İçinde DAVE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "dave" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dave bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu dave ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dave olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

HÜDAVERDİLER, HÜDAVENDİGAR, HUDAVENDİGAR

11 harfli kelimeler

KADAVERİKOL

10 harfli kelimeler

DAVETÇİLİK

9 harfli kelimeler

DAVETNAME, HUDAVERDİ

8 harfli kelimeler

DAVETİYE, DAVETKAR, DAVETSİZ, DAVERMEN, HUDAVENT

7 harfli kelimeler

KEDAVET, KADAVER, HÜDAVER, GEDAVET, DAVETLİ, DAVETÇİ

6 harfli kelimeler

ADAVET

5 harfli kelimeler

DAVER, DAVET

4 harfli kelimeler

DAVE

Bazı kelimelerin anlamları

DAVE

Dava. Mesele.

HÜDAVER

Söyleyiş: Hüda:ver "Tanrı'm! Bana uzun ömürlü bir çocuk ver" anlamında kullanılan bir isim.

DAVETNAME

Yasal bir iş için gönderilen davetiye.

KADAVERİKOL

Leşle beslenen hayvan.

HÜDAVENDİGAR

Eskişehir kenti, Sivrihisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Osmanlı padişahı I. Murat'a verilen san. Bursa sancağına, sonradan iline verilen ad.

DAVETÇİLİK

Davetçi olma durumu.

HUDAVENT

Allah, Tanrı. Efendi, sahip. Hükümdar.

DAVETİYE

Bir toplantıya, bir yere çağırmak üzere düzenlenen davet yazısı, çağrılık.

DAVETSİZ

Çağrılmayan. Çağrılmaksızın, çağrılmadan.

KADAVER

Kadavra.

DAVETKAR

Çekici, cazibeli (bakış, davranış vb.).

HUDAVENDİGAR

Amir, hâkim. Osmanlı Padişahı I. Murat'ın sanı.

HÜDAVERDİLER

Kocaeli şehrinde, Kandıra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

HUDAVERDİ

"Tanrı verdi, bağışladı" anlamında kullanılan bir isim".

KEDAVET

Soğuk esen rüzgâr, poyraz.

DAVERMEN

Değirmen, karşılığı darmen, dermen.

  -   -   -  

Anlamında DAVE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DAVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÜŞMANLIK

Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm.

ATDIBAŞAĞA

Düğün davetlilerinin başkanı.

CUMANA

Düğünde kız ve erkek taraflarının birbirini yemeğe davet etmesi.

OKUNMAK

Okuma işine konu olmak. Belli olmak, açıkça görünmek. Okunulmak. Davet edilmek, çağrılmak.

ÇİĞİRMEK

Nefret etmek. Çağırmak, davet etmek.

DARMEN

Değirmen, karşılığı davermen, dermen.

ÇAĞRILIK

Davetiye.

ÇAĞRILI

Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse, davetli.

ÇAĞRINUR

Aydınlığa, ışığa davet eden kimse.

DAİ

Çok dindar olan Alevi. ). Dua eden, duacı. Davet eden, çağıran.

ÇAĞRICI

Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi. Mübaşir. Sahnede oyuncuları takdim eden kimse.

KATKI

Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım. Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Bir şeye katılan başka bir madde. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler.

JAKETATAY

Resmî ziyaret ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket.

AVAYIT

Hediye, armağan. Hizmet karşılığı ödenen bedel. Zarar, ziyan yapan hayvanların sahiplerinden, köy korucusunun aldığı para. Düğüne davet için başka köyleri dolaşan kendisine okuyucu denen kimseye verilen bahşiş. Gelin olacak kız için istenen para, başlık. Bahşiş olarak verilen yiyecek.

BUYURULTU

Belge. Davetiye.

ÇAĞIRMAK

Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.

BUYRUMCU

Davet eden, karşılayan: Gapıya iki tane buyrumcu ister. Möhtü 'müftü' efendiye buyrumcu gitti mi?. Çağırıcı: Buyurumcu gönderdik.

ÇIĞIRDIM

Düğünlerde, davetlilerin verdikleri bir hediyeyi, üç beş kat fazla olarak söyleme geleneği.

ÇAĞRI

Birinin bir yere gelmesini isteme, davet. Çağrı cihazı.

OKUMAK

Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.