Kelimeler arşivinde; içinde "cıvata" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cıvata bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cıvata ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cıvata olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
CIVATALAMAK
CIVATALAMA
CIVATALI
CIVATA
CIVATA
Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida.
CIVATALAMAK
Cıvata ile tutturmak.
CIVATALAMA
Cıvatalamak işi.
CIVATALI
Cıvatası olan. Cıvata ile tutturulmuş olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde CIVATA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LOKMA
Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası, sokum. Yemek. Türlü kalınlıktaki cıvataları, boşluğuna geçirip sökmeye veya sıkıştırmaya yarayan metalden alet. Lokma tatlısı. Genellikle haksız olarak ele geçirilen mal veya para.
PUL
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık. Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt. Akçeden küçük metal para. Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık. Küçük ve ince tabakacıklar. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık.
ALYAN
Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet.
MAPA
Ucu halkalı cıvata. Gemi içini aydınlatmaya yarayan, içinde zeytinyağı bulunan siperli fener.
YALAMA
Yalamak işi. Fırça izleri belli etmeden yapılmış olan (resim). Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.). Sözünde durmayan (kimse).
ÇIKSAMAK
Cıvataları, perçinleri gevşemek (aracın ya da aygıtın).
USKURU
Cıvata ve somunlardaki yiv.
SAKULETA
Silindir biçiminde bir demirin içine çivi, cıvata vb. maddelerin doldurulması ile yapılmış olan bir mermi türü.
SOMUN
Yuvarlak ve şişkin ekmek. Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık.
OTOKLAV
Vida ve cıvatalarla tutturulmuş basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap. Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan her türlü araç ve gereci mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı. Sterilizasyon için kullanılan, sıcaklık ve basınca dayalı sıkı kapaklı çelik alet. Sterilizasyon için kullanılan, basıncı ve/veya sıcaklığı ayarlanabilen yüksek basınç ve sıcaklığa dayanıklı alet. Çoğunlukla 1 atmosfer basınç altında 121 ºC sıcaklık elde edilerek buharla laboratuvar ve hastane nesnelerinin sterilizasyonunu sağlayan alet.
FİNTİ
Vidanın girdiği Kalka, cıvata somunu.
PERKİTMEK
İyice gererek, sıkıştırarak, vurarak sağlamlaştırmak : Cıvataları iyice perkittim. Vurmak, fırlatmak: İki taş perkitti, öldürecekti. Katılaştırmak. Sağlamlaştırmak. Eski türkçe berkitmek: kuvvetle çarparak birleştirmek.
PABUÇ
Ayakkabı. Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti. İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça.
MENGEZ
Cıvata, vida. Killi toprak.