Kelimeler arşivi içinde; başında "fırla" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. fırla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fırla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fırla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FIRLAYIVERMEK, FIRLATIVERMEK, FIRLATABİLMEK
FIRLAYIVERME, FIRLATIVERME, FIRLANDIRMAK, FIRLATABİLME
FIRLATILMAK, FIRLANDUMAK
FIRLATILMA
FIRLAŞMAK, FIRLATMAK, FIRLANMAK
FIRLANTI, FIRLANTA, FIRLAMAK, FIRLATIŞ, FIRLAKLI, FIRLATMA, FIRLAYIŞ, FIRLAHÇI
FIRLAMA
FIRLAK, FIRLAG
FIRLA
FIRLA
Topaç, değirme denilen çocuk oyuncağı.
FIRLANTI
Krep.
FIRLAŞMAK
Dönmek, dolaşmak, gezmek. Kimse işitmeyecek kadar sessiz konuşmak.
FIRLATABİLMEK
Fırlatmaya gücü yetmek.
FIRLANTA
Çocukların oynadıkları çember.
FIRLAYIVERMEK
Çabucak fırlamak.
FIRLATABİLME
Fırlatabilmek işi.
FIRLATMAK
Hızla atmak, bulunduğu yerden dışarı atmak.
FIRLANDIRMAK
Dolaştırmak, etrafını çevirmek, sarmak.
FIRLATILMAK
Fırlatma işi yapılmak.
FIRLANDUMAK
Gezdirmek.
FIRLANMAK
Dönmek, dolaşmak, gezmek. Başı dönmek. Dolanmak, gezmek. Dönmek. Dönmek; dönüp dolaşmak. Fırlamak, saldırmak - fırlan! Fırla! (Çayağzı).
FIRLATILMA
Fırlatılmak işi.
FIRLAYIVERME
Fırlayıvermek işi.
FIRLATIVERME
Fırlatıvermek işi.
FIRLATIVERMEK
Ansızın fırlatmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde FIRLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
HOPLAMAK
Sevinçten, korkudan veya oyun için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak.
FIRLAYIŞ
Fırlama işi.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
MANCINIK
Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı. İpekçi çıkrığı.
FIRLAK
Dışarı doğru fırlamış, çıkmış, çıkık.
FIŞKIRMA
Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.
JUDO
Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.
KALGIMAK
Sıçramak, fırlamak, şaha kalkmak. Öfkeyle kalkmak. Çapkınlık, serserilik yapmak.
BARUT
Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
FIRLAMA
Fırlamak işi. Arsız, terbiyesiz çocuk. Piç.
HOPLATMAK
Hoplamasını sağlamak. Çocuğu koltuklarından tutup hafifçe havaya fırlatarak eğlendirmek.
FIR
Fırıl fırıl. Piç, fırlama.
FIRLATMA
Fırlatma işi. Kol ve bacağın vücudun orta çizgisinden türlü yönlere, son eklemine kadar hızla ve gergin olarak uzaklaştırılması.
BALTRAP
Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
FIRLATIŞ
Fırlatma işi.
LAPİLLİ
Yanardağlardan fırlayan çok küçük katı parça.
BUMERANG
Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılma bir av aracı.