Kelimeler arşivinde; içinde "cila" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cila bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cila ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cila olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
CİLALAYABİLMEK
YAVUNCİLANMAK, CİLALAYABİLME
CİLALATILMAK
CİLALATILMA
YOLCİLAMAK, CİLASIZLIK, CİLALATMAK, CİLALANMAK
CİLALANMA, MUMCİLASI, ACİLANMAK, CİLALAMAK, CİLALATMA, CİLACILIK
CİLANKAZ, CİLAMUMU, CİLALAMA
CİLAMAK, CİLACIK, CİLADAN, CİLASIN, CİLASIZ, CİLAVRA, CİLASUN
CİLACI, CİLALI, CİLAGO, İNCİLA
CİLA
Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Sert içkiden sonra içilen hafif içki. Parlaklık. Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum. Gereksiz süs, gösteriş.
YAVUNCİLANMAK
Yalvarmak.
CİLALAMAK
Cila sürerek parlatmak, cila vurmak. Övmek. Tat katmak. İspirto-gomlak karışımı sıvı ile, belli yöntemlerde çalışarak, ağaç yüzünde parlak, koruyucu katman oluşturmak.
CİLALATMAK
Cilalama işini yaptırmak.
CİLALANMAK
Cilalama işine konu olmak.
CİLALATILMAK
Cilalama işi yaptırılmak.
YOLCİLAMAK
Yolculamak, uğurlamak.
CİLALAYABİLME
Cilalayabilmek işi.
CİLASIZLIK
Cilasız olma durumu.
MUMCİLASI
Parafin, serezin, montana, balmumu ve benzerleri gereçlerin terebentin ya da neft yağında çözüştürülmesi ile elde edilen ağaç örtü gereçlerine verilen genel ad.
CİLALANMA
Cilalanmak işi.
CİLACILIK
Cilacının yaptığı iş.
CİLALATMA
Cilalatmak işi.
CİLALATILMA
Cilalatılmak işi.
CİLALAYABİLMEK
Cilalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ACİLANMAK
Acılaşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde CİLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CELİ
Açık, aşikâr. Parlak, cilalı.
APRESİZ
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.
FIRÇA
Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Resim yapma sanatı ve biçimi. Paylama.
MERMER
Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı. Beyaz ve ince bir tür bez. Bu taştan yapılmış.
APRELİ
Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.
APRELEMEK
Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.
LAKE
Lak ile cilalanmış.
MÜHRELEMEK
Kâğıdı mühre ile cilalamak, parlatmak, düzeltmek.
GLASE
Yumuşak deri. Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan (eşya).
MAUN
Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı, akaju (Swietenia mahagoni). Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi. Bu keresteden yapılan.
MERMERCİLİK
Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi. Mermer işleme sanatı.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
GOMALAK
Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine.
MUMLAMAK
Bal mumu sürmek, bal mumuna batırmak. Mühürlemek, mühür mumu sürmek. Mum cilası yapmak.
MÜHRELİ
Mühre ile cilalanmış.
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
KOPAL
Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir tür reçine.
APRE
Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.
KAYIŞ
Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.