İçinde GAZE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gaze" olan, toplam 28 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gaze bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gaze ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gaze olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

GAZELHANLIK, GAZELLİDERE, GAZELLENMEK, GAZETECİLİK

10 harfli kelimeler

GAZELLENME, GAZELUŞAĞI, GAZELYAKUP

9 harfli kelimeler

SARIGAZEL, GAZELİMSİ, GAZETELİK, GAZELİYAT

8 harfli kelimeler

GAZEYAĞI, GAZETECİ, GAZEKİYE, GAZELHAN, GAZELLER

7 harfli kelimeler

ILGAZER

6 harfli kelimeler

GAZEVİ, GAZEKE, GAZEKİ, GAZEÇE, GAZEBO, GAZEBİ, GAZETE

5 harfli kelimeler

GAZEP, GAZET, GAZEL

4 harfli kelimeler

GAZE

Bazı kelimelerin anlamları

GAZE

Acun, evren, âlem.

GAZELHAN

Gazel okuyan, gazel söyleyen kimse.

GAZELLENMEK

Ağaç yapraklarını dökmek. Yaprak sararıp kurumak.

GAZELUŞAĞI

Hatay şehri, Hassa ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

GAZETECİ

Gazete yayımlayan kimse. Gazete satan kimse. Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi veya gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse.

GAZELLİDERE

Balıkesir şehrinde, Dursunbey ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

GAZELYAKUP

Kütahya ilinde, Tavşanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

GAZEKİYE

Mintan.

GAZELİYAT

Bir şairin divanında bulunan gazeller bölümü.

GAZELLENME

Gazellenmek işi veya durumu.

SARIGAZEL

Samsun ili, Lâdik ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

GAZETECİLİK

Gazetecinin yaptığı iş.

GAZEYAĞI

Taze iken yenen, çay kenarlarında yetişen bir ot. Araba çatalı.

GAZELİMSİ

Gazeli andıran, gazele benzeyen, gazel gibi.

GAZELHANLIK

Gazelhanın yaptığı iş.

GAZETELİK

Gazete koymaya yarar küçük çatkı. Gazeteye haber olarak yazılacak nitelikte olan.

  -   -   -  

Anlamında GAZE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GAZE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İNTİŞAR

Yayılma. Gazete veya dergi çıkma, yayımlanma.

MAKALE

Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı.

KIRAATHANE

Kahve, kahvehane. Müşterilerinin okumaları için gazete, dergi ve kitap bulunduran geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane.

KESİK

Kesilmiş olan. Aralıklı. Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür. Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). Kısa. Çiğ sütten yapılmış olan yağsız peynir, çökelek, ekşimik. Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek. Kesilerek bozulmuş olan. Parası olmayan. Kesilmiş olan yer. Tutkun, hayran.

CEYLAN

Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan, ahu, gazal (Gazella dorcas).

DAĞITICI

Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.

CERİDE

Gazete. Tutanak, kayıt defteri. Süvari kolu.

İÇİNDEKİLER

Bir kitabın, derginin baş veya sonuna konulan, konu başlıklarını sayfa numaralarıyla gösteren liste, fihrist. Bir kitap, dergi, gazete, mektup vb.nin içinde bulunan konular veya kapsadığı şeyler, münderecat.

EK

Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça. Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave. Sonradan katılan, yapılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan, başa, sona veya kelimenin içine eklenebilen, bağımlı dil bilgisi ögeleri, lahika. Eklenmiş, katılmış.

İDAREHANE

Gazete, dergi vb. yayım kurumlarında yazı işlerine bakılan yer, yönetim yeri. Bir işi veya kuruluşu yönetenlerin bulundukları yer, büro.

DÖRTLEME

Dörtlemek işi. Bir gazelin her beytinin başına iki dize eklenerek yapılmış olan nazım biçimi, terbi. Tarlayı dört kez sürme.

BENT

Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.

MAKASÇILIK

Makasçının görevi. Basında başka gazetelerdeki haberleri kesip olduğu gibi aktarma işi.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

BASIN

Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

KUPON

Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri. Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. Yalnız bir giysilik dokunmuş veya kesilmiş, üstün nitelikte (kumaş parçası).

BAŞYAZI

Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı, başmakale.

BASMA

Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.

BÜFE

Evlerde içine yemek takımlarının konduğu dolap. Yiyecek, içecek, gazete, dergi vb.nin satıldığı küçük dükkân. Toplantılarda yiyecek ve içeceklerin konulduğu masa.

BAŞYAZAR

Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse, başmuharrir, sermuharrir.