Kelimeler arşivi içinde; başında "gelin" olan, toplam 87 adet kelime bulunmaktadır. gelin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gelin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gelin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GELİNCİKGİLLER
GELİNGÜLDÜREN, GELİNLİKÇİLİK
GELİNTIRNAĞI, GELİNPARMAĞI, GELİNÖLDÜREN, GELİNKİRPİĞİ, GELİNDASTARI, GELİNKÖYNEĞİ, GELİNBARMAĞI, GELİNCİKLEME, GELİNBANNAĞI
GELİNBUĞDAY, GELİNCİĞERİ, GELİNCİKDEN, GELİNKUŞAĞI, GELİNELMASI, GELİNERTESİ, GELİNFENERİ, GELİNBÖCEĞİ, GELİNYEMİŞİ, GELİNYANAĞI, GELİNARMUTU, GELİNPERTEK
GELİNKIZCI, GELİNGÜLLÜ, GELİNKADIN, GELİNGADUN, GELİNALICI, GELİNTARLA, GELİNBOĞAN, GELİNLİKÇİ, GELİNPINAR
GELİNTACI, GELİNSİNİ, GELİNMUMU, GELİNGITI, GELİNKITI, GELİNKAYA, GELİNTAŞI, GELİNTEPE, GELİNÖREN, GELİNSIRA, GELİNKAŞI, GELİNSAÇI, GELİNGÜLÜ, GELİNNİYH, GELİNGÖRE, GELİNABBA, GELİNABLA, GELİNALAN, GELİNDİLİ, GELİNDERE, GELİNBUDU, GELİNBABA, GELİNBACI, GELİNBACİ, GELİNCÜYH
GELİNATI, GELİNÖNÜ, GELİNCEK, GELİNÖZÜ, GELİNCİK, GELİNANA, GELİNALİ, GELİNALI, GELİNABA, GELİNGÖR, GELİNCUK, GELİNMEK, GELİNGIZ, GELİNCÜK, GELİNLİK, GELİNLIH, GELİNNİK, GELİNDEŞ, GELİNKIZ, GELİNELİ
GELİNÇİ, GELİNYE, GELİNTİ, GELİNGE, GELİNÇE, GELİNCE, GELİNME, GELİNCİ
GELİN
GELİN
Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın. Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.
GELİNCİKDEN
Gelince.
GELİNTIRNAĞI
Baharda kırlarda açan, çiçeklerinin ucu mor, dipleri beyaz bir çeşit çiçek.
GELİNPARMAĞI
Uzun taneli bir tür üzüm.
GELİNBUĞDAY
Gaziantep kenti, Araban ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GELİNLİKÇİLİK
Gelinlikçinin yaptığı iş.
GELİNCİKLEME
Heyecandan ileri gelen bir çeşit sinir hastalığı.
GELİNBANNAĞI
Parmak ucu biçiminde üzüm.
GELİNÖLDÜREN
Hayvanların diz kapağı kemiği.
GELİNBARMAĞI
Parmak ucu biçiminde üzüm. İlkbaharda yetişen ıspanakgillerden bir çeşit ot. Bir çeşit uzun fındık. Çürümüş ağaç köklerinde büyüyen bir mantar. Tarlada ekinle beraber yetişen bir ot. Havuç. Bir çeşit pancar.
GELİNCİĞERİ
Gelincik çiçeği.
GELİNGÜLDÜREN
Portakalgillerden güzel kokulu bir ağaç.
GELİNCİKGİLLER
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, gelincik, haşhaş, kırlangıç otu ve benzerleri bitkileri içine alan familya. Yaprakları almaşlı, genelde tek çiçekli ve ışınsal simetrili, taç ve çanak yaprakları gösterişli, erkek organları çok sayıda ve bir ya da birkaç sıra dizili, meyveleri kapsül, lomentum ya da ince uzun kapsül şeklinde olan, bir ya da çok yıllık, otsu, çalmışı bazen de ağaçsı türleri olan, dünyada 28 cins ve 250 kadar türle, ülkemizde ise 5 cins ve 45 kadar türle temsil edilen bir familya.
GELİNKİRPİĞİ
Kasımpatı.
GELİNKÖYNEĞİ
Sabah sefası.
GELİNDASTARI
Gökkuşağı.
Bu bölümde tanımı içerisinde GELİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
DUVAK
Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü. Küp, tandır, baca vb.nin taş veya topraktan yapılmış kapağı. Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar.
DALYA
Bir şey sayılırken birim olarak alınan sayıya gelindiğinde söylenen uyarma sözü. Yıldız çiçeği (Dahlia). Çocuk oyunlarında önceden belirlenen bir aşamaya gelme anında söylenen söz.
BİRLEŞİLMEK
Birleşme işi yapılmak, bir araya gelinmek, buluşulmak.
ALIŞILMAK
Bir şeye alışmış duruma gelinmek.
BULUNTU
Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya. Sokakta bulunup alınan çocuk. Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal.
BULGURLU
"Bu kadar süslenmeye gerek yok"anlamındaki Bulgurlu'ya gelin mi gidecek deyiminde geçen bir söz. Bulguru olan.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
ALTIPARMAK
Bir tür iri palamut balığı. Bu kumaştan yapılmış olan gelin giysisi. Ayrı renkte altı yolu olan kumaş.
ÇENGELLEMEK
Çengelini takmak. Çengel atış yapmak.
BAŞARILI
Başarı gösteren, muvaffakiyetli. Başarılmış, üstesinden gelinmiş. Başarılı bir biçimde, başarı göstererek.
ÇEYİZ
Gelin için hazırlanan her türlü eşya, cihaz.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
DUVAKLANMAK
Duvak örtünmek. Gelin olmak.
BİLMÜNASEBE
Sırası gelince, sırası düşünce.
DRAHOMA
Hristiyan ve Musevilerde gelinin damada verdiği para veya mal.
BEZİLMEK
Bezme işine konu olmak, bezme durumuna gelinmek.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.