Kelimeler arşivi içinde; başında "danış" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. danış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu danış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde danış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DANIŞILABİLMEK
DANIŞILABİLME
DANIŞMENTLER, DANIŞABİLMEK
DANIŞABİLME, DANIŞMANLIK
DANIŞIKLIK, DANIŞIKSIZ, DANIŞILMAK
DANIŞIKLI, DANIŞIKCI, DANIŞMENT, DANIŞILMA
DANIŞTAY, DANIŞMAN, DANIŞMAK, DANIŞMAH
DANIŞMA, DANIŞIM, DANIŞAN, DANIŞIH, DANIŞIK
DANIŞ
DANIŞ
Önemli bir konuda birkaç kişinin bir arada konuşması, müşavere.
DANIŞMENTLER
Bolu şehri, Gerede ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
DANIŞMANLIK
Danışmanın yaptığı görev, müşavirlik.
DANIŞILABİLMEK
Danışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANIŞILMA
Danışılmak işi.
DANIŞMENT
Adana ilinde, Doğankent bucağına bağlı bir bölge. Çorum şehrinde, Osmancık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DANIŞIKSIZ
Müşaviri olmayan.
DANIŞABİLMEK
Danışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DANIŞILMAK
Danışma işi yapılmak.
DANIŞTAY
Hükümetçe hazırlanarak verilen yasalar ve ayrıcalı sözleşmeler üzerinde irdeleme yaparak bu yöndeki düşüncelerini açıklayan, tüzükleri inceleyen, yasaların ve tüzüklerin gösterdiği işleri gören, hükümetçe yapılan her çeşit soruları cevaplandıran, yönetim davalarını yürüten, karara bağlayan en yüksek yargı kurulu.
DANIŞIKLI
Gerçekte olmadığı hâlde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen, muvazaalı.
DANIŞIKLIK
Danışıklı olma durumu, muvazaa.
DANIŞIKCI
Müşavir.
DANIŞMAN
Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir.
DANIŞILABİLME
Danışılabilmek işi.
DANIŞABİLME
Danışabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DANIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MEŞVERET
Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma, danışma. İki veya daha fazla kişinin birbiriyle fikir alışverişinde bulunması.
BAĞIL
Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.
BAŞDANIŞMANLIK
Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.
DURULMAK
Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.
HODBEHOT
Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.
DRAMATURG
Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse.
KONT
Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kimse. Derebeyi. Batı toplumunda erkekler için kullanılan bir soyluluk unvanı.
MUVAZAA
Danışık, danışıklık.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
İSTİŞARE
Danışma.
BÜRO
Çalışma odası, yazıhane. Danışma ve yazı işlerinin yürütüldüğü iş yeri. Bölüm, şube. Yazı masası.
KULUÇKALIK
Kuluçka olma durumu. Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler, inkübatör. Kuluçkada kullanılmaya elverişli. Kuluçka döneminin geçirildiği yer, kuluçkahane.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
KONUŞMA
Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.
ENFORMASYON
Danışma, tanıtma. Haber alma, haber verme, haberleşme.
KARDİNAL
Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri.
MİMİK
Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı. Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler.
ECZACILIK
Eczacının yaptığı iş. İlaçların ve kozmetik ürünlerin üretimi, çözümlenmesi, etkinlik ve güvenilirliği ile ilgili çalışmaları yürüten, bu ürünlerin kullanıcılara iletilmesini sağlayan, ilaç ve sağlıkla ilgili konularda danışmanlık hizmeti veren sağlık mesleği.
KANIŞ
Kanma işi. Kanı, kanaat. Aldanış, kanma.