Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ciye" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ciye ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ciye olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ciye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
NARENCİYE, ZÜCCACİYE
HARİCİYE, MİRACİYE, SARACİYE
CİYCİYE, MÜNCİYE
SECİYE, NACİYE, RACİYE
CİYE
CİYE
Abla. Ceviz içinin dörtte biri. Badem ve fındık içi. Ciğer (Kuşu).
ZÜCCACİYE
Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış eşya. Cam, porselen ile ilgili.
HARİCİYE
Devlet yönetiminde dış işleri. Cerrahi. Hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm.
SARACİYE
Deri, muşamba vb.nden yapılan bavul, çanta cüzdan, kemer ve benzerleri ürün. Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta cüzdan, kemer ve benzerleri ürün yapma işi.
MÜNCİYE
Kurtarıcı, kurtaran, önder.
CİYCİYE
Bir çeşit gerdanlık.
MİRACİYE
Hz. Muhammet'in göğe çıkışını konu edinen divan koşuğu.
RACİYE
Rica eden, yalvaran. Umutlu.
SECİYE
Yaradılış, huy, karakter.
NARENCİYE
Turunçgiller.
NACİYE
Kurtulan, selamete kavuşan. Cehennemden kurtulmuş, cennetlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde CİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SECİYESİZLİK
Seciyesiz olma durumu.
HEM
Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için "özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki" anlamlarında kullanılan bir söz. Açıklayıcı nitelikte olan ikinci cümleyi birinciye bağlayan bir söz.
ÖRTÜLME
Örtülmek işi. Bir gök cisminin yeryüzündeki gözlemciye göre, başka bir gök cisminin arkasından geçmesi.
SADAKA
Dilenciye verilen para. Yardım amacıyla karşılıksız verilen şey.
HARİCİYECİLİK
Hariciyecinin yaptığı iş.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
BOZGEVEN
Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir tür geven (Astragalus microcephalus).
ÇARPTIRMAK
Çarpma işini yaptırmak veya çarpmasına yol açmak. Yankesiciye kaptırmak.
CINCIK
Bardak, kadeh, tabak vb. sırçadan veya porselenden yapılmış olan şeyler, züccaciye. Bilye.
RAMP
Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer.
CERRAHİ
Cerrahlıkla ilgili. Ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu, hariciye.
DERS
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.
EMEKÇİ
Geçimini yaptığı işlerle sağlayan kimse. Geçimini, emeğini sermayeciye satarak sağlayan kimse, proleter.
CERRAH
Ameliyat yapan uzman hekim, hariciyeci, operatör. Önemsiz yaraları iyileştiren kimse.
KARAKTER
Ayırt edici nitelik. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi. Basımda harf türü. Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye. Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse.
SİNEMASKOP
Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.
NARENCİYECİ
Narenciye üreticisi.
NARENCİYECİLİK
Narenciyeci olma durumu.
NUMARA
Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Eğlendirici oyunlardan her biri. Öğrenciye verilen not. Ölçü. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Hile, düzen, dalavere, yalan.
ORANTI
Bir şeyi oluşturan parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan uygunluk, oran, tenasüp. Birincinin ikinciye oranı, üçüncünün dördüncüye oranına eşit olan dört terim arasındaki bağıntı, orta.