Kelimeler arşivinde; içinde "cemi" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cemi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cemi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cemi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ACEMİLEŞİVERMEK, ACEMİLEŞEBİLMEK
ACEMİLEŞİVERME, ACEMİLEŞEBİLME
ACEMİLEŞMEK, ACEMİCESİNE
TECEMİLLET, ACEMİLEŞME
CEMİYETLİ
ACEMİAĞA, ACEMİREK, ACEMİLİK
CEMİYET, ACEMİCE
ACEMİK, CEMİLE, ECEMİŞ
ACEMİ, CEMİL, ECEMİ
CEMİ
CEMİ
Bütün, hep.
ACEMİCESİNE
Acemice.
CEMİYET
Dernek. Yüksek sosyete. Toplum. Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. Düğün. Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk.
ACEMİLİK
Acemi olma durumu, toyluk. Acemice davranış, toyluk.
CEMİYETLİ
Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan.
ACEMİREK
Biraz acemi, acemice.
ACEMİLEŞMEK
Beceriksizlik göstermek.
ACEMİLEŞİVERME
Acemileşivermek durumu.
ACEMİLEŞEBİLMEK
Acemileşmesi mümkün olmak veya acemileşme olasılığı bulunmak.
TECEMİLLET
Yakın, hısım, aile. Yaramaz çocuk.
ACEMİLEŞİVERMEK
Acemi olmamasına karşın acemi gibi davranmak.
ACEMİLEŞME
Acemileşmek durumu.
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
ACEMİK
Acı ve yapışkan bir ot.
ACEMİLEŞEBİLME
Acemileşebilmek durumu.
ACEMİAĞA
Haremağalığında bir aşama. bk. haremağası.
Bu bölümde tanımı içerisinde CEMİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÜĞÜN
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılmış olan tören, eğlence, cemiyet. Bir olayı kutlamak için yapılmış olan büyük eğlence veya tören.
KOĞUŞ
Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda. Osmanlı Devleti'nde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda.
NAİF
Saf, deneyimsiz. Kendi kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı. Güzel sanatların özellikle resim alanında kendi kendini yetiştirmiş sanatçısı veya onun yapıtı. Acemice yapılan.
DERNEK
Toplantı, düğün. Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk, cemiyet. Pazar veya panayır kurulan gün, deri (II).
MANDACI
Bir ülkeyi manda temeline göre yönetmesi için Birleşmiş Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen devlet, mandater. Osmanlı Devleti'nde tersanedeki gemilerin bakımı ile görevli kimse.
KUŞ
Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı. Acemi er.
BİZCE
Bize göre, bizim düşüncemizce.
CAMİA
Topluluk, cemiyet, zümre.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
PENCİK
Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı. Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi. Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet.
İDMANSIZ
İdman yapmamış olan, idmanı olmayan, çevikliği olmayan, ham, antrenmansız. Bir işe, bir duruma henüz alışmamış olan, acemi.
ÇAYLAKLIK
Toyluk, deneyimsizlik, acemilik.
MATRAKÇI
Osmanlı ordusunda acemilere matrakla savaşmayı öğreten usta.
MANDA
Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.
DÜNKÜ
Bugünden bir önceki günle ilgili. Acemi, yeni, toy. Yakın geçmişteki.
EMEKLEMEK
Dizler ve eller üzerinde yürümek. Bir işe yeni başlarken deneyimsizlikten ötürü acemilik geçirmek.
İTTİHATÇI
Birleşme, birlik oluşturma yanlısı olan kimse. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse.
ÇOLPA
Ayağı sakat olan. Beceriksiz, eli işe yakışmayan, acemi.
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.
CİKCİK
Beyaz kum midyesi. Acemi, bir işe yeni başlayan.