Kelimeler arşivinde; içinde "ciye" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ciye bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ciye ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ciye olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
NARENCİYECİLİK
HARİCİYECİLİK, EVCİYENİKIŞLA
SECİYESİZLİK
ZÜCCACİYECİ, NARENCİYECİ
HARİCİYECİ, CİYERDELDİ
SECİYESİZ, ZÜCCACİYE, NARENCİYE
SECİYELİ, HARİCİYE, SARACİYE, MİRACİYE
ERCİYES, MÜNCİYE, SACİYEK, CİYCİYE, BİCİYEZ
SECİYE, NACİYE, RACİYE
CİYER, CİYEK
CİYE
CİYE
Abla. Ceviz içinin dörtte biri. Badem ve fındık içi. Ciğer (Kuşu).
NARENCİYECİLİK
Narenciyeci olma durumu.
SECİYELİ
Sağlam karakterli, kendisine güvenilir (kimse).
NARENCİYE
Turunçgiller.
NARENCİYECİ
Narenciye üreticisi.
SECİYESİZLİK
Seciyesiz olma durumu.
SECİYESİZ
Karakter sağlam olmayan, kendisine güvenilmeyen (kimse).
HARİCİYECİ
Dış siyaset ile uğraşan meslek adamı. Cerrah.
ZÜCCACİYE
Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış eşya. Cam, porselen ile ilgili.
MİRACİYE
Hz. Muhammet'in göğe çıkışını konu edinen divan koşuğu.
HARİCİYECİLİK
Hariciyecinin yaptığı iş.
EVCİYENİKIŞLA
Çorum kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HARİCİYE
Devlet yönetiminde dış işleri. Cerrahi. Hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm.
CİYERDELDİ
Dikiş teyeli sökmekte ve delik açmakta kullanılan kemik veya metal aygıt.
SARACİYE
Deri, muşamba vb.nden yapılan bavul, çanta cüzdan, kemer ve benzerleri ürün. Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta cüzdan, kemer ve benzerleri ürün yapma işi.
ZÜCCACİYECİ
Züccaciye satan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde CİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CERRAHİ
Cerrahlıkla ilgili. Ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu, hariciye.
HEM
Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için "özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki" anlamlarında kullanılan bir söz. Açıklayıcı nitelikte olan ikinci cümleyi birinciye bağlayan bir söz.
EMEKÇİ
Geçimini yaptığı işlerle sağlayan kimse. Geçimini, emeğini sermayeciye satarak sağlayan kimse, proleter.
KARAKTER
Ayırt edici nitelik. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi. Basımda harf türü. Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye. Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse.
CERRAH
Ameliyat yapan uzman hekim, hariciyeci, operatör. Önemsiz yaraları iyileştiren kimse.
ORANTI
Bir şeyi oluşturan parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan uygunluk, oran, tenasüp. Birincinin ikinciye oranı, üçüncünün dördüncüye oranına eşit olan dört terim arasındaki bağıntı, orta.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
ÖRTÜLME
Örtülmek işi. Bir gök cisminin yeryüzündeki gözlemciye göre, başka bir gök cisminin arkasından geçmesi.
ÇARPTIRMAK
Çarpma işini yaptırmak veya çarpmasına yol açmak. Yankesiciye kaptırmak.
CINCIK
Bardak, kadeh, tabak vb. sırçadan veya porselenden yapılmış olan şeyler, züccaciye. Bilye.
TAKDİRNAME
Yapılan bir işin beğenildiğini belirtmek amacıyla verilen yazılı belge, takdir. Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, takdir.
TEŞEKKÜRNAME
Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, teşekkür.
NUMARA
Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Eğlendirici oyunlardan her biri. Öğrenciye verilen not. Ölçü. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Hile, düzen, dalavere, yalan.
RAMP
Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer.
BOZGEVEN
Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir tür geven (Astragalus microcephalus).
SİNEMASKOP
Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.
TASDİKNAME
Verilen onayı gösteren belge. Başka bir öğrenim kurumuna geçen öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge. Okulunu bitirmeden ayrılan öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge.
DERS
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.
SADAKA
Dilenciye verilen para. Yardım amacıyla karşılıksız verilen şey.
SORU
Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual. Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı, sual.