İçinde DOLAY geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "dolay" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dolay bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu dolay ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dolay olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

YUKARIDOLAYLAR

13 harfli kelimeler

AŞAĞIDOLAYLAR

12 harfli kelimeler

DOLAYABİLMEK

11 harfli kelimeler

DOLAYABİLME, YUKARIDOLAY, DOLAYISIYLA

10 harfli kelimeler

AŞAĞIDOLAY, DOLAYLAMAK

9 harfli kelimeler

FIRDOLAYI, DOLAYLAMA

8 harfli kelimeler

DOLAYSIZ, DOLAYLAR, GÖKDOLAY, YANDOLAY

7 harfli kelimeler

DOLAYLI, DOLAYAN

6 harfli kelimeler

DOLAYI

5 harfli kelimeler

DOLAY

Bazı kelimelerin anlamları

DOLAY

Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

YANDOLAY

Keçiyolu. Yamacı enlemesine kesen yol.

GÖKDOLAY

Dağın en yüksek yeri, tepe.

AŞAĞIDOLAY

Diyarbakır şehri, Bismil ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

DOLAYLI

Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt.

AŞAĞIDOLAYLAR

Kütahya şehrinde, Simav belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

YUKARIDOLAY

Diyarbakır şehri, Bismil ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

DOLAYISIYLA

Dolaylı olarak, doğrudan ilgili olmayarak. Nedeniyle.

DOLAYLAMAK

Bir şeyin, bir yerin çevresinde dolaşmak. Bir şeyin etrafını çevirmek.

FIRDOLAYI

Çepeçevre.

YUKARIDOLAYLAR

Kütahya ilinde, Simav belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

DOLAYABİLMEK

Dolamaya gücü yetmek.

DOLAYLAR

İzmir şehri, Ödemiş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

DOLAYABİLME

Dolayabilmek işi.

DOLAYSIZ

Doğrudan doğruya olan, vasıtasız, bilavasıta. Araya herhangi bir araç girmeden.

DOLAYLAMA

Tek kelimeyle belirtilebilecek bir kavramı güçlü ve etkin bir anlatım için birden fazla kelimeyle anlatma: Atatürk yerine büyük kurtarıcı veya Ankara yerine Türkiye'nin kalbi demek gibi.

  -   -   -  

Anlamında DOLAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOLAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BATMAK

Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ALACALANMAK

Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

BİNAENALEYH

Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, bunun üzerine.

BALOTAJ

Adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması dolayısıyla seçimin sonuçsuz kalması.

ANIŞTIRMAK

Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek.

BONFİLE

Kasaplık hayvanlarda bel kemiğinin iki yanında bulunan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü. Bu bölümden hazırlanan et dilimi.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

BESLEME

Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.

AKÇÖPLEME

Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).

BİNAEN

Dayanarak. -den dolayı, -den ötürü, -diği için.

BAŞKONAKÇI

Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı.

CİVAR

Yöre (I). Dolay. Yakında olan.

CIZIRDAMAK

"Cızır" diye ses çıkarmak, cızıldamak. Boğazındaki gıcıktan dolayı kesik ve ince ses çıkarmak, cızıldamak.

BELİT

Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom.

ÇATLAK

Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

BİLVASITA

Birinin aracılığıyla, doğrudan doğruya olmayarak, dolaylı olarak.

BİLİNEMEZCİLİK

Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti. Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).