İçinde BURL geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "burl" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde burl bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu burl ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında burl olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KAMBURLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

KAMBURLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

BURBURLANMAK, KAMBURLAŞMAK, KALBURLATMAK, KALBURLANMAK

11 harfli kelimeler

KALBURLATMA, KAMBURLAŞMA, KALBURLANMA, KALBURLAMAK, GUBURLANMAK, MENDEBURLUK

10 harfli kelimeler

LOMBURLOMP, OBURLAŞMAK, KALBURLAMA, KABURLAMAK

9 harfli kelimeler

ETOBURLAR, CUMBURLUP, OTOBURLAR, CUMBURLOP, TOMBURLAK, YUMBURLAK, BURLANMAK, KAMBURLUK, ABURLOBUT, NALBURLUK, OBURLAŞMA

8 harfli kelimeler

COBURLAR, TABURLAR, SABURLAR, KUBURLUK, KUBURLUH, KALBURLU, GUBURLUK, BURLAGAN

Bazı kelimelerin anlamları

BURL

Akçaağaç gibi bazı ağaç türlerinden elde edilen, üzerinde girdap şeklinde halka, kıvrım ve koyu renkli küçük lekeler bulunan kereste.

OBURLAŞMAK

Obur duruma gelmek.

KALBURLAMA

Kalburlamak işi.

KALBURLATMAK

Kalburdan geçirtmek.

KALBURLANMAK

Kalburdan geçirilmek.

KAMBURLAŞMAK

Kambur duruma gelmek.

KALBURLAMAK

Kalburdan geçirmek.

KAMBURLAŞMA

Kamburlaşmak işi.

BURBURLANMAK

Gürültü çıkarmak.

KAMBURLAŞTIRMAK

Kambur duruma getirmek.

MENDEBURLUK

Mendebur olma durumu.

KALBURLANMA

Kalburlanmak işi.

KALBURLATMA

Kalburlatmak işi.

LOMBURLOMP

Birdenbire, paldır küldür (gelmek için).

KAMBURLAŞTIRMA

Kamburlaştırmak işi.

GUBURLANMAK

Gururlanmak, böbürlenmek.

  -   -   -  

Anlamında BURL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BURL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EKİNOKOK

Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan bir tür tenya.

BAŞBAŞ

Pezevenk. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım.

ZORUNLULUK

Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma, mecburluk, mecburiyet, mecburilik, zaruret, ıztırar, zorunluk, zarurilik.

AYIGİLLER

Memeli etoburlardan, ayıları içine alan bir familya.

YÜKÜMLÜLÜK

Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlülük, yüküm, mükellefiyet, mecburluk, mecburiyet.

ÇAKAL

Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.

ELLEÇLEME

Gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi, yerinin değiştirilmesi, büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması, kapların yenilenmesi veya tamiri, havalandırılması, kalburlanması, karıştırılması.

GABUR

Fazla dallanıp budaklanmayan bir cins orman ağacı: Kestiğim gaburlarla evin önüne çit ördüm. Yanyana getirilen tahtaların çivilendiği, tutturulduğu tahta parçası.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

ELLEFCİ

Buğday, arpa gjbi tahılı kalburla temizleyen.

ÇALKAR

Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç, çalkağı, çalkak.

HIRDAVATÇILIK

Hırdavatçının yaptığı iş, nalburluk.

KOKARCA

Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince, uzun bir kürk hayvanı (Mustela putorius).

BAŞBAŞI

Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım.

ETÇİLLER

Etoburlar.

OBURLAŞMA

Oburlaşmak işi.

KIZAK

Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.

CORUK

Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.

APOFİZİS

Yumru, şiş, kamburluk.

ASLANGİLLER

Kedi cinsinden olan bütün etoburları içine alan hayvan familyası.