Kelimeler arşivinde; içinde "faz" olan, toplam 57 tane kelime bulunuyor. İçerisinde faz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu faz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında faz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FAZLALAŞTIRMAK, MUHAFAZAKARLIK
FAZLALAŞTIRMA, FAZİLETSİZLİK
HAFAZANALLAH, FAZİLETLİLİK
MUHAFAZAKAR, MUHAFAZASIZ, FAZLALAŞMAK
LAFAZANLIK, FAZİLETKAR, MUHAFAZALI, İNFAZCILIK, MAHFAZASIZ, FAZİLETSİZ, FAZLASIYLA, FAZLALAŞMA
FAZİLETLİ, MAHFAZALI, FAZLULLAH, SEFAZOLİN, NAFAZOLİN, RAFAZİLIH
FAZLARAK, FAZLADAN, PARAFAZİ, HAPLOFAZ, İNTERFAZ, MIHAFAZA, MUHAFAZA, FAZLALIK
TELOFAZ, METAFAZ, FAZİLET, İNFAZCI, FAZLACA, FAZLICA, LAFAZAN, MAHFAZA, OMFAZİT, AFAZMİD
MAFAZA, PROFAZ, İRFAZA, FAZILA, FAZMİT, FAZLAN, ARAFAZ
FAZLI, AFAZİ, FAZAN, FAZAM, ELFAZ, İNFAZ, FAZLA, FAZIL
FAZ
FAZ
Elektrik geriliminde evre.
FAZLALAŞMAK
Çoğalmak.
İNFAZCILIK
İnfazcının yaptığı iş.
HAFAZANALLAH
Kötü bir durumdan uzak bulunmayı dilemek için "Allah bizi korusun" anlamında kullanılan bir söz.
MUHAFAZASIZ
Muhafazası olmayan.
FAZİLETSİZLİK
Erdemsizlik.
FAZİLETLİLİK
Erdemlilik.
MUHAFAZAKAR
Tutucu.
FAZİLETKAR
Erdemli.
FAZLALAŞTIRMAK
Çoğaltmak.
FAZİLETSİZ
Erdemsiz.
FAZLALAŞTIRMA
Çoğaltma.
MAHFAZASIZ
Mahfazası olmayan.
LAFAZANLIK
Gevezelik.
MUHAFAZALI
Muhafazası olan.
MUHAFAZAKARLIK
Tutuculuk.
Bu bölümde tanımı içerisinde FAZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARTAĞAN
Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.
ARTIK
İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.
ARTMAK
Büyük heybe. Değeri yükselmek, fazlalaşmak. Çoğalmak. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
BAĞINTI
Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
ASTRONOMİK
Gök bilimsel. Aşırı, çok yüksek, çok veya aşırı fazla.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
ARTI
Toplama işleminde + işaretinin adı, zait. Fazlalık. Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
AĞIRLIKLI
Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.
AŞKIN
Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş. Benzerlerinden üstün. Çok, fazla.
ARALAMAK
İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ARTAKALMAK
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak.
AYRIŞIK
Ayrışmış olan. Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk, ayrı cinsten, heterojen. Ayrı türden, çeşit çeşit, muhtelif, heterojen.
ANGIÇ
Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.