İçinde DEKİN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "dekin" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dekin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu dekin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dekin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DEKİN

Uslu, terbiyeli, doğru, namuslu kişi. De ki.

  -   -   -  

Anlamında DEKİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DEKİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEKAK

Genel görünüş, kişilik, hal: Adamın dekini kırma.

HENKİNİ

Yanındakini, elindekini.

BENMARİ

Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi.

MORİTAT

Bank ezgicileri'nin tekdüze melodili öykülerine verilen ad. Bu öykülerde daha çok suç işleyenler, felakete uğrayanlar, öldürenler ve öldürülenler yer alır. Öykü çeşitli ilkel çizimlerle desteklenir. Alm. Morttat (Cinayet) sözcüğünden gelmedir. Ezgilerde "Moritat" biçimini almıştır. Laternacıların ve sokak ezgicilerinin korkunç olayları resimlerle gösterirken her birine birer deynekle de işaret ederek, resme uygun, çok yalın dizeli ezgiler söylerler. Bu halk gösterileri çağdaş tiyatroya geçmiştir, ilk olarak da Almanya'da Frank Wedekini kullanmıştır. Bertold Brecht de çok karakteristik bir biçime çevirmiştir. Örn. B. Brecht: "Dreigroschen Oper" (Beş paralık Opera) adlı yapıtının baş ezgisi.

ANKİRİ

Şurada, orada: Ankiridekini alıver.

GELECEKLİK

Bir işin ilerdeki zamanda olacağını gösteren fiil şekli. Bu zaman şimdikine göre ileri sayılırsa YALIN GELECEK (F. simple), ilerdekine göre biraz önce olursa GELECEK ÖNCESİ (Futur antérieur) denir. Geleceğim ve Gelmiş olacağım gibi. bk. İstemli gelecek, Tasarımlı gelecek, " Geçmişte gelecek, Gelecekte şimdikilik, Yakın gelecek.

KANAAT

Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. Kanış, kanı, inanç, düşünce. Kanma, inanma.

SIHMAG

1.Patlamak. 2.İçindekini dökmek.

DASDİNGİL

Yapayalnız, işsiz güçsüz, başı boş. Hiç bir şeyi olmayan, bomboş: Elimizdekini avucumuzdakini aldı da bizi dasdingil koydu. Çırılçıplak, açık saçık.

DOYUM

Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm.

KUSMAK

Midenin içindekini basınçla ağızdan dışarı atmak, çıkarmak, kay etmek, istifra etmek. Reddetmek. Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak. İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak.

DİMYAT

Seyrek ve yuvarlak taneli bir tür üzüm. "Aşırı hırs göstererek elindekini de yitirmek" anlamındaki Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak deyiminde geçen bir söz.

PRONÜKLEUS

Zigot oluşumunda ovum çekirdeğiyle spermiyumun baş kısmının yaptığı, erkektekine pronükleus maskulinus, dişidekine ise pronükleus femininus adı verilen oluşum. Dişi pronükleusuyla erkek pronükleusunun birleşmesiyle diploit kromozomlu zigot ortaya çıkar.

BEYHAN

Sır saklamayan, aklındakini ve yüreğindekini hemen söyleyen.

DÜZDEĞİŞMECE

Benzetme ilgisi bulunmaksızın, neden-sonuç gibi türlü ilişkilerle bir sözcüğün başka bir sözcük yerinde kullanılması sanatı, bk. değişmece. Birçok türleri vardır: a. Kabı, içindekinin yerinde kullanma. Ör. Sobayı yaktım. b. Sonucu, nedenin yerine kullanma. Ör. Bereket yağıyor. c. Bütünü parçanın yerine kullanma. Ör. Tırnağımı kestim. ç. Geneli, özelin yerine kullanmak: At yerine hayvan demek gibi. Ör. Hayvanı eyerlemek. d. Aracın, yaptığı iş yerine kullanılması. Ör. Türk dili e. Somut adı soyut kavram yerine kullanmak. Ör. Onun kolu uzundur.

DAMLAMAK

Damla durumunda tane tane düşmek. İçindekini damla damla akıtmak. Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek.

DİKMEK

Bir cismi dik olarak durdurmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak.

GANATMAK

İçinde sıvı bulunan bir bitkiyi çizerek içindekini akıtmak.

DİKLEMEK

Karşı gelmek, kafa tutmak, dayatmak, dikleşmek. İtmek. İçinde sulu şey bulunan kabı, içindekini sonuna kadar içmek için ağza dikmek.

YALAMAK

Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek. Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak. Sıyırarak, dokunarak geçmek. Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek.