Kelimeler arşivinde; içinde "danış" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde danış bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu danış ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında danış olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAŞDANIŞMANLIK, DANIŞILABİLMEK
DANIŞILABİLME
MUSADANIŞMAN, DANIŞMENTLER, DANIŞABİLMEK
BAŞDANIŞMAN, DANIŞABİLME, DANIŞMANLIK
KIMILDANIŞ, HOMURDANIŞ, DANIŞILMAK, MIRILDANIŞ, DANIŞIKLIK, DANIŞIKSIZ
DANIŞILMA, DANIŞIKLI, DANIŞMENT, DANIŞIKCI
TÜMDANIŞ, DANIŞTAY, DANIŞMAH, DANIŞMAN, DANIŞMAK
DANIŞIK, DANIŞIM, DANIŞIH, DANIŞAN, BUDANIŞ, DADANIŞ, ALDANIŞ, DANIŞMA
DANIŞ
DANIŞ
Önemli bir konuda birkaç kişinin bir arada konuşması, müşavere.
DANIŞILMAK
Danışma işi yapılmak.
DANIŞMANLIK
Danışmanın yaptığı görev, müşavirlik.
DANIŞIKSIZ
Müşaviri olmayan.
DANIŞMENTLER
Bolu şehri, Gerede ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KIMILDANIŞ
Kımıldanma işi.
BAŞDANIŞMAN
Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse, başmüşavir.
DANIŞILABİLME
Danışılabilmek işi.
BAŞDANIŞMANLIK
Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.
MIRILDANIŞ
Mırıldanma işi.
HOMURDANIŞ
Homurdanma işi.
MUSADANIŞMAN
Erzurum şehrinde, Aşkale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
DANIŞABİLMEK
Danışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANIŞIKLIK
Danışıklı olma durumu, muvazaa.
DANIŞILABİLMEK
Danışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANIŞABİLME
Danışabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DANIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARDİNAL
Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri.
ECZACILIK
Eczacının yaptığı iş. İlaçların ve kozmetik ürünlerin üretimi, çözümlenmesi, etkinlik ve güvenilirliği ile ilgili çalışmaları yürüten, bu ürünlerin kullanıcılara iletilmesini sağlayan, ilaç ve sağlıkla ilgili konularda danışmanlık hizmeti veren sağlık mesleği.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
BAĞIL
Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.
İSTİŞARE
Danışma.
MİMİK
Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı. Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler.
BÜRO
Çalışma odası, yazıhane. Danışma ve yazı işlerinin yürütüldüğü iş yeri. Bölüm, şube. Yazı masası.
KONT
Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kimse. Derebeyi. Batı toplumunda erkekler için kullanılan bir soyluluk unvanı.
DRAMATURG
Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
MEŞVERET
Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma, danışma. İki veya daha fazla kişinin birbiriyle fikir alışverişinde bulunması.
DANIŞILMA
Danışılmak işi.
ENFORMASYON
Danışma, tanıtma. Haber alma, haber verme, haberleşme.
KANIŞ
Kanma işi. Kanı, kanaat. Aldanış, kanma.
HODBEHOT
Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.
KULUÇKALIK
Kuluçka olma durumu. Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler, inkübatör. Kuluçkada kullanılmaya elverişli. Kuluçka döneminin geçirildiği yer, kuluçkahane.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
DANIŞMAN
Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir.
DURULMAK
Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.
KONUŞMA
Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.