Kelimeler arşivi içinde; başında "dave" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. dave ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dave ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dave olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAVETÇİLİK
DAVETNAME
DAVERMEN, DAVETİYE, DAVETKAR, DAVETSİZ
DAVETÇİ, DAVETLİ
DAVER, DAVET
DAVE
DAVE
Dava. Mesele.
DAVETÇİ
Çağrıda bulunan kimse, çağrıcı.
DAVETKAR
Çekici, cazibeli (bakış, davranış vb.).
DAVERMEN
Değirmen, karşılığı darmen, dermen.
DAVET
Çağrı, çağırma. Yemekli toplantı.
DAVER
Hakem, hâkim. Adil padişah veya yönetici. Yüce Tanrı.
DAVETNAME
Yasal bir iş için gönderilen davetiye.
DAVETÇİLİK
Davetçi olma durumu.
DAVETLİ
Çağrılı.
DAVETSİZ
Çağrılmayan. Çağrılmaksızın, çağrılmadan.
DAVETİYE
Bir toplantıya, bir yere çağırmak üzere düzenlenen davet yazısı, çağrılık.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÜŞMANLIK
Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm.
ÇAĞRICI
Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi. Mübaşir. Sahnede oyuncuları takdim eden kimse.
BUYRUMCU
Davet eden, karşılayan: Gapıya iki tane buyrumcu ister. Möhtü 'müftü' efendiye buyrumcu gitti mi?. Çağırıcı: Buyurumcu gönderdik.
ÇAĞIRMAK
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.
DARMEN
Değirmen, karşılığı davermen, dermen.
BUYURULTU
Belge. Davetiye.
DAİ
Çok dindar olan Alevi. ). Dua eden, duacı. Davet eden, çağıran.
KATKI
Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım. Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Bir şeye katılan başka bir madde. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler.
ÇAĞRILIK
Davetiye.
ÇAĞRI
Birinin bir yere gelmesini isteme, davet. Çağrı cihazı.
AVAYIT
Hediye, armağan. Hizmet karşılığı ödenen bedel. Zarar, ziyan yapan hayvanların sahiplerinden, köy korucusunun aldığı para. Düğüne davet için başka köyleri dolaşan kendisine okuyucu denen kimseye verilen bahşiş. Gelin olacak kız için istenen para, başlık. Bahşiş olarak verilen yiyecek.
ÇAĞRILI
Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse, davetli.
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.
ÇİĞİRMEK
Nefret etmek. Çağırmak, davet etmek.
CUMANA
Düğünde kız ve erkek taraflarının birbirini yemeğe davet etmesi.
ÇAĞRINUR
Aydınlığa, ışığa davet eden kimse.
OKUNMAK
Okuma işine konu olmak. Belli olmak, açıkça görünmek. Okunulmak. Davet edilmek, çağrılmak.
JAKETATAY
Resmî ziyaret ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket.
ATDIBAŞAĞA
Düğün davetlilerinin başkanı.
ÇIĞIRDIM
Düğünlerde, davetlilerin verdikleri bir hediyeyi, üç beş kat fazla olarak söyleme geleneği.