Kelimeler arşivi içinde; sonunda "evle" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu evle ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında evle olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde evle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARAEVLE, KÖRYEVLE
BEDEVLE, GALEVLE, GAREVLE, GEDEVLE, ŞEREVLE, KALEVLE, KAREVLE, KEDEVLE, ŞELEVLE
ZEVLE, ŞEVLE, SEVLE, PEVLE, HEVLE, GEVLE
EVLE
EVLE
Öğle. Öğle vakti. Öğle, öğleyin.
ŞEVLE
Aydınlık, ışık. Yansıyan ışık: Aynanın şevlesi yüzüme vurdu.
KARAEVLE
Cariye, odalık.
KAREVLE
Ökçesiz ayakkabı, yemeni.
KÖRYEVLE
Eti yenen bir çeşit kuş.
PEVLE
Altın ya da gümüş bir ziynet eşyasını üzerinde işlemekte kullanılan havan sapı biçiminde araç. (Bursa).
ZEVLE
Öküzün boyunduruktan çıkmaması için, boyunduruğa geçirilmiş eğri değnek. Biri bir şeyin yarısını, ikisi dörtte birini almak koşuluyla, üç kişi ortaklaşma. Öküzün boyunduruktan çıkmaması için boyunduruğa geçirilen eğri değnekler. Koşum sırasında boyundurukta hayvan boyunlarının içinde kaldığı ikisi bir yanda diğer ikisi öbür yanda dört çubuk. Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boyunduruğu geçirilen ağaç, zelve. Ekilecek yer birimi olarak kullanılan bir ölçü.
GALEVLE
Ayakkabı.
BEDEVLE
Keklik tutmak için tahtadan yapılmış tuzak.
GEDEVLE
Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi.
ŞEREVLE
Ekin bağlamı, tutam.
GAREVLE
Ayakkabı: Ayağıma göre garevle alıver. Ayakkabı.
ŞELEVLE
Ekin bağlamı, tutam.
SEVLE
Ortaklık payı, hisse bedeli.
KALEVLE
Cariye, odalık. Bir çeşit ayakkabı.
KEDEVLE
Sabanın önündeki eğri ağaç parça.
Bu bölümde tanımı içerisinde EVLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMANNAME
İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
AMERİKALI
Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ARDİYE
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo.
ARKIT
Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
ALEVLENME
Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.
ALEVLENDİRME
Alevlendirmek işi.
ALEVLİ
Alevi olan, alevlenmiş. Şiddetli, hararetli.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AJAN
Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.
AMERİKANCA
Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan İngilizce, Amerikan İngilizcesi. Bu dille yazılmış olan.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.