Sonu FİZ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fiz" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fiz ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında fiz olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fiz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ADENOHİPOFİZ

11 harfli kelimeler

NÖROHİPOFİZ

9 harfli kelimeler

NÖRAPOFİZ, ZİGAPOFİZ

7 harfli kelimeler

DİYAFİZ, HEMOFİZ, HİPOFİZ, METAFİZ

6 harfli kelimeler

APOFİZ, EPİFİZ, ÜROFİZ

5 harfli kelimeler

NAFİZ, HAFİZ

3 harfli kelimeler

FİZ

Bazı kelimelerin anlamları

FİZ

Kurnaz: Fizlina diyecek yoh.

NAFİZ

Delip geçen. Sözü geçen, etkili olan. İçe işleyen.

ZİGAPOFİZ

Omurun bitişik omura eklemlenen uzantısı.

NÖRAPOFİZ

Omurganın merkezinden büyüyen, omurilik üzerinde birleşerek nöral dikeni meydana getiren iki safihadan her biri.

METAFİZ

Uzun kemiklerde diyafizle epifiz arasındaki kısım.

HİPOFİZ

Beynin alt bölümünde bulunan, salgısını kana vererek fizyolojik olaylarda önemli rol oynayan sinirsel organ. Omurgalılarda ara beynin ventralinde kısa bir sapla hipotalamusa bağlı bulunan ve adenokortikotropin, prolaktin, gonadotropinler, tiroit uyarıcı hormon, oksitosin, vazopressin gibi çok sayıda önemli hormonu salgılayan, bez yapısında olan adenohipofiz ile nöroendokrin yapıda olan nörohipofiz olmak üzere iki kısımdan yapılmış bir iç salgı bezi. Omurgalılarda ara beynin ventralinde kısa bir sapla hipotalamusa bağlı bulunan, büyüme ve üremede etkin çok sayıda önemli hormonu salgılayan, adenohipofiz ve nörohipofiz olmak üzere iki kısımdan yapılmış bir iç salgı bezi. Os sphenoidale'deki fossa hypophysialis içine yerleşmiş, organizmada birçok fizyoloik olayın düzenlenmesinde önemli etkinliğe sahip olan büyüme hormonu, adrenokortikotropik hormon, tiroit uyarıcı hormon, prolaktin, folikül uyarıcı hormon, lüteinleştirici hormon, antidiüretik hormon, oksitosin, melanosit uyarıcı hormon gibi hormonlar salgılayan, ön, ara ve arka üç ayrı loptan oluşan çok önemli bir iç salgı bezi, pitiüter bez, glandula pituitarya. Adenohipofiz veya distal bölüm adı verilen ön hipofiz lobu; ön lop, tuberal parça ve ara loptan oluşur. Nörohipofiz adını alan hipofiz arka lobu ise sinirsel kökenli hipotalamustan gelen miyelinsiz sinir telleriyle gliya hücrelerinden biçimlenir. Ara-beyinin ventralinde bulunan ve çok sayıda hormona sahip olan bir iç-salgı bezi olup ön ve ard olmak üzere 2 lop ile bir gövdeden yapılmıştır.

ÜROFİZ

Balıklarda, memelilerin nörohipofizine benzeyen ve omuriliğin ucunda toplanmış, nörosekresyon yapan sinir hücreleri topluluğu.

HAFİZ

Arapça kökenli hafız: hafız.

NÖROHİPOFİZ

Hipotalamustan gelen sinir uçlarını kapsayan, vazopressin ve oksitosin hormonlarını salgılayan, nöral lop ile nöral saptan oluşmuş hipofiz bezinin art lobu. Hipofiz arka lobu.

EPİFİZ

Omurgalılarda, birinci beyin karıncığından uzamış ve endokrin faaliyeti olan, vazotosin ve üreme olaylarını kontrol altında tutan melâtonin salgılayan bir bez. Pineal bez. Uzun kemiklerin uç bölgesi. 3.Parapineal organ. Beynin tabanında bulunan bir iç salgı bezi, pineal bez. Uzun kemiklerin gövde kısmıyla birleşen şişkin iki ucu. Bir iç-salgı çalışması olduğu sanılan, ara-beynin dorsalinde yerleşmiş bir bez. Uzun kemiklerin uç parçalarına verilen özel bir ad.

ADENOHİPOFİZ

Hipofiz bezinin birçok hormonun salgılandığı sinirsel olmayan bez bölgesi. Birçok hormonun salgılandığı, iki loplu hipofiz bezinin sinirsel olmayan ön lobu. Hipofiz ön lobu.

APOFİZ

Genellikle kasın bağlandığı kemik üzerindeki çıkıntı. Çam kozalaklarının tohum taşıyan pullarının kaidesindeki çıkıntı. S.Mantar hiflerinin üreme organları altındaki çıkıntı. 4.Bazı yosun (Bryophyta) kapsüllerinin tabanındaki şişkinlik.

DİYAFİZ

Uzun kemiklerin gövde kısmı, korpus. Arada büyüme.

HEMOFİZ

Omurun merkezinin alt ucundan yana doğru uzayan düz veya diken şeklinde çıkıntı.

  -   -   -  

Anlamında FİZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FİZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

BİYOMEKANİK

Biyoloji, fizyoloji ve tıp konularını mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme.

BİLGİCİ

Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.), sofist.

DEVİMSEL

Devinim durumunda olan, hareki. Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren, dinamik.

ASTROFİZİK

Yıldız fiziği.

DEKORATÖR

Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı. Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse. İç mimar.

DİYALEL

Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılmış olan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü.

BAROSKOP

Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.

BİYOFİZİK

Fizyolojide geçen fiziksel olayların bilimi, biyolojik fizik.

ATLAS

Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

BİLGİCİLİK

Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.

ALOTROPİ

Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.

BAŞKALAŞIM

Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi, istihale, metamorfizm.

BALİSTİK

Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.

BANYO

Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı. Banyo küvetinde yıkanma işi.

BİLEŞİK

Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.

BAYGINLIK

Baygın olma durumu. Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu.

COĞRAFYA

Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim. Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü.

BİLLURLAŞMA

Billur durumuna gelme. Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı fizik ve kimya değişmeleriyle geometrik biçim alması, kristalleşme.