İçinde CİLA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "cila" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cila bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu cila ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cila olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

CİLALAYABİLMEK

13 harfli kelimeler

YAVUNCİLANMAK, CİLALAYABİLME

12 harfli kelimeler

CİLALATILMAK

11 harfli kelimeler

CİLALATILMA

10 harfli kelimeler

YOLCİLAMAK, CİLASIZLIK, CİLALATMAK, CİLALANMAK

9 harfli kelimeler

CİLALANMA, MUMCİLASI, ACİLANMAK, CİLALAMAK, CİLALATMA, CİLACILIK

8 harfli kelimeler

CİLANKAZ, CİLAMUMU, CİLALAMA

7 harfli kelimeler

CİLAMAK, CİLACIK, CİLADAN, CİLASIN, CİLASIZ, CİLAVRA, CİLASUN

6 harfli kelimeler

CİLACI, CİLALI, CİLAGO, İNCİLA

5 harfli kelimeler

CİLAV, CİLAY, CİLAZ

4 harfli kelimeler

CİLA

Bazı kelimelerin anlamları

CİLA

Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Sert içkiden sonra içilen hafif içki. Parlaklık. Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum. Gereksiz süs, gösteriş.

YAVUNCİLANMAK

Yalvarmak.

CİLALAMAK

Cila sürerek parlatmak, cila vurmak. Övmek. Tat katmak. İspirto-gomlak karışımı sıvı ile, belli yöntemlerde çalışarak, ağaç yüzünde parlak, koruyucu katman oluşturmak.

CİLALATMAK

Cilalama işini yaptırmak.

CİLALANMAK

Cilalama işine konu olmak.

CİLALATILMAK

Cilalama işi yaptırılmak.

YOLCİLAMAK

Yolculamak, uğurlamak.

CİLALAYABİLME

Cilalayabilmek işi.

CİLASIZLIK

Cilasız olma durumu.

MUMCİLASI

Parafin, serezin, montana, balmumu ve benzerleri gereçlerin terebentin ya da neft yağında çözüştürülmesi ile elde edilen ağaç örtü gereçlerine verilen genel ad.

CİLALANMA

Cilalanmak işi.

CİLACILIK

Cilacının yaptığı iş.

CİLALATMA

Cilalatmak işi.

CİLALATILMA

Cilalatılmak işi.

CİLALAYABİLMEK

Cilalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

ACİLANMAK

Acılaşmak.

  -   -   -  

Anlamında CİLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CİLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CELİ

Açık, aşikâr. Parlak, cilalı.

APRESİZ

Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.

FIRÇA

Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Resim yapma sanatı ve biçimi. Paylama.

MERMER

Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı. Beyaz ve ince bir tür bez. Bu taştan yapılmış.

APRELİ

Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.

APRELEMEK

Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.

LAKE

Lak ile cilalanmış.

MÜHRELEMEK

Kâğıdı mühre ile cilalamak, parlatmak, düzeltmek.

GLASE

Yumuşak deri. Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan (eşya).

MAUN

Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı, akaju (Swietenia mahagoni). Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi. Bu keresteden yapılan.

MERMERCİLİK

Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi. Mermer işleme sanatı.

AHAR

Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.

GOMALAK

Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine.

MUMLAMAK

Bal mumu sürmek, bal mumuna batırmak. Mühürlemek, mühür mumu sürmek. Mum cilası yapmak.

MÜHRELİ

Mühre ile cilalanmış.

EMAY

Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

KOPAL

Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir tür reçine.

APRE

Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.

KAYIŞ

Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.