Sonu DEKİN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dekin" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dekin ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında dekin olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dekin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DEKİN

Uslu, terbiyeli, doğru, namuslu kişi. De ki.

  -   -   -  

Anlamında DEKİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DEKİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SIHMAG

1.Patlamak. 2.İçindekini dökmek.

BENMARİ

Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi.

PRONÜKLEUS

Zigot oluşumunda ovum çekirdeğiyle spermiyumun baş kısmının yaptığı, erkektekine pronükleus maskulinus, dişidekine ise pronükleus femininus adı verilen oluşum. Dişi pronükleusuyla erkek pronükleusunun birleşmesiyle diploit kromozomlu zigot ortaya çıkar.

BEYHAN

Sır saklamayan, aklındakini ve yüreğindekini hemen söyleyen.

DEKAK

Genel görünüş, kişilik, hal: Adamın dekini kırma.

DÜZDEĞİŞMECE

Benzetme ilgisi bulunmaksızın, neden-sonuç gibi türlü ilişkilerle bir sözcüğün başka bir sözcük yerinde kullanılması sanatı, bk. değişmece. Birçok türleri vardır: a. Kabı, içindekinin yerinde kullanma. Ör. Sobayı yaktım. b. Sonucu, nedenin yerine kullanma. Ör. Bereket yağıyor. c. Bütünü parçanın yerine kullanma. Ör. Tırnağımı kestim. ç. Geneli, özelin yerine kullanmak: At yerine hayvan demek gibi. Ör. Hayvanı eyerlemek. d. Aracın, yaptığı iş yerine kullanılması. Ör. Türk dili e. Somut adı soyut kavram yerine kullanmak. Ör. Onun kolu uzundur.

KANAAT

Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. Kanış, kanı, inanç, düşünce. Kanma, inanma.

KUSMAK

Midenin içindekini basınçla ağızdan dışarı atmak, çıkarmak, kay etmek, istifra etmek. Reddetmek. Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak. İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak.

DOYUM

Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm.

GANATMAK

İçinde sıvı bulunan bir bitkiyi çizerek içindekini akıtmak.

HENKİNİ

Yanındakini, elindekini.

DİKLEMEK

Karşı gelmek, kafa tutmak, dayatmak, dikleşmek. İtmek. İçinde sulu şey bulunan kabı, içindekini sonuna kadar içmek için ağza dikmek.

DASDİNGİL

Yapayalnız, işsiz güçsüz, başı boş. Hiç bir şeyi olmayan, bomboş: Elimizdekini avucumuzdakini aldı da bizi dasdingil koydu. Çırılçıplak, açık saçık.

MORİTAT

Bank ezgicileri'nin tekdüze melodili öykülerine verilen ad. Bu öykülerde daha çok suç işleyenler, felakete uğrayanlar, öldürenler ve öldürülenler yer alır. Öykü çeşitli ilkel çizimlerle desteklenir. Alm. Morttat (Cinayet) sözcüğünden gelmedir. Ezgilerde "Moritat" biçimini almıştır. Laternacıların ve sokak ezgicilerinin korkunç olayları resimlerle gösterirken her birine birer deynekle de işaret ederek, resme uygun, çok yalın dizeli ezgiler söylerler. Bu halk gösterileri çağdaş tiyatroya geçmiştir, ilk olarak da Almanya'da Frank Wedekini kullanmıştır. Bertold Brecht de çok karakteristik bir biçime çevirmiştir. Örn. B. Brecht: "Dreigroschen Oper" (Beş paralık Opera) adlı yapıtının baş ezgisi.

ANKİRİ

Şurada, orada: Ankiridekini alıver.

YALAMAK

Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek. Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak. Sıyırarak, dokunarak geçmek. Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek.

DİMYAT

Seyrek ve yuvarlak taneli bir tür üzüm. "Aşırı hırs göstererek elindekini de yitirmek" anlamındaki Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak deyiminde geçen bir söz.

DAMLAMAK

Damla durumunda tane tane düşmek. İçindekini damla damla akıtmak. Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek.

DİKMEK

Bir cismi dik olarak durdurmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak.

GELECEKLİK

Bir işin ilerdeki zamanda olacağını gösteren fiil şekli. Bu zaman şimdikine göre ileri sayılırsa YALIN GELECEK (F. simple), ilerdekine göre biraz önce olursa GELECEK ÖNCESİ (Futur antérieur) denir. Geleceğim ve Gelmiş olacağım gibi. bk. İstemli gelecek, Tasarımlı gelecek, " Geçmişte gelecek, Gelecekte şimdikilik, Yakın gelecek.