Kelimeler arşivinde; içinde "fosi" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fosi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fosi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fosi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
LENFOSİNTİGRAFİ
LENFOSİTOPENİ, LENFOSİTOPOEZ
LENFOSİTOZİS
FOSİLLEŞMEK, LENFOSİTEMİ, LENFOSİTLER
FOSİLLEŞME, LENFOSİTİK
LENFOSİT
FOSİLLİ, AMFOSİT
FOSİL
FOSİ
FOSİ
Herhangi bir şey dikmek için açılan çukur.
LENFOSİTOZİS
Lenfositik lökositozis.
LENFOSİTİK
Lenfositlere ait, onlarla ilgili olan.
FOSİLLEŞME
Fosilleşmek durumu, taşıllaşma.
FOSİLLİ
İçinde fosil bulunan.
LENFOSİNTİGRAFİ
Lenf damarlarının sintigrafi yöntemiyle görüntülenmesi.
LENFOSİT
Kanda, kemik iliğinde, lenfte bulunan, tek ve çok iri çekirdekli, küçük, renksiz bir kan hücresi.
LENFOSİTLER
Kanda ve lenfte bulunan, tek çekirdekli, küçük, renksiz, bağışıklık olaylarına giren bir kan hücresi tipi. B lenfositleri, T lenfositleri ve bu grupta sayılan doğal öldürücü hücreler (NK) oarak gruplandırılırlar. Ayrıca plazma zarlarındaki reseptörlere göre ve salgıladıkları sitokinlere göre de alt gruplara ayrılırlar. Lenf hücresi.
LENFOSİTOPENİ
Lenfopeni.
FOSİL
Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri, müstehase, taşıl. Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse.
LENFOSİTOPOEZ
Lenfosit yapımı.
LENFOSİTEMİ
Kanda lenfosit sayısının artışı.
FOSİLLEŞMEK
Fosil durumuna gelmek, taşıllaşmak. Gerilemek, köhneleşmek. Düşünme gücünü yitirmek.
AMFOSİT
Hem asit hem de alkali boyalarla aynı biçimde boyanabilen herhangi bir hücre.
Bu bölümde tanımı içerisinde FOSİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TAŞILLI
İçinde taşıl bulunan, fosilli.
MAMUT
Filgillerden, dördüncü zamanda Avrupa ve Asya'da yaşamış olan, şimdi ancak fosili bulunan iri, kıllı bir hayvan (Elephas primigenius).
TAŞIL
Fosil.
ANTROK
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.
AZOİK
En eski jeolojik sistem. İçinde fosil bulunmayan (toprak).
TAŞILLAŞMA
Fosilleşme.
LENF
Damarlarda dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı, ak kan, lenfa.
YATAK
Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.
AGRANÜLOSİT
Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.
DİNOZOR
Dinozorlar takımından, boyu 20 metre kadar olabilen, ilk çağlarda yaşamış, günümüze fosilleri kalmış bir sürüngen. Gelişmelere ayak uyduramamış, çağın gerisinde kalmış veya mevcut durumu korumak isteyen kimse. İkinci Jeoloji Devrinde yaşamış dev sürüngenlere verilen genel ad.
CONİFERALES
Bazı üyeleri fosil olmuş, erkek ve dişi kozalakları ayrı olan, genelde iğne yapraklı ağaçsı bitkiler.
MÜSTEHASE
Fosil.
KEHRİBAR
Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılır ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine, samankapan, kılkapan. Bu reçineden yapılmış.
ARKEOPTERİKS
Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.
ARENAVİRÜSLER
Doğal konakçıları çoğunlukla kemirgenler olan ve insanlarda hastalığa yol açan lenfositik koryomenenjitis ve lassa hastalıkları virüslerin de yer aldığı, elektron mikroskoptaki görüntüsü kum taneciklerine benzeyen, tek iplikli ve parçalı yapıda negatif anlamlı RNA genoma sahip virüs ailesi Arenaviridae.
FORAMİNİFERLER
Bir hücrelilerden (Protozoa), kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının hemen hepsi genel olarak bir ya da çok odacıklı, kalsiyum karbonattan yapılmış bir kabukla örtülü olan, iğne biçimindeki yalancı ayakları kabuk üzerindeki deliklerden dışarı uzanan, bazısı tath suda, çoğu denizlerde yaşayan, bugün fosil olmuş pek çok türü bulunan, globijerin (Globigerina) ve nümülit (Nummulites) cinsleri iyi bilinen, bir takımı. Delikli hayvanlar. (Foraminifera),iyi bilinen cinsleridir.
DİYATOME
Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası.
ZAMAN
Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.
DUTCHERCİSİMCİĞİ
Lenfosit ve plazma hücrelerinin tümörlerinde antikor içeren sitoplazmanın çekirdeğe fıtıklaşması sonucu oluşan çekirdek içi cisimcik.
TAŞILLAŞMAK
Fosilleşmek.