İçinde FIRLA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "fırla" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fırla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu fırla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fırla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KINCIFIRLANMAK, DİLFIRLATANLAR

13 harfli kelimeler

FIRLATABİLMEK, FIRLATIVERMEK, FIRLAYIVERMEK

12 harfli kelimeler

FIRLATABİLME, FIRLANDIRMAK, FIRLATIVERME, FIRLAYIVERME

11 harfli kelimeler

SIFIRLAYICI, FIRLANDUMAK, SIFIRLANMAK, FIRLATILMAK, SIFIRLATMAK

10 harfli kelimeler

SIFIRLAMAK, SIFIRLANMA, FIRLATILMA, SIFIRLATMA

9 harfli kelimeler

FIRLANMAK, FIRLAŞMAK, SIFIRLAMA, FIRLATMAK

8 harfli kelimeler

FIRLANTI, FIRLANTA, FIRLAKLI, FIRLAHÇI, FIRLAYIŞ, FIRLATMA, FIRLATIŞ, FIRLAMAK

Bazı kelimelerin anlamları

FIRLA

Topaç, değirme denilen çocuk oyuncağı.

KINCIFIRLANMAK

Nazlanmak, cilve yapmak. İstemeyerek gönlü yatmak.

FIRLATILMAK

Fırlatma işi yapılmak.

FIRLATIVERME

Fırlatıvermek işi.

FIRLATABİLME

Fırlatabilmek işi.

FIRLATIVERMEK

Ansızın fırlatmak.

DİLFIRLATANLAR

Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımından, dillerini yay gibi dışarı uzatan, renk değiştirme özellikleri olan, çoğu ağaçların üzerinde yaşayan, başları çıkıntılı, yuvarlak göz kapakları bulunan türlere sahip bir alt takım.

SIFIRLATMAK

Sıfırlama işini yaptırmak.

FIRLANDUMAK

Gezdirmek.

FIRLAYIVERMEK

Çabucak fırlamak.

FIRLANDIRMAK

Dolaştırmak, etrafını çevirmek, sarmak.

SIFIRLAMAK

Bir denklemdeki bütün terimleri yalnız bir yanda toplayarak denklemin öbür yanını eşit duruma getirmek. Sayma işlemi yapan bir göstergeyi sıfır sayısına getirmek. Yok saymak, hiç yokmuş gibi düşünmek.

SIFIRLAYICI

E doğrusal uzayının bir S altkümesi için, olduğunda = 0 koşulunu sağlayan bütün öğelerinin oluşturduğu küme, S°.

SIFIRLANMAK

Sıfırlama işi yapılmak.

FIRLAYIVERME

Fırlayıvermek işi.

FIRLATABİLMEK

Fırlatmaya gücü yetmek.

  -   -   -  

Anlamında FIRLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FIRLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FIRLATMA

Fırlatma işi. Kol ve bacağın vücudun orta çizgisinden türlü yönlere, son eklemine kadar hızla ve gergin olarak uzaklaştırılması.

FIRLATIŞ

Fırlatma işi.

FIRLAMA

Fırlamak işi. Arsız, terbiyesiz çocuk. Piç.

FIRLAYIŞ

Fırlama işi.

LAPİLLİ

Yanardağlardan fırlayan çok küçük katı parça.

FIŞKIRMA

Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.

BALTRAP

Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet.

BUMERANG

Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılma bir av aracı.

FIRLAK

Dışarı doğru fırlamış, çıkmış, çıkık.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

MANCINIK

Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı. İpekçi çıkrığı.

JUDO

Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.

HOPLAMAK

Sevinçten, korkudan veya oyun için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak.

HOPLATMAK

Hoplamasını sağlamak. Çocuğu koltuklarından tutup hafifçe havaya fırlatarak eğlendirmek.

BARUT

Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.

BALİSTİK

Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

FIR

Fırıl fırıl. Piç, fırlama.

KALGIMAK

Sıçramak, fırlamak, şaha kalkmak. Öfkeyle kalkmak. Çapkınlık, serserilik yapmak.