Kelimeler arşivinde; içinde "dun" olan, toplam 102 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dun bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dun ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dun olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SARDUNYAGİLLER
DİPBUDUNBİLİM, KORKUDUNULMAK
BUDUNBİLİMCİ, DUNCUKTURMAK
DUNCUKLAMAK, ODUNNAMADAN
ODUNLAŞMAK, BUDUNBETİM, BUDUNBİLİM, DUNUKUTMAK, GELİNGADUN, KARAMANDUN, ODUNBOĞAZI, ODUNPAZARI
ODUNCULUK, ODUNLAŞMA, DUNCUHMAH, DUNCUKMAK, KARABUDUN, ODUNCULAR, ODUNÇİLIH
BUDUNSAL, ODUNUMSU, SARDUNYA, BUDUNALP, DUDUNİNE, DUNCUMAK, DUNDUMAK, DUNUKMAK, DUNULMAK, DUNYALUK, GÖKBUDUN, KUDUNMAK, ODUNEŞŞE, ODUNHORU, ODUNKORU, SAĞBUDUN, YUDUNMAK
ODUNCUL, ODUNLUK, AKBUDUN, BAHADUN, BUDUNAL, DUNEGUN, DUNUKLU, FERİDUN, İLBUDUN, İSODUNİ, İZBUDUN, KABADUN, OHODUNİ, OKBUDUN, VURDUNA
ODUNCU, ODUNSU, SARDUN, ARDUNÇ, BALDUN, BASDUN, DUDUNA, DUNBAK, DUNBUL, DUNDAR, DUNGUN, DUNMAK, DUNNAK, DUNNUH, GÖVDUN, GUDUNA, HALDUN, HARDUN, HODUNŞ, KOPDUN, KORDUN, MEFDUN, MURDUN, ÖZODUN
BUDUN, MADUN, BEDUN, DADUN, DUNAK, DUNDU, DUNEK, DUNLU, DUNŞU, DUNUH, DUNUK, DUNUR, DUNYA, GADUN, GODUN, HADUN, HUDUN, OTDUN, SADUN, TODUN, USDUN
ODUN, DUNE
DUN
DUN
Alçak, aşağı, aşağılık.
KORKUDUNULMAK
Korkutulmak.
ODUNNAMADAN
Kırıcı ve kaba konuşma.
ODUNPAZARI
Eskişehir şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
DUNUKUTMAK
Donuklaştırmak, ferini, ışığını azaltmak.
BUDUNBİLİM
Özellikle ilkel diye nitelenen budunların, ama son otuz kırk yıldan beri ilkel diyemeyeceğimiz toplumların özdeksel ve tinsel kültür öğelerini dizgeli bir biçimde açıklayan; türlü kültürler arasında karşılaştırmalar yapan, insanlığın kültür tarihini açıklamaya çalışan, kültürel göçleri ve kültürün genel gelişme yasalarını araştıran bilim. İnsanı konu edinen, özellikle ilkel toplumları ve onların özdeksel ve tinsel kültür değerlerini inceleyen, kültürler arası ilişkiler üzerinde düzenli araştırmalar yapan ve kültürün genel gelişme yasalarını saptamaya çalışan bilim. Kültürleri bütün boyutları içinde saptayarak bunların kaynak, gelişim, değişim ve tüm öteki sorunlarını birtakım sonuç, kural ya da yasaların yardımıyla çözmeğe çalışan bilim dalı. bk. halkbilim. Yeryüzünde yaşıyan insan topluluklarının ya da toplumlarının özdeksel ve tinsel ekinlerini karşılaştırmalı olarak, birbirleriyle ilişkileri içinde inceleyerek ekinin genel oluşum ve gelişim yasalarını araştıran bilim dalı.
BUDUNBETİM
İnsan topluluklarının töre ve alışkılarını, yaratmış oldukları özdeksel ve dinsel kültür özelliklerini düzenli biçimde inceleyip anlatan bilim dalı. Toplum kültürlerini betimsel bir yöntem içinde saptayan bilim. karşılığı budunbilim, insanbilim, halkbilim. İnsan topluluklarının, özellikle de ilkel ya da abecesiz halkların özdeksel ve tinsel ekinlerinin betimsel incelemesini yapan bilim dalı.
DİPBUDUNBİLİM
Toplumların kültürlerini, kaynaklarından yazının kullanılmaya başlandığı çağa kadar geçen dönem içinde tüm aşama ve oluşumlarıyla inceleyen bilim dalı. bk. kültür.
SARDUNYAGİLLER
İki çeneklilerden, sardunya, ıtır, turnagagası vb. bitkileri içine alan bir familya.
KARAMANDUN
Bir çeşit dokuma bez.
DUNCUKLAMAK
İmrenmek, gıpta etmek.
ODUNBOĞAZI
Ankara kenti, Şereflikoçhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
GELİNGADUN
Gelincik denilen bir çeşit hayvan.
DUNCUKTURMAK
Nefes aldırmamak, nefesini kesmek, bunaltmak.
BUDUNBİLİMCİ
İlkel olarak nitelenen budunların kültürlerini araştıran ve inceleyen uzman kişi, bu alanda öğretim yapan üniversite üyesi.
ODUNLAŞMAK
Bitkiler odun durumuna gelmek. Kabalaşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
AKSEDİR
Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ANTİTOKSİN
İçine giren toksinleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde, antitoksik.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
AĞRIMAK
Vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak.
ALIÇ
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.
AYRAN
Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm. Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılmış olan içecek.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
AKUPUNKTUR
Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.
ATARDAMAR
Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.
ASKER
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
AMİP
Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
AST
Alt. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun. Rütbe veya kıdemce küçük olan asker. Birinin buyruğu altında olan görevli, madun.