Kelimeler arşivinde; içinde "evle" olan, toplam 152 tane kelime bulunuyor. İçerisinde evle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu evle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında evle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEVLETLEŞTİRİLMEK, ALEVLENDİREBİLMEK, GÖREVLENDİREBİLME
DEVLETLEŞTİRİLME, GÖREVLENDİRİLMEK, ALEVLENDİREBİLME, DEVLEŞTİREBİLMEK, DEVLETLERBİRLİĞİ
DEVLETLEŞTİRMEK, GÖREVLENDİRİLME, ÖDEVLENDİRİLMEK, ALEVLENDİRİLMEK, DEVLEŞTİREBİLME, EVLENDİREBİLMEK
DEVLETLEŞTİRME, GÖREVLENDİRMEK, ÖDEVLENDİRİLME, ALEVLENDİRİLME, ALEVLENEBİLMEK, ALEVLENİVERMEK, EVLENDİREBİLME
ALEVLENDİRMEK, EVLENDİRİLMEK, ÖDEVLENDİRMEK, ALEVLENEBİLME, ALEVLENİVERME, DEVLEŞEBİLMEK, GÖREVLENDİRME
ALEVLENDİRME, BAHÇELİEVLER, DEVLEŞTİRMEK, EVLENDİRİLME, ÖDEVLENDİRME, ALEVLENDİRİŞ, DEVLEŞEBİLME, DEVLETLİAĞAÇ, DEVLETLİBABA, DEVLETOĞLANI, EVLENEBİLMEK
DEVLEŞTİRME, DEVLETÇİLİK, EVLENDİRMEK, GÖREVLENMEK, MEVLEVİHANE, EVLENDIRMEK, EVLENEBİLME, GÜLEVLENMEK, KELEŞEVLERİ, KENTDEVLETİ, TÜMLEVLENEN
ALEVLENMEK, EVLEKLEMEK, MEVLEVİLİK, DEVLETHANE, ALTINEVLER, BİLEVLEMEK, DEVLETKUŞU, DOĞANEVLER, EVLEKAÇMAK, EVLEKALMAK, EVLENDİRME, EVLENİLMEK, EVLENİRMEK, EVLENNİYİN, GILEVLEMEK, GÖREVLENME, GÜLEVLEMEK, GÜNEYEVLER, HAÇILEVLEK, HALKEVLERİ, TOZEVLEKÇİ, TÜMLEVLEME, TÜRKEVLERİ
ALEVLENME, DEVLEŞMEK, EVLEKLEME, ALEVLENİŞ, ALTDEVLER, DEVLENGEÇ, DEVLETHAN, DEVLETTİN, ESENEVLER, EVLENİLME, EVLENMELİ, GEVLETMEK, HANEVLERİ, KUZEVLERİ, SIRAEVLER, ÜSTDEVLER, YENİEVLER
DEVLEŞME, DEVLETÇİ, DEVLETLİ, EVLENMEK, BEŞEVLER, BEVLENDİ, DEVLETLE, DİPEVLER, EVLENSEK, GEVLEMEK, KARAEVLE, KAREVLEK, KÖRYEVLE, MEVLEKEN, PEVLEMEK, TAŞEVLER, TEKEVLER, YELEVLEN
EVLENİŞ, EVLENME, MEVLEVİ, ALEVLET, BEDEVLE, DEVLESİ, EVLEKÇİ, EVLEMEK, EVLENİK, GALEVLE, GAREVLE, GEDEVLE, GEVLENK, KALEVLE, KAREVLE, KEDEVLE, ONEVLER, ÖDEVLER, ŞELEVLE, ŞEREVLE, ÜÇEVLER
DEVLET, DEVLEK, EVLEYH, HEVLEK, KEVLEK, LEVLEK, LEVLES, LEVLEZ, NEVLEM, SEVLET, YEVLEN
EVLEK, EVLEÇ, EVLEG, EVLEH, EVLET, GEVLE, HEVLE, PEVLE, SEVLE, ŞEVLE, ZEVLE
EVLE
EVLE
Öğle. Öğle vakti. Öğle, öğleyin.
DEVLETLEŞTİRME
Kamulaştırma.
DEVLETLEŞTİRMEK
Kamulaştırmak.
EVLENDİREBİLMEK
Evlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEVLEŞTİREBİLMEK
Devleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEVLETLEŞTİRİLMEK
Kamulaştırılmak.
ÖDEVLENDİRİLMEK
Ödevlendirme işine konu olmak.
ALEVLENDİREBİLME
Alevlendirebilmek işi.
GÖREVLENDİRİLMEK
Görev verilmek, tavzif edilmek.
GÖREVLENDİREBİLME
Görevlendirebilmek işi.
DEVLETLERBİRLİĞİ
Küçük devletlerin bağlaşmaları ile oluşan büyük devlet: Germanya Devletlerbirliği.
ALEVLENDİRİLMEK
Alevlendirme işine konu olmak, tutuşturulmak.
ALEVLENDİREBİLMEK
Alevlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖREVLENDİRİLME
Görevlendirilmek işi.
DEVLETLEŞTİRİLME
Kamulaştırılma.
DEVLEŞTİREBİLME
Devleştirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EVLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARDİYE
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ALEVLENME
Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.
AMANNAME
İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
ARKIT
Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak.
ALEVLENDİRME
Alevlendirmek işi.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
ALEVLİ
Alevi olan, alevlenmiş. Şiddetli, hararetli.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AJAN
Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.
AMERİKANCA
Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan İngilizce, Amerikan İngilizcesi. Bu dille yazılmış olan.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
AMERİKALI
Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.