Kelimeler arşivinde; içinde "fiz" olan, toplam 101 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fiz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fiz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fiz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FİZOHEMATOMETRA, GİNANDROMORFİZM
ANTROPOMORFİZM, METAFİZİKÇİLİK, RADYOFİZYOLOJİ, FİZİKOKİMYASAL, FİZOHİDROMETRA, FİZYOPATOLOJİK, PATOFİZYOLOJİK
FİZYOTERAPİST, EPİFİZYOLİZİS, FİZYOPATOLOJİ, GONADOTROFİZM, HİPOFİZEKTOMİ, NÖROFİZYOLOJİ, PATOFİZYOLOJİ, YUSUFİZZETTİN
FİZYOKRATLIK, ADENOHİPOFİZ, ENDOMORFİZİM, FİZYOKRATLAR, HOMEOMORFİZM, KATASTROFİZM, PANTAMORFİZM, SİNAPTOFİZİN
EGZOMORFİZM, FİZİKOKİMYA, FİZYOLOJİST, FİZYOTERAPİ, KÜLTÜRFİZİK, METAFİZİKÇİ, METAMORFİZM, EPİFİZYALİS, EPİFİZYODEZ, MESOMORFİZM, MONOMORFİZM, NÖROHİPOFİZ, PARAMORFİZM, PLEOMORFİZM, POLİMORFİZM
ASTROFİZİK, FİZİBİLİTE, FİZYOLOJİK, İZOMORFİZM, JEOFİZİKÇİ, RADYOFİZİK, FİZİKÖTESİ, DİRİLFİZİK, EPİFİZİTİS, FİZYOKRASİ, İATROFİZİK, İSOMORFİZM, OTOMORFİZM, TRİMORFİZM
BİYOFİZİK, FİZYOKRAT, FİZYOLOJİ, FİZYONOMİ, METAFİZİK, DİMORFİZM, DİSRAFİZM, FİZOKLİST, FİZOMETRA, GÖKFİZİĞİ, NÖRAPOFİZ, NÖROFİZİN, YERFİZİĞİ, ZİGAPOFİZ
FİZİKSEL, FİZYOLOG, JEOFİZİK, AMORFİZM, APOFİZİS, FİZOSTOM, MORFİZMA
AMFİZEM, FİZİKÇE, FİZİKÇİ, DİYAFİZ, FİZAFYA, FİZALYA, FİZİRİM, FİZİTİS, HEMOFİZ, HİPOFİZ, METAFİZ
FİZİKİ, SOFİZM, APOFİZ, EPİFİZ, HAFİZE, NAFİZE, RAFİZİ, ÜROFİZ
FİZİK, NAFİZ, FİZAA, FİZME, HAFİZ
FİZA
FİZ
FİZ
Kurnaz: Fizlina diyecek yoh.
NÖROFİZYOLOJİ
Sinir sisteminin fizyolojisi ile uğraşan bilim dalı.
EPİFİZYOLİZİS
Epifiz ayrılması.
ANTROPOMORFİZM
İnsan biçimcilik.
GİNANDROMORFİZM
Ginandromorf olma durumu. Dişi ve erkek eşey karakterlerini bir arada gösterme; bireyin bir yarısının dişi, diğer yarısının erkek karakteri göstermesi. ginandromorf olma durumu. Dişi ve erkek eşey karakterlerini bir arada gösterme. Bireyin bir yarısının dişi, diğer yarısının erkek karakteri göstermesi.
METAFİZİKÇİLİK
Metafizikçinin işi veya mesleği.
FİZOHİDROMETRA
Döl yatağı boşluğunda gaz ve sıvı toplanması.
FİZİKOKİMYASAL
Fizikokimya veya fizikokimyasal özellikleri ile ilgili.
FİZOHEMATOMETRA
Döl yatağı boşluğunda gaz ve kan toplanması.
FİZYOPATOLOJİK
Fizyopatolojiyle ilgili, patofizyolojik. Hastalığın organ veya sistemde oluşturduğu görev bozukluğuyla ilgili, bu nitelikte görev bozukluğuna bağlı olan.
PATOFİZYOLOJİK
Fizyopatolojik.
GONADOTROFİZM
Vücudun iç salgı sisteminde cinsiyet bezlerinin hâkim rol oynaması durumu.
HİPOFİZEKTOMİ
Hipofiz bezinin ameliyatla çıkarılması.
RADYOFİZYOLOJİ
Radyobiyoloji.
FİZYOPATOLOJİ
Hastalığın organ veya sistemde oluşturduğu görev bozukluklarını konu alan bilim dalı, patofizyoloji.
FİZYOTERAPİST
Fizik tedavi ve rehabilitasyon değerlendirmelerini ve uygulamalarını yapan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
BAYGINLIK
Baygın olma durumu. Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu.
DEVİMSEL
Devinim durumunda olan, hareki. Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren, dinamik.
BİYOMEKANİK
Biyoloji, fizyoloji ve tıp konularını mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme.
BAŞKALAŞIM
Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi, istihale, metamorfizm.
BANYO
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı. Banyo küvetinde yıkanma işi.
COĞRAFYA
Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim. Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü.
DİYALEL
Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılmış olan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü.
BİLGİCİ
Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.), sofist.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
BİYOFİZİK
Fizyolojide geçen fiziksel olayların bilimi, biyolojik fizik.
BİLGİCİLİK
Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.
ALOTROPİ
Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
BİLEŞİK
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.
BİLLURLAŞMA
Billur durumuna gelme. Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı fizik ve kimya değişmeleriyle geometrik biçim alması, kristalleşme.
ASTROFİZİK
Yıldız fiziği.
BAROSKOP
Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.
DEKORATÖR
Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı. Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse. İç mimar.