Kelimeler arşivinde; içinde "burl" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde burl bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu burl ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında burl olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAMBURLAŞTIRMAK
KAMBURLAŞTIRMA
BURBURLANMAK, KAMBURLAŞMAK, KALBURLATMAK, KALBURLANMAK
KALBURLATMA, KAMBURLAŞMA, KALBURLANMA, KALBURLAMAK, GUBURLANMAK, MENDEBURLUK
LOMBURLOMP, OBURLAŞMAK, KALBURLAMA, KABURLAMAK
ETOBURLAR, CUMBURLUP, OTOBURLAR, CUMBURLOP, TOMBURLAK, YUMBURLAK, BURLANMAK, KAMBURLUK, ABURLOBUT, NALBURLUK, OBURLAŞMA
COBURLAR, TABURLAR, SABURLAR, KUBURLUK, KUBURLUH, KALBURLU, GUBURLUK, BURLAGAN
OBURLUK, BURLESK
OBURLU
BURLA
BURL
BURL
Akçaağaç gibi bazı ağaç türlerinden elde edilen, üzerinde girdap şeklinde halka, kıvrım ve koyu renkli küçük lekeler bulunan kereste.
OBURLAŞMAK
Obur duruma gelmek.
KALBURLAMA
Kalburlamak işi.
KALBURLATMAK
Kalburdan geçirtmek.
KALBURLANMAK
Kalburdan geçirilmek.
KAMBURLAŞMAK
Kambur duruma gelmek.
KALBURLAMAK
Kalburdan geçirmek.
KAMBURLAŞMA
Kamburlaşmak işi.
BURBURLANMAK
Gürültü çıkarmak.
KAMBURLAŞTIRMAK
Kambur duruma getirmek.
MENDEBURLUK
Mendebur olma durumu.
KALBURLANMA
Kalburlanmak işi.
KALBURLATMA
Kalburlatmak işi.
LOMBURLOMP
Birdenbire, paldır küldür (gelmek için).
KAMBURLAŞTIRMA
Kamburlaştırmak işi.
GUBURLANMAK
Gururlanmak, böbürlenmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde BURL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EKİNOKOK
Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan bir tür tenya.
BAŞBAŞ
Pezevenk. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım.
ZORUNLULUK
Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma, mecburluk, mecburiyet, mecburilik, zaruret, ıztırar, zorunluk, zarurilik.
AYIGİLLER
Memeli etoburlardan, ayıları içine alan bir familya.
YÜKÜMLÜLÜK
Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlülük, yüküm, mükellefiyet, mecburluk, mecburiyet.
ÇAKAL
Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.
ELLEÇLEME
Gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi, yerinin değiştirilmesi, büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması, kapların yenilenmesi veya tamiri, havalandırılması, kalburlanması, karıştırılması.
GABUR
Fazla dallanıp budaklanmayan bir cins orman ağacı: Kestiğim gaburlarla evin önüne çit ördüm. Yanyana getirilen tahtaların çivilendiği, tutturulduğu tahta parçası.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
ELLEFCİ
Buğday, arpa gjbi tahılı kalburla temizleyen.
ÇALKAR
Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç, çalkağı, çalkak.
HIRDAVATÇILIK
Hırdavatçının yaptığı iş, nalburluk.
KOKARCA
Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince, uzun bir kürk hayvanı (Mustela putorius).
BAŞBAŞI
Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım.
ETÇİLLER
Etoburlar.
OBURLAŞMA
Oburlaşmak işi.
KIZAK
Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
APOFİZİS
Yumru, şiş, kamburluk.
ASLANGİLLER
Kedi cinsinden olan bütün etoburları içine alan hayvan familyası.