Kelimeler arşivinde; içinde "este" olan, toplam 203 tane kelime bulunuyor. İçerisinde este bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu este ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında este olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DESTEKLENEBİLMEK, DESTEKLEYEBİLMEK
ANESTEZİYOLOJİK, BESTELENEBİLMEK, BESTELEYEBİLMEK, BESTELEYİVERMEK, DESTEKLENEBİLME, DESTEKLEYEBİLME, DESTEKLEYİCİLİK, DESTELEYEBİLMEK
ANESTEZİYOLOJİ, DESTELEYİCİLİK, ANESTETİZASYON, BESTELENEBİLME, BESTELEYEBİLME, BESTELEYİVERME, DESTELEYEBİLME, FOSFODİESTERAZ, KOLESTEROLOZİS, TESTEREKAPLAMA
KOLESTEROLSÜZ, ANESTEZİYOLOG, KOLESTEROLEMİ, KOLESTEROLÜRİ, NEUBERGESTERİ, OYMATESTERESİ, ROBİSONESTERİ, YESTEYHLEMEYH
DESTEKLENMEK, DESTEKLEŞMEK, DESTEKSİZLİK, ESTETİKÇİLİK, KERESTECİLİK, KOLESTEROLLÜ, PESTENKERANİ, TESTERELEMEK, BESTEKLENMEK, DESTEÇÜRÜDEN, DESTEKLETMEK, DESTEKLEYİCİ, ESTEFURULLAH, ESTEZİYOLOJİ, HİPERESTETİK, KOLESTEROZİS, KOLİNESTERAZ, PREANESTEZİK, TESTENGERLEK
BESTELENMEK, DESTEKÇİLİK, DESTEKLEMEK, DESTEKLENME, DESTEKLEŞME, DESTEKLEYİŞ, DESTELENMEK, DESTELEYİCİ, TESTERELEME, YESTEHLEMEK, BESTEKARLIK, BESTEKLEMEK, BESTELETMEK, DESTEKLENİŞ, DESTEKLETME, DESTELETMEK, ESTEZYOLOJİ, HİPERESTEZİ, KESTEKLEMEK, KESTENKÜLAH, PREANESTEZİ, PROGESTERON, TESTEBETSİZ
ANESTEZİST, BESTECİLİK, BESTELEMEK, DESTEKLEME, DESTELEMEK, ESTERLEŞME, KOLESTERİN, KOLESTEROL, YESTEHLEME, ANESTETİZE, BESTELENME, BESTELETME, BESTENİGAR, DESTEBASAN, DESTEBOZAN, DESTECİLİK, DESTELENİŞ, DESTELENME, DESTELETME, DESTEPESİZ, ERGESTEROL, ESTETÇİLİK, HEVEKDESTE, HİPOESTEZİ, KERESTELİK, KESTENKELE, KRONESTEZİ, MESTERELON, PRESTERNUM, SEKESTERAN, Devamını Oku »»
AHESTELİK, BESTELEME, DESTEKSİZ, DESTELEME, ESTETİKÇİ, KERESTECİ, KERESTELİ, KİNESTEZİ, POLYESTER, SİNESTEZİ, TESTERELİ, ANESTETİK, ANESTEZİK, DEMBESTER, DERMESTES, DESTEKLER, DESTENGİR, KESTELİPİ, KESTELLİK, PARESTEZİ, POLİESTER, SESTEŞLİK, TESTENBEL, TESTEVREN, TİYOESTER
ANESTEZİ, BEDESTEN, BERCESTE, BESTEKAR, BESTELİK, BESTESİZ, DESTEKLİ, ESTETİZM, GÜLDESTE, BESTEGÜL, DESTECİK, DESTEGÜL, DESTEKÇİ, DİLBESTE, ESTERLER, GOLESTER, HESTELIH, HESTELİG, KESTEKLİ, KESTELEK, KESTELLİ, KESTENCE, MELESTER, NESTEREK, NESTEREN, NEVRESTE, SEKESTER, TESTEMEL
BESTECİ, BESTELİ, DESTECİ, ESTETİK, KERESTE, KESTERE, MAJESTE, ŞAYESTE, ŞİKESTE, ŞVESTER, TESTERE, VABESTE, VARESTE, DAMESTE, DESTERE, DİGESTE, ESTERAZ, GÜLESTE, HUCESTE, KELESTE, KEPESTE, KESTENE, PELESTE, PERESTE
AHESTE, DESTEK, KESTEL, SESTEŞ, ALESTE, BESTEK, BESTEL, DESTEN, DESTER, HESTER, JESTER, KESTEK, KESTEN, PESTEL, PESTER
BESTE, DESTE, ESTER, ESTET, ESTEK, HESTE, NESTE, TESTE
ESTE
ESTE
Toprak evlerin üstü, damı.
DESTELEYEBİLMEK
Desteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ANESTEZİYOLOJİK
Anestezi bilimsel.
BESTELEYİVERMEK
Çabucak bestelemek.
DESTEKLEYEBİLME
Destekleyebilmek işi.
ANESTEZİYOLOJİ
Anestezi bilimi.
DESTEKLENEBİLMEK
Desteklenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BESTELEYEBİLME
Besteleyebilmek işi.
DESTELEYİCİLİK
Desteleyicinin yaptığı iş, destecilik.
DESTEKLEYİCİLİK
Destekleyicinin yaptığı iş. Destekleyici olma durumu.
BESTELENEBİLMEK
Bestelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BESTELEYEBİLMEK
Besteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BESTELENEBİLME
Bestelenebilmek işi.
DESTEKLENEBİLME
Desteklenebilmek işi.
DESTEKLEYEBİLMEK
Destekleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ANESTETİZASYON
Uyuşturma. Anestezi uygulaması.
Bu bölümde tanımı içerisinde ESTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYAKLI
Ayağı olan. Bir destekle yere dayanan. Ayakla işletilen.
ARKALANMAK
Kendisine yardım edilmek, destek olunmak.
AHESTELİK
Aheste olma durumu.
ATONAL
Yeni bir bestecilik çığırına göre, ton ve makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan (beste).
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
ARKALAMAK
Arkasına almak, yüklenmek. Bir kimseye güven vererek yardım etmek, destek olmak, korumak, müzaheret etmek.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
ASETAT
Asetik asidin tuzu veya esteri, saydam.
ANESTEZİST
Anestezi uzmanı.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
AZMAN
Aşırı gelişmiş. Kerestelik tomruk.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
AKAĞAÇ
Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.