek, fakslamak.
GEÇERSİZLEŞMEK
Geçersiz duruma düşmek, geçerliğini yitirmek.
GENELGEÇERLİK
Genelgeçer olma durumu.
GEÇEBUYNUZU
Keçiboynuzu.
VAZGEÇEBİLME
Vazgeçebilmek durumu.
GEÇERSİZLEŞTİRME
Geçersizleştirmek durumu.
GEÇERSİZLEME
Bir ölçme aracı ya da ölçümün çeşitli sınama yollarıyla ölçmek istediğinden başka bir nesneyi ölçtüğünü ve dizgeli yanılgılar içerdiğini gösterme.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
ARANJE
"Düzenlenmek" anlamında aranje etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
ANGAJE
"Bağlamak" anlamındaki angaje etmek, "bağlanmak" anlamındaki angaje olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
ARDIL
Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
AYAKALTI
Gelip geçenlerin çok olduğu yer. Ortalık.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
ANKA
Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.