CİLA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "cila" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. cila ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu cila ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cila olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

CİLALAYABİLMEK

13 harfli kelimeler

CİLALAYABİLME

12 harfli kelimeler

CİLALATILMAK

11 harfli kelimeler

CİLALATILMA

10 harfli kelimeler

CİLASIZLIK, CİLALATMAK, CİLALANMAK

9 harfli kelimeler

CİLALANMA, CİLALATMA, CİLALAMAK, CİLACILIK

8 harfli kelimeler

CİLALAMA, CİLAMUMU, CİLANKAZ

7 harfli kelimeler

CİLASIZ, CİLAMAK, CİLASIN, CİLASUN, CİLADAN, CİLACIK, CİLAVRA

6 harfli kelimeler

CİLACI, CİLALI, CİLAGO

5 harfli kelimeler

CİLAV, CİLAY, CİLAZ

4 harfli kelimeler

CİLA

Bazı kelimelerin anlamları

CİLA

Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Sert içkiden sonra içilen hafif içki. Parlaklık. Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum. Gereksiz süs, gösteriş.

CİLALANMAK

Cilalama işine konu olmak.

CİLALAMA

Cilalamak işi. Cila sürerek parlatmak, cila vurmak.

CİLALATMA

Cilalatmak işi.

CİLALATILMAK

Cilalama işi yaptırılmak.

CİLASIZLIK

Cilasız olma durumu.

CİLALAYABİLMEK

Cilalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

CİLALAYABİLME

Cilalayabilmek işi.

CİLANKAZ

İnce, uzun ve çelimsiz insan.

CİLALATILMA

Cilalatılmak işi.

CİLASIZ

Cila sürülmemiş veya cilası kalmamış olan.

CİLALANMA

Cilalanmak işi.

CİLALAMAK

Cila sürerek parlatmak, cila vurmak. Övmek. Tat katmak. İspirto-gomlak karışımı sıvı ile, belli yöntemlerde çalışarak, ağaç yüzünde parlak, koruyucu katman oluşturmak.

CİLALATMAK

Cilalama işini yaptırmak.

CİLACILIK

Cilacının yaptığı iş.

CİLAMUMU

Ayakkabı altını parlatmakta kullanılan madde. (Aksaray Niğde).

  -   -   -  

Anlamında CİLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CİLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MAUN

Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı, akaju (Swietenia mahagoni). Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi. Bu keresteden yapılan.

APRELİ

Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.

AHAR

Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.

MERMERCİLİK

Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi. Mermer işleme sanatı.

MUMLAMAK

Bal mumu sürmek, bal mumuna batırmak. Mühürlemek, mühür mumu sürmek. Mum cilası yapmak.

GOMALAK

Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine.

LAKE

Lak ile cilalanmış.

FIRÇA

Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Resim yapma sanatı ve biçimi. Paylama.

APRESİZ

Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.

KAYIŞ

Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.

KOPAL

Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir tür reçine.

MÜHRELİ

Mühre ile cilalanmış.

CELİ

Açık, aşikâr. Parlak, cilalı.

APRE

Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.

MÜHRELEMEK

Kâğıdı mühre ile cilalamak, parlatmak, düzeltmek.

GLASE

Yumuşak deri. Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan (eşya).

MERMER

Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı. Beyaz ve ince bir tür bez. Bu taştan yapılmış.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

APRELEMEK

Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.

EMAY

Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.