Kelimeler arşivinde; içinde "gelin" olan, toplam 98 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gelin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gelin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gelin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GELİNCİKGİLLER
GELİNGÜLDÜREN, GELİNLİKÇİLİK
GELİNCİKLEME, GELİNKİRPİĞİ, GELİNKÖYNEĞİ, GELİNÖLDÜREN, GELİNDASTARI, GELİNBANNAĞI, GELİNPARMAĞI, GELİNTIRNAĞI, GELİNBARMAĞI, ŞEYTANGELİNİ
GELİNCİĞERİ, GELİNBÖCEĞİ, GELİNELMASI, GELİNBUĞDAY, GELİNCİKDEN, GELİNERTESİ, GELİNARMUTU, GELİNPERTEK, GELİNYANAĞI, GELİNYEMİŞİ, GELİNKUŞAĞI, GELİNFENERİ, OĞLAKGELİNİ
GELİNGÜLLÜ, GELİNGADUN, GELİNKADIN, GELİNKIZCI, GELİNLİKÇİ, GELİNPINAR, GELİNTARLA, GELİNBOĞAN, GELİNALICI, DİLLİGELİN
GELİNÖREN, GELİNGÜLÜ, GELİNKAŞI, GELİNKAYA, GELİNKITI, GELİNALAN, GELİNABBA, GELİNMUMU, GELİNNİYH, GELİNABLA, GELİNSAÇI, GELİNSIRA, GELİNSİNİ, GELİNTACI, GELİNTAŞI, GELİNTEPE, KOCAGELİN, MALGELİNİ, UZUNGELİN, YEDİGELİN, GELİNDİLİ, GELİNBUDU, GELİNBACİ, GELİNGITI, GELİNDERE, GELİNGÖRE, GELİNCÜYH, GELİNBABA, GELİNBACI
GELİNCÜK, GELİNÖNÜ, ÇÖPGELİN, ALGELİNİ, GELİNÖZÜ, GELİNCUK, GELİNMEK, GELİNLİK, GELİNCİK, GELİNCEK, GELİNKIZ, GELİNALİ, GELİNGÖR, GELİNGIZ, GELİNALI, GELİNANA, GELİNDEŞ, GELİNATI, GELİNLIH, GELİNABA, ELGELİNİ, GELİNELİ, GELİNNİK
GELİNCİ, ALGELİN, GELİNÇE, GELİNÇİ, GELİNTİ, GELİNME, GELİNYE, GELİNGE, GELİNCE
GELİN
GELİN
Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın. Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.
GELİNLİKÇİLİK
Gelinlikçinin yaptığı iş.
GELİNPARMAĞI
Uzun taneli bir tür üzüm.
GELİNTIRNAĞI
Baharda kırlarda açan, çiçeklerinin ucu mor, dipleri beyaz bir çeşit çiçek.
GELİNÖLDÜREN
Hayvanların diz kapağı kemiği.
GELİNCİKGİLLER
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, gelincik, haşhaş, kırlangıç otu ve benzerleri bitkileri içine alan familya. Yaprakları almaşlı, genelde tek çiçekli ve ışınsal simetrili, taç ve çanak yaprakları gösterişli, erkek organları çok sayıda ve bir ya da birkaç sıra dizili, meyveleri kapsül, lomentum ya da ince uzun kapsül şeklinde olan, bir ya da çok yıllık, otsu, çalmışı bazen de ağaçsı türleri olan, dünyada 28 cins ve 250 kadar türle, ülkemizde ise 5 cins ve 45 kadar türle temsil edilen bir familya.
GELİNGÜLDÜREN
Portakalgillerden güzel kokulu bir ağaç.
ŞEYTANGELİNİ
Kasırga, bora.
GELİNKİRPİĞİ
Kasımpatı.
GELİNDASTARI
Gökkuşağı.
GELİNBARMAĞI
Parmak ucu biçiminde üzüm. İlkbaharda yetişen ıspanakgillerden bir çeşit ot. Bir çeşit uzun fındık. Çürümüş ağaç köklerinde büyüyen bir mantar. Tarlada ekinle beraber yetişen bir ot. Havuç. Bir çeşit pancar.
GELİNCİKLEME
Heyecandan ileri gelen bir çeşit sinir hastalığı.
GELİNKÖYNEĞİ
Sabah sefası.
GELİNCİĞERİ
Gelincik çiçeği.
GELİNBANNAĞI
Parmak ucu biçiminde üzüm.
GELİNBÖCEĞİ
Küçük boncuk büyüklüğünde üst kabuğu kırmızı küçük benekli bir çeşit böcek. Kahve.
Bu bölümde tanımı içerisinde GELİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DUVAKLANMAK
Duvak örtünmek. Gelin olmak.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
DUVAK
Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü. Küp, tandır, baca vb.nin taş veya topraktan yapılmış kapağı. Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar.
DRAHOMA
Hristiyan ve Musevilerde gelinin damada verdiği para veya mal.
BULUNTU
Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya. Sokakta bulunup alınan çocuk. Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal.
BAŞARILI
Başarı gösteren, muvaffakiyetli. Başarılmış, üstesinden gelinmiş. Başarılı bir biçimde, başarı göstererek.
ALIŞILMAK
Bir şeye alışmış duruma gelinmek.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
BEZİLMEK
Bezme işine konu olmak, bezme durumuna gelinmek.
BİRLEŞİLMEK
Birleşme işi yapılmak, bir araya gelinmek, buluşulmak.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ÇEYİZ
Gelin için hazırlanan her türlü eşya, cihaz.
DALYA
Bir şey sayılırken birim olarak alınan sayıya gelindiğinde söylenen uyarma sözü. Yıldız çiçeği (Dahlia). Çocuk oyunlarında önceden belirlenen bir aşamaya gelme anında söylenen söz.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
BULGURLU
"Bu kadar süslenmeye gerek yok"anlamındaki Bulgurlu'ya gelin mi gidecek deyiminde geçen bir söz. Bulguru olan.
BİLMÜNASEBE
Sırası gelince, sırası düşünce.
ÇENGELLEMEK
Çengelini takmak. Çengel atış yapmak.
ALTIPARMAK
Bir tür iri palamut balığı. Bu kumaştan yapılmış olan gelin giysisi. Ayrı renkte altı yolu olan kumaş.