FOSİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "fosi" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. fosi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu fosi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fosi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

FOSİ

Herhangi bir şey dikmek için açılan çukur.

FOSİLLİ

İçinde fosil bulunan.

FOSİLLEŞMEK

Fosil durumuna gelmek, taşıllaşmak. Gerilemek, köhneleşmek. Düşünme gücünü yitirmek.

FOSİL

Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri, müstehase, taşıl. Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse.

FOSİLLEŞME

Fosilleşmek durumu, taşıllaşma.

  -   -   -  

Anlamında FOSİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FOSİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANTROK

Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.

YATAK

Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.

TAŞILLI

İçinde taşıl bulunan, fosilli.

TAŞILLAŞMA

Fosilleşme.

MÜSTEHASE

Fosil.

MAMUT

Filgillerden, dördüncü zamanda Avrupa ve Asya'da yaşamış olan, şimdi ancak fosili bulunan iri, kıllı bir hayvan (Elephas primigenius).

CONİFERALES

Bazı üyeleri fosil olmuş, erkek ve dişi kozalakları ayrı olan, genelde iğne yapraklı ağaçsı bitkiler.

TAŞIL

Fosil.

ARENAVİRÜSLER

Doğal konakçıları çoğunlukla kemirgenler olan ve insanlarda hastalığa yol açan lenfositik koryomenenjitis ve lassa hastalıkları virüslerin de yer aldığı, elektron mikroskoptaki görüntüsü kum taneciklerine benzeyen, tek iplikli ve parçalı yapıda negatif anlamlı RNA genoma sahip virüs ailesi Arenaviridae.

KEHRİBAR

Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılır ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine, samankapan, kılkapan. Bu reçineden yapılmış.

AGRANÜLOSİT

Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.

DİYATOME

Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası.

AZOİK

En eski jeolojik sistem. İçinde fosil bulunmayan (toprak).

DİNOZOR

Dinozorlar takımından, boyu 20 metre kadar olabilen, ilk çağlarda yaşamış, günümüze fosilleri kalmış bir sürüngen. Gelişmelere ayak uyduramamış, çağın gerisinde kalmış veya mevcut durumu korumak isteyen kimse. İkinci Jeoloji Devrinde yaşamış dev sürüngenlere verilen genel ad.

LENF

Damarlarda dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı, ak kan, lenfa.

FORAMİNİFERLER

Bir hücrelilerden (Protozoa), kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının hemen hepsi genel olarak bir ya da çok odacıklı, kalsiyum karbonattan yapılmış bir kabukla örtülü olan, iğne biçimindeki yalancı ayakları kabuk üzerindeki deliklerden dışarı uzanan, bazısı tath suda, çoğu denizlerde yaşayan, bugün fosil olmuş pek çok türü bulunan, globijerin (Globigerina) ve nümülit (Nummulites) cinsleri iyi bilinen, bir takımı. Delikli hayvanlar. (Foraminifera),iyi bilinen cinsleridir.

ZAMAN

Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

DUTCHERCİSİMCİĞİ

Lenfosit ve plazma hücrelerinin tümörlerinde antikor içeren sitoplazmanın çekirdeğe fıtıklaşması sonucu oluşan çekirdek içi cisimcik.

ARKEOPTERİKS

Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.

TAŞILLAŞMAK

Fosilleşmek.