Kelimeler arşivinde; içinde "bıra" olan, toplam 69 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bıra bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bıra ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bıra olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BIRAKTIRILABİLMEK
BIRAKTIRILABİLME
BIRAKTIRABİLMEK
BIRAKILABİLMEK, BIRAKILIVERMEK, BIRAKTIRABİLME
BIRAKILIVERME, BIRAKILABİLME, BIRAKTIRILMAK
BIRAKTIRILMA, BIRAKTIRTMAK, KALITBIRAKAN, İŞBIRAKTIRMA, BIRAKIVERMEK, BIRAKABİLMEK
BIRAKTIRMAK, BIRAKTIRTMA, BIRAKIVERME, BIRAKABİLME
BIRAKILMAK, YALBIRAMAK, BIRAKILMIŞ, BIRAKMALIK, İŞBIRAKIMI, CAKÇIBIRAK, BIRAKTIRMA, BIRAKIŞMAK
BIRAKILIŞ, BIRAKIMAK, BIRAKINTI, İŞBIRAKIM, BIRAKILMA, BIRAKMALI, BIRAKIŞMA, BIRAĞINTI, BIRAĞINDI, BIRAGINTI
BIRANGAR, CILBIRAZ, BIRAKMAK, ARABIRAK, MAMBIRAK, BIRAĞMAK, BIRAHMAH, BIRAHMAK
ZIMBIRA, CILBIRA, BIRBIRA, DAMBIRA, BIRAKIŞ, İZBIRAK, BIRAKIM, BIRATVA, BIRAĞAR, BIRAKMA, BIRANTI, BIRAKIT, BIRAMAK, BIRALKI
BIRAKI, BIRAHI, KABIRA, BIRASA, BIRAYI, BIRAVA
BIRAN, BIRAP, BIRAT
BIRA
BIRA
Birader, kardeş. Bu yer, bk. bire, bura.
BIRAKIVERMEK
Ansızın ve çabucak bırakmak.
BIRAKTIRABİLME
Bıraktırabilmek işi.
BIRAKILABİLMEK
Bırakılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KALITBIRAKAN
mûris, müverris, mirâsbırakan.
BIRAKTIRILABİLMEK
Bıraktırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
İŞBIRAKTIRMA
İlgili yasalar çerçevesinde işverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı.
BIRAKTIRABİLMEK
Bıraktırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BIRAKABİLMEK
Bırakma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BIRAKTIRILABİLME
Bıraktırılabilmek işi.
BIRAKILABİLME
Bırakılabilmek işi.
BIRAKILIVERME
Bırakılıvermek işi.
BIRAKTIRILMA
Bıraktırılmak işi.
BIRAKILIVERMEK
Ansızın ve çabucak bırakılmak.
BIRAKTIRILMAK
Bırakması sağlanmak.
BIRAKTIRTMAK
Bıraktırma işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BIRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
ARİYET
Ödünçleme. Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
ALIKOYMAK
Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
ARTIKLAMAK
Yemekte artık bırakmak.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
ARTÇI
Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.
ATEŞKES
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.
APIŞTIRMAK
Hayvanı çok yorarak yürüyecek güç bırakmamak. Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalmasını sağlamak.
APAÇIKLIK
Apaçık olma durumu. Bir şeyin, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın açık bir biçimde görünmesi.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.