Kelimeler arşivinde; içinde "ekili" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ekili bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ekili ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ekili olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MİLLETVEKİLİ, ÇEKİLİVERMEK
ÇEKİLİVERME
KOREKİLİDİ, SEKİLİYAZI
BERMEKİLİ
ÇEKİLİŞ, SEKİLİK, ZEKİLİK
SEKİLİ, ÇEKİLİ, DEKİLİ
EKİLİ
EKİLİ
Ekilmiş olan, mezru.
DEKİLİ
Kadar.
MİLLETVEKİLİ
Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi, mebus, parlamenter, vekil.
SEKİLİK
Tribün.
KOREKİLİDİ
Yazma kenarına boncukla işlenen bir oya. (Yassıören Senirkent Isparta).
SEKİLİ
Sekisi olan.
ÇEKİLİ
Düzenli, derli toplu: Çekili düzenli bir genç.
ZEKİLİK
Zeki olma durumu, zeyreklik.
ÇEKİLİVERME
Çekilivermek işi.
BERMEKİLİ
Zürriyeti, soyu sopu.
ÇEKİLİVERMEK
Çabucak veya ansızın çekilmek.
SEKİLİYAZI
Bitlis ilinde, Mutki belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇEKİLİŞ
Çekilme işi. Piyango çekilme işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKİLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞIMSIZ
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Müstakil. Bağımsız milletvekili. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.
PARLAMENTER
Milletvekili. Parlamentoya dayanan, parlamento ile ilgili.
KUPON
Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri. Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. Yalnız bir giysilik dokunmuş veya kesilmiş, üstün nitelikte (kumaş parçası).
MEBUS
Milletvekili.
DEKLANŞÖR
Bir devre kesicinin işleyişini etkileyerek açılmasını önleyen düzen. Fotoğraf makinesinin fotoğraf çekilirken basılan düğmesi.
HALİFE
Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse. Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse. Osmanlı padişahlarının kullandıkları unvanlardan biri. Hükümdar. Babıali kalemlerinde kâtip.
DEFOLMAK
Savuşmak, çekilip gitmek.
NAKİP
Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede.
PAPA
Roma Katolik kilisesinin, bir meclis tarafından seçilen, Vatikan'da oturan ve Hz. İsa'nın vekili sayılan başkanı.
MÜNCER
Bir yana doğru çekilip sürüklenen.
ÇÖKERTME
Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.
KURUMAK
Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek. Çok susamak. Akarsu, göl vb.nin suyu kalmamak. Bazı nesneler yumuşaklığını yitirmek, sertleşmek. Cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak. Bitki, suyu çekilip cansız duruma gelmek.
EMME
Emmek işi. Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi. Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi. Soğurma. Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş.
MEZRU
Ekilmiş, ekili.
MİLLETVEKİLLİĞİ
Milletvekilinin görevi, mebusluk, parlamenterlik.
BİREYSELLEŞTİRME
Bireysel duruma getirme. İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması. Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
İRKİLMEK
Ürkerek geri çekilir gibi olmak. Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek. Şaşırıp duraklamak. Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
KEŞİDE
Banka ve her tür piyango ikramiyesinde çekme, çekiliş. Arap harfli yazıda bazı harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma.