Kelimeler arşivinde; içinde "düştü" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düştü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu düştü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düştü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÜŞTÜ
Cenaze gömülürken kadınların tarlalardan topladıkları taşları ağlayarak bir kenara yığmaları.
ŞİPDÜŞTÜ
Kapı tokmağı.
ŞIKDÜŞTÜ
Kapı mandalı.
TAPDÜŞTÜ
Bıktırıncaya dek gelen, arsız, yüzsüz.
YOLDÜŞTÜ
Van şehri, Kırkgeçit nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ŞIPDÜŞTÜ
Kapı mandalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜŞTÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖRÜNMEK
Pişman olmak. Çocuk ayağa kalkarak yürümek için çabalamak: Çocuk dörünüyordu, birden düştü. Hayvan yattığı yerde yuvarlanmak, debelenmek. Tavuk ve benzerleri hayvanlar eşinmek.
ÇOKTANRICILIK
Türlü biçimlerde tasarımlanan ve türlü işlevleri olan birden çok tanrıya inanma; bu inanma çevresinde toplanan kutsal törenler, tapınmalar ve işlemler. İlkel İnsanların açıklayamadıkları ve karşısında yenik düştükleri her doğa gücünü tanrılaştırıp onun koruyuculuğunu elde etmeğe çalışmaları.
DARBOĞAZ
Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum. Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum. Huni: Yağlar şişelere darboğazla akıtılır. Bir ekonomide döviz, ham madde, finansman gibi çeşitli varlıkların gerekli düzeyin altına düşmesiyle ortaya çıkan darlık, kıtlık ve sunum yetersizliği. Bir üretim sürecinde karşılaşılan sunum ve istem dengesizliği. Taşıt gidiş gelişinin sık sık tıkandığı ve düzene sokulmasını, özel önlemler alınmasını gerektiren yol kavşağı. bk. düğümyol. Bir kilim motifi. (Saçıkara İslahiye Gaziantep). Kars ilinde, Selim ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Niğde kenti, Ulukışla ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun ilinde, Boğazkaya bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DİKİLTOKMAK
Tepe taklak: Dikiltokmak düştü.
DAVLIM
Çarık yapmak için uzunlamasına kesilen ham deri. Parça: Düştüm bir davlım etim koptu. Sürülmek, ekilmek için dikdörtgen şeklinde ayrılmış toprak parçası. Tarla sürülmeye başlanırken pulluk ya da sapanla ilk açılan çizgi.
EVTÜKLEMEK
İnsan, üzerine çöken bir sıkıntı, halsizlik ve bunalım etkisiyle hiç bir iş yapmadan oturmak, zamanı boşuna geçirmek: Dün içime bir acı düştü, hiç bir iş yapamadım, akşama kadar evtükledim.
HİPOLİMNİYON
Göl ekosisteminde epilimniyonu takip eden, oksijen miktarı ve sıcaklığın ani olarak düştüğü, derin sudan oluşan, ışık almayan tabaka.
HAMARTİA
Aristoteles'e göre, tragedya kahramanının düştüğü bir yanılgı yüzünden talinide bir dönüş olmasıyla ortaya çıkan acılı durum. Tragedyada düğümler hamartia ile atılır. Tragedyada, durumu sezememekten, anlayamamaktan doğan yanılma ve onun gelişmesi; Aristoteles'e göre tragedyadaki çatallaşmanın nedeni bu yanılmadır.
DANLAYADÜŞMEK
Çıkagelmek: Biz söyleşirken oradan danlayadüştü.
AZUCUK
Azıcık, az: Bana çok azucuk düştü.
BAĞLAÇSIZLIK
Aralarında sıkı ilgi bulunduğu halde iki kelime veya kelime öbeğinin bağlaçsız olmaları hali. ister istemez, Kan koça, Ağzına vur lokmasını al gibi. (Söz sanatı terimi) Cümlenin akışına hız vermek üzere bağlaç kullanmayış. Genç, ihtiyar, kadın erkek hepsi koşuştular. Çocuk koşuyor, zıplıyor, bağırıyor, oynuyordu, gibi. Tümcenin akışını hızlandırmak için bağlaçları atma sanatı, ör. "Onun geleceği duyulunca kadın, erkek, genç, ihtiyar yollara düştüler; yollarına çiçekler serptiler, candan alkışladılar...".
ÇELLİK
Yünleri ip haline getirmeğe yarıyan ağaçtan yapılmış bir aygıt, kirman. Çocukların sopa ile oynadıkları oyun. Çocukların çelik çomak oynadıkları değnek: Benim çellik derenin öbür tarafına düştü. Kovanlara verilen gömecin düşmemesi için iki tarafına dayanan ağaç. Çelik çomak oyunu ve bu oyundaki çelik.
ESKİ
Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.
CUMBURLOP
Ağır bir cismin suya düştüğü zaman çıkardığı ses.
ÇAĞLAK
Çağlayan. Yırtıcı kuş, çaylak. Suyun yüksekten düştüğü yer. Şelale, çağlayan.
ALASAN
Bağ yapraklarında olan bir çeşit hastalık. Olgunlaşmaya başlamış buğday: Buğdaya alasan düştü. Allahı seversen anlamında yalvarma veya soru edatı. Gürültü: Alasan etme, babam uyuyor.
LAP
Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses.
GILDIRGÜCÜK
Güçsüz, dermansız. Önemsiz: Gıldırgücük iş seni oyaladı kaldı. Çocukların aşık oyununa başlarken içlerinden çoban tutmak için değneklerini atmaları: Gıldırgücükte çobanlık bana düştü.
TINGIR
Metal bir nesne sert bir yüzeye düştüğü zaman çıkan ses. Para. Parasız, züğürt. Boş.
ASİDOZ
Şeker hastalığı ya da herhangi bir sebeple kan pH'sının düşmesi. Suların aşırı asitli olması durumu. Asitli suların balıklarda hastalık oluşturması durumu. Kandaki asit-baz dengesini düzenleyen mekanizmaların bozulması sonucu vücut sıvı ve dokularında aşırı asidite artışı. Vücut dokularında ve kanda hidrojen iyonunun artması veya alkali depolarının azalması sonucu vücudun hidrojen iyonu tamponlama yeteneğinin azaldığı ve kan pH'sının normal değerin altına düştüğü metabolik bir bozukluk.