İçinde ESSA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "essa" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde essa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu essa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında essa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

TESSAHLAMAK

10 harfli kelimeler

BAŞRESSAMI

9 harfli kelimeler

ALESSABAH, RESSAMLIK, DESSANATI

8 harfli kelimeler

ESSAHDAN

6 harfli kelimeler

DESSAS, RESSAM, KESSAV

5 harfli kelimeler

ESSAH, ESSAN

4 harfli kelimeler

ESSA

Bazı kelimelerin anlamları

ESSA

Doğru.

ESSAH

Doğru, gerçek.

TESSAHLAMAK

Dedikodu; söylenenleri tekrarlamak (Erzincan Merkez).

DESSAS

Düzenci.

BAŞRESSAMI

(Resim) Başresmi yapan ressam.

ESSAHDAN

Sahiden.

KESSAV

Tandırın ateşini karıştırmak için kullanılan uzun demir.

ALESSABAH

Sabah erkenden.

RESSAM

Resim yapan sanatçı.

ESSAN

Araba dingili. İhsan.

RESSAMLIK

Ressam olma durumu. Resim yapma sanatı.

DESSANATI

Rençberlik. (Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta).

  -   -   -  

Anlamında ESSA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ESSA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ŞİKİLCİ

Ressam.

İLKEL

İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. Basit, karmaşık olmayan. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad.

ŞÖVALE

Ressam sehpası.

LAMPROFİR

Koyu renkli damar kayaçları grubu. (Çoğunlukla ortoklas ve amfibolden bileşik: Fogesit Çoğunlukla plajioklas ve amfibolden bileşik : Spessartit Çoğunlukla plajioklas ve biotitten bileşik : Kersantit Çoğunlukla ortoklas ve biotitten bileşik : Minet.).

TUŞ

Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi.

PALET

Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları tahta veya porselen levha. Tankın veya bazı iş makinelerinin her türlü arazide yol almasını sağlayan iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit, tırtıl. Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç. Sanayide çeşitli amaçlarla kullanılan yayvan ve geniş levha.

MANKEN

Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model. Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp. Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği.

PORTRECİ

Portre ressamı.

BEZEYİCİ

Bezekleme yapan ressam.

KETENCİK

Deniz yosununun ince bir cinsi (Muscus arboreus). Bu bitkiden elde edilen, sabun yapımında ve ressamlıkta kullanılan bir yağ. Turpgillerden, küçük sarı çiçekli, yağlı bir bitki (Chamaelina sativa).

HAMURBOYA

(Resim) Ressamın, boya tablası üzerinde resmine sürmek üzere hazırladığı hamur kıvamındaki yağlıboyaya verilen ad.

SAYİ

Arapça kökenli sahih: sahi: bk. ayrıca essah. Sayıyor. Sayar.

PASTELCİ

Pastel boya ile resim yapan ressam.

RENKÇİ

Işığı, gölgeyi ve biçimleri renk yoluyla veren ressam. Renklendiren kimse.

DÜZENCİ

Düzen, hile yapan, hileci, oyunbaz, düzenbaz, entrikacı, dessas.

SEHPA

Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek, çatkı. Küçük masa. Ressamın üzerinde çalıştığı tablosunu yerleştirdiği genellikle tahtadan yapılmış destek. Darağacı.

SOMCULUK

Yirminci yüzyıl başlarında İspanyol ressamı P. Picasso tarafından resim sanatında açılan ve sonra öteki sanat kollariyle birlikte edebiyata da geçen çığır, ki ifadeyi güya kabartmalı göstermek için "Kokular görmek, Sesler yağmak" gibi duyuları birbirine karıştıran anlatışlara ve buna benzer öznel görüşlere dayanır.