Sonu DUN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dun" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dun ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında dun olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KARAMANDUN, GELİNGADUN

9 harfli kelimeler

KARABUDUN

8 harfli kelimeler

SAĞBUDUN, GÖKBUDUN

7 harfli kelimeler

AKBUDUN, BAHADUN, KABADUN, İZBUDUN, İLBUDUN, FERİDUN, OKBUDUN

6 harfli kelimeler

HALDUN, KORDUN, HARDUN, MEFDUN, KOPDUN, MURDUN, GÖVDUN, ÖZODUN, BASDUN, BALDUN, SARDUN

5 harfli kelimeler

OTDUN, SADUN, TODUN, BUDUN, USDUN, HUDUN, HADUN, GODUN, GADUN, DADUN, BEDUN, MADUN

Bazı kelimelerin anlamları

DUN

Alçak, aşağı, aşağılık.

KABADUN

Ambar gözü.

FERİDUN

Eşi olmayan, tek. İran'da Pişdâdiyan sülâlesinin hükümdarı (M.Ö. 750).

OKBUDUN

Okçu millet.

AKBUDUN

Temiz, tanınmış soydan gelen kimse.

HARDUN

Baytarnamelerde kuyruk tümörlerine verilen ortak ad. (Agama stellio) Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının agamagiller (Agamidae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 28 cm. Türkiye ve Mısırda yaşar.

BAHADUN

Sivas ili, Karacaören bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

KARABUDUN

Esmer milletten olan.

HALDUN

Sonsuz olan, ebedi olan.

İLBUDUN

Memleket halkı.

KORDUN

Süs.

GÖKBUDUN

Halk, ulus.

İZBUDUN

Tarihe geçen millet.

GELİNGADUN

Gelincik denilen bir çeşit hayvan.

KARAMANDUN

Bir çeşit dokuma bez.

SAĞBUDUN

İyi, temiz, sıcakkanlı halk.

  -   -   -  

Anlamında DUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AKSEDİR

Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

ASKER

Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AĞRI

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

ANTİTOKSİN

İçine giren toksinleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde, antitoksik.

AKUPUNKTUR

Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

BACAK

Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

ATARDAMAR

Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.

AYRAN

Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm. Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılmış olan içecek.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

ANESTEZİ

Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.

AMİP

Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).

AĞRIMAK

Vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak.

AST

Alt. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun. Rütbe veya kıdemce küçük olan asker. Birinin buyruğu altında olan görevli, madun.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.